Discover
Sibel Yücesan ile İyiden İyiye
73 Episodes
Reverse
Hayatın koşturmacası içinde durup kendimize o en temel soruyu sormayı unuttuğumuz oluyor mu: "Gerçekten neye ihtiyacım var?"
Bu bölümde, bir kadının ruhsal derinliklerinden gelen o sessiz ama güçlü sesi dinliyoruz. Beklentilerin, rollerin ve gündelik telaşların ötesinde; şefkate, anlaşılmaya ve en çok da kendine dönmeye dair samimi bir iç döküş. Kendi ihtiyaçlarımızı fark etmenin, iyileşmenin ve yeniden başlamanın gücünü birlikte keşfediyoruz.
Kendi sesinizi duymaya hazır mısınız?
yiden İyiye podcast serisinin bu bölümünde Sibel Yücesan, EMCC Türkiye çatısı altında birlikte çalıştığı, finans geçmişini koçluk ve wellbeing uzmanlığıyla harmanlayan sevgili Dilek Karaca Bali'yi ağırlıyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 6 kişiden birinin kendini yalnız hissettiği bir çağda, "esenlik" (wellbeing) kavramı sadece fiziksel bir aktiviteden çok daha fazlasını ifade ediyor. 2026 yılı perspektifiyle wellbeing dünyasını masaya yatırdığımız bu sohbette şu sorulara yanıt arıyoruz:
• Wellbeing vs. Wellness: Aradaki o ince çizgi nedir?
• Health-span: Ömrümüzü sadece uzatmak değil, kaliteli ve sağlıklı geçirmek için ne yapmalıyız?
• Teknolojik Veriler: Akıllı saatlerin sunduğu uyku skorları bir farkındalık aracı mı, yoksa yeni bir performans baskısı mı?
• Öz Şefkat: Hayallerimiz ve rutinlerimiz arasındaki dengeyi nasıl kurarız?
Siz de kendi iyi oluş yolculuğunuzda durup bir nefes almak ve "Joy-span" (hayattan keyif alma süresi) kavramını hayatınıza dahil etmek isterseniz bu sohbet tam size göre.
Keyifli dinlemeler! ✨
Duygusal İhmale Var Çare: İyileşme Reçetesi ve Mikro Şefkat
Duygularınızın halı altına süpürüldüğü, "bir şeyin yok" denilerek geçiştirildiği anlarda ne hissediyorsunuz?
Sibel Yücesan ile İyiden İyiye'nin bu bölümünde, 2025'te teşhisini koyduğumuz "Duygusal İhmal" konusunun çözüm yollarına odaklanıyoruz. Sorun bizde mi, yoksa karşılanmayan ihtiyaçlarımızda mı?
Bu bölümde; kendimize uyguladığımız duygusal ihmali fark etmeyi, "Duygu-İhtiyaç-Yanıt" üçlüsüyle kendi iç sesimizi dönüştürmeyi ve ilişkilerimizde beklenti yönetimini konuşuyoruz. Sibel Yücesan, suçlama veya yargılama olmadan, "mikro şefkat" adımlarıyla görünmez yaraları nasıl sarabileceğimizi anlatıyor.
Bölümde Öne Çıkanlar:
• ✨ İyileşme "görünmekle" başlar.
• ✨ Kendi kendine yetmek zorunda değilsin: Destek istemenin normalleşmesi.
• ✨ Kurumsal hayatta ve ilişkilerde net sınırların önemi.
• ✨ Zihni "yokluk" yerine "varlık" algısına alıştırmak.
Kendinize bir dost gibi yaklaşmak ve iyileşme yolculuğunda ilk adımı atmak için kulaklığınızı takın. İyi dinlemeler!
2026'nın ilk bölümünde kurumsal esenlik (wellbeing) dünyasındaki değişimi konuşuyoruz. Sibel Yücesan, bu yıl işverenlerin ajandasında yer alan ancak çalışanların hayatına ne kadar dokunduğu tartışmalı olan konuları ele alıyor.
Artık sadece "sağlıklı yaşam" değil; finansal yeterlilik, yalnızlıkla mücadele ve liderlik samimiyeti konuşuluyor.
• Şirketler esnekliği nasıl yeniden tanımlıyor?
• "Para = Anlam" denklemi çalışan psikolojisini nasıl etkiliyor?
• Liderlerin tavrı esenliği nasıl baltalıyor ya da yüceltiyor?
Kurumsal trendlerin vizyondan mı yoksa hayatta kalma refleksinden mi doğduğunu sorguladığımız bu bölümü kaçırmayın.
Keyifli dinlemeler!
İyiden İyiye podcast serisinin 2025 yılındaki bu son kaydında, Sibel Yücesan ile sakin bir köşeye çekiliyor ve yılı kapatırken heybemizde kalanlara bakıyoruz.
Bir yıl biterken yapılan klasik muhasebelerin ötesinde; bu bölüm hızlanmak yerine yavaşlamanın, rutinlerin ötesinde kendi ritmini bulmanın ve hayatı biraz "tiye alabilmenin" hafifletici gücüne odaklanıyor.
Bu bölümde cevaplarını aradığımız ve "kulağımıza küpe olan" bazı başlıklar:
• İnsan insanın kurdu mudur, yoksa yurdu mu? İlişkilerin çift yönlü doğası.
• "Sen ne dersen de" diyebilmek: Akışa güvenmek ve kontrol edemediklerimizi kabullenmek.
• 2026 Manifestosu: Neden bu yıl performans ve hız değil de "derinleşme" yılı?
• Rutinlere sıkışıp kalmadan, bedenin ve ruhun ritmini duyabilmek.
• Ciddiyetin dozunu ayarlamak: Hayatı biraz "tiye almanın" iyileştirici etkisi.
2026'ya girerken gürültüden uzaklaşıp iç sesini duymak isteyenler için, esenlik dolu bir veda ve merhaba sohbeti.
"Dünya üzerindeki mülkiyetin sadece %1'ine kadınlar sahip. Bu dengesizliği girişimcilikle aşabiliriz ama kendimizi tüketerek değil."
Sibel Yücesan ile İyiden İyiye'nin bu bölümünde, girişimcilik yolculuğunda "iyi olma halini" (wellbeing) masaya yatırıyoruz. Girişimcilikte başarının sadece finansal tablolara değil; zihin, beden ve ruh dengesine bağlı olduğunu konuşuyoruz.
Bu bölümde öne çıkan başlıklar:
🎙️ Oksijen Maskesi: Başkalarına yardım etmeden önce neden kendimizi sağlam tutmalıyız?
🎙️ Enerji Yönetimi: Zamanı değil, enerjinizi yönetin. Sizi şarj eden ve pilinizi tüketen unsurları nasıl ayırt edersiniz?
🎙️ 3 Kişi Kuralı: Hayatınızdaki en önemli 3 kişi kim? Listede siz yoksanız, neden hemen eklemelisiniz? 🎙️
Stres ve Duygu Yönetimi: Zor zamanlarda "çukurdan çıkış" stratejileri nelerdir?
Kendini unutan, sürekli koşturan ve "denge" arayışında yorulan tüm girişimci kadınlar için bir rehber niteliğindeki bu bölümü kaçırmayın.
Keyifli dinlemeler!
#Girişimcilik #KadınGücü #Wellbeing #SibelYücesan #Podcast
İyiden İyiye Podcast serisinin yeni bölümünde Sibel Yücesan, görünmeyen ama derinden hissedilen bir konuya, "Duygusal İhmal"e ışık tutuyor.
Birisi bize "Nasılsın?" diye sorduğunda gerçekten nasıl olduğumuzu anlatıyor muyuz, yoksa geçiştiriyor muyuz?. Bu bölümde, sadece başkaları tarafından değil, bizzat kendimiz tarafından nasıl duygusal ihmale maruz kaldığımızı konuşuyoruz. Çocukluktan iş hayatına, partner ilişkilerinden kişinin kendisine ördüğü duvarlara kadar duygusal ihmalin haritasını çıkarıyoruz.
Bu bölümde neler var?
• Duygusal İhmal Nedir? Duyguların görülmemesi, onaylanmaması ve ciddiye alınmaması durumu.
• İlişkilerde İhmal: Yan yanayken yalnız hissetmek, kriz anlarında desteğin olmaması ve duygusal mesafeler.
• İş Hayatında İhmal: Yöneticilerin sadece hataları görüp çabayı görmezden gelmesi ve "güçlü görünme" baskısı.
• En Büyüğü: Kendini İhmal: Kendi duygularımızı küçümsemek, ihtiyaçlarımızı ertelemek ve sürekli kendimizi yargılamak.
Duygusal ihmal sessizdir ama etkisi yüksektir. İyileşme ise "görmekle" başlar. Kendinize bir adım atmak için bu bölümü kaçırmayın.
"Bunu yapamam," "Beynim almıyor," "Hata yapmaktan korkuyorum"... Bu sesler size ne kadar tanıdık geliyor? Günlük hayatımızda sıkça duyduğumuz bu cümleler, aslında potansiyelimizi kısıtlayan "sabit zihnin" fısıltılarıdır.
Bu bölümde Sibel Yücesan, hataları bir tehdit olarak gören "sabit zihin" ile hataları bir geri bildirim ve öğrenme fırsatı olarak kucaklayan "öğrenen zihin" arasındaki savaşı mercek altına alıyor.
• Örnek vakalar üzerinden iki zihin yapısının farkları neler?
• "Yapamam" cümlesinin sonuna ekleyeceğiniz sihirli "henüz" kelimesi beynimizde neleri değiştirir?
• Zihnimizi bir kas gibi geliştirmek için hangi günlük pratikleri (hata günlüğü, küçük zaferleri kutlama) uygulayabiliriz?
• Neden "Neden olmadı?" yerine "Nasıl olabilir?" diye sormalıyız?
Zihninize merakla bakmaya ve denemeye razı olmaya hazırsanız, bu sohbet size ilham verecek.
Sana dayatılan "oyunun kurallarını" değiştirmek mümkün mü? Evet, eğer hayat pusulan olan 'değerlerini' biliyorsan.
Değerler, hedefler gibi ulaşıp biten şeyler değil; senin kurallarını belirleyen, tükenmeyen bir "olma halidir".
Bu bölümde: 👉 Değerlerimize uygun yaşamadığımızda hissettiğimiz içsel sıkıntı ve huzursuzluk. 👉 Adaletli veya dürüst olmanın bazen "rahatsız edici" olarak görülmesi ve bununla başa çıkma. 👉 Aileden gelen "ezber değerler" ve kendi otantik değerlerimizi seçebilme olgunluğu.
konularında içgörü ve yeni bakış açıları seni bekliyor. 🎧 Kulağını ver, kendi kurallarını yazmaya başla.
Kalp kırıklığı…
Sonsuz bir duygusal süreç mi? Yoksa çağımızın bilimsel gelişmeleriyle daha yönetilebilir bir hale mi geldi?
Bu bölümde:
• Travma sonrası iyileşmede teknolojik araçlar
• Terapi uygulamaları ve dijital destekler
• Yalnızlık çağında bağ kurmanın yolları
konularında içgörü ve yeni bakış açıları seni bekliyor.
🎧 Kulağını ver, kalbine dokun.
Kendi hayatımızın başrolünde olmak kulağa çok cazip geliyor. Ancak bu rol, sürekli bir sahne ışığı altında olmayı, her an yeni zorluklarla karşılaşmayı ve tüm kararların sorumluluğunu almayı gerektiriyor. Bu rolü üstlenmek, aynı zamanda başkalarının hayatında da bir 'başrol oyuncusu' gibi davranmayı, yani onların kararlarına ve hikayelerine yön vermeyi beraberinde getirir mi?
🎙️ Bu bölümde, ana karakter olmanın eğlenceli yanlarını (özgürlük, yaratıcılık) ve tehlikeli yanlarını (yalnızlık, baskı) masaya yatırıyoruz. Ana karakter olmakla, çevremizdeki insanların hikayelerine saygı duymak arasındaki ince çizgiyi keşfedeceksin. Sen de kendi hikayeni yazmaya hazır mısın?
Bazen hayat öyle bir noktaya gelir ki, “Battı balık yan gider” demekten başka çare kalmadığını düşünürüz.
Ama gerçekten öyle mi? Bu bölümde Sibel Yücesan; umudu, direnci ve yeniden başlamanın yollarını ele alıyor.
🎙️Sibel Yücesan ile İyiden İyiye'nin bu bölümünde, zorluklarla mücadele ederken içimizdeki gücü nasıl canlı tutabileceğimizi keşfedeceksiniz.
Zihin bazen en iyi dostumuz, bazen de en güçlü rakibimiz olabilir. Bu bölümde; zihinsel oyunların farkına varmayı, onları yönetmeyi ve yaşamı daha dengeli yaşamanın yollarını ele alıyoruz.
Kendi iç sesini yumuşatmak, zihinsel tuzaklardan özgürleşmek ve daha güçlü bir farkındalık geliştirmek isteyenler için ilham verici bir sohbet.
Zihnimiz bazen bizi ileri taşıyan, bazen de engelleyen “haylaz dost” gibidir.
Bu bölümde, zihnimizin oyunlarını fark ediyor, onunla daha bilinçli bir ilişki kurmanın yollarını konuşuyoruz.
“Yarın Başlarım”… Hepimizin hayatında defalarca söylediği bir cümle. Ertelediğimiz kararların, yarım kalan hedeflerin ve cesaret edemediğimiz adımların ardında neler var?
Bu bölümde Sibel Yücesan, ertelemenin psikolojisini, hayatımıza etkilerini ve nasıl aşabileceğimizi samimi bir sohbetle ele alıyor.
Kendini erteleme döngüsünde bulan herkes için ilham verici bir bölüm.
Farkındalık, dönüşümün ilk adımıdır. Ama çoğu zaman bir yerde takılırız: “Farkındayım da… ne oldu şimdi?”
Bu bölümde Sibel Yücesan, farkındalığı sadece bir kavrayış olarak bırakmamak; onu yaşamın içine taşımak için atılabilecek adımları paylaşıyor. Dinlerken, fark edişin ötesine geçmek için ilham bulacaksınız.
Şefkat, başkalarına sunduğumuz en kıymetli armağanlardan biridir. Ama unutmamamız gereken bir şey var: Kendimize uzatmadığımız şefkat, zamanla tükenir.
Bu bölümde Sibel Yücesan, şefkatin dengesini, kendimizi koruma yollarını ve sağlıklı sınırlar koymanın önemini anlatıyor.
Zor zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey belki de şefkat… Bu bölümde Sibel Yücesan, şefkatin kalbimizde ve ilişkilerimizde nasıl bir iyileştirici güç taşıdığını anlatıyor. Dinlerken, kendinize ve sevdiklerinize uzatacağınız görünmez bir can simidi bulacaksınız.
#İyidenİyiye #SibelYücesan #esenkaliyiyönet
Gündem karmaşık, zihin yorgun…
Bazen yalnızca durmak, bir nefes almak ve kalabalığın içindeki sessiz alanı bulmak isteriz.
Bu bölümde Sibel Yücesan, hayatın içindeki kaotik anlarda içsel huzur alanlarını nasıl yaratabileceğimizi anlatıyor.
Büyük değişimlerin, belirsizliklerin ortasında küçük sığınaklar mümkün mü?
Cevabın içinde olduğu bir yolculuğa çıkıyoruz.
Vedalaşmak, bir son değil; bazen hafifliğe açılan bir kapıdır…
Bu bölümde, yaş almanın beraberinde getirdiği vedaları, kabullenişi ve sadeleşmeyi konuşuyoruz. Hayatın farklı dönemlerinde bırakmayı öğrendiğimiz şeyler –rollerimiz, beklentilerimiz, insanlar– bizi nasıl dönüştürür?
Hazırsan, derin bir iç ses yolculuğuna çıkıyoruz.























