Discover
MyMecra Podcast
732 Episodes
Reverse
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; kelamullah olan Kur'an-ı Kerim'in iniş sürecini, vahyin sarsıcı ağırlığını ve günümüzde çokça sorulan "Anlamadan Kur'an okumanın faydası var mıdır?" sorusunun cevabını gönül diliyle anlatıyor. Sohbet, Kur'an'ın doğrudan Allah'ın kullarıyla konuşması olduğu gerçeği ekseninde; ayetlerin aslına sadık kalarak, Allah Resûlü'nün (s.a.v.) telaffuz ettiği gibi okunmasının bir ibadet ve zikir olduğu hikmetini mercek altına alıyor.Programda, vahiy gelirken Peygamber Efendimiz'in yaşadığı manevi ve fiziki haller; devenin çöktüğü, Hz. Ali'nin ayağının ezildiği o olağanüstü anlar ile azap ayetlerinin Peygamberimiz'i nasıl ihtiyarlattığı derinlemesine işleniyor. Demirbağ, Bi'ri Maûne olayında 70 hafızın şehit edilmesiyle Kur'an'ın yazıya geçirilme serüvenini ve dünyanın dönüşü sayesinde yeryüzünde her an kesintisiz Kur'an okunduğu gerçeğini vurguluyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🐪 Vahyin Ağırlığı: Ayetler inerken devenin çökmesi ve Hz. Ali'nin Peygamberimiz'in ayağının altındaki o tarifsiz ağırlığı hissetmesi.💔 70 Hafızın Şehadeti: Kur'an'ı ezbere bilen 70 Hafız sahabinin Bi'ri Maûne'de pusuya düşürülerek şehit edilmesi ve ayetlerin yazıya geçirilmesi.🕋 Kabe Duvarındaki Şiirler: Müşrik şairlerin bile Kur'an'ın mucizevi anlatımı karşısında utanıp kendi şiirlerini Kabe'den indirmeleri.🤲 "Ey İman Edenler" Sırrı: Kur'an'ın sadece anlayanlara değil, Veda Hutbesi'ndeki gibi tek kelime Arapça bilmeyen binlerce insana sadece iman şartıyla hitap edebilmesi.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Anlamadan okumanın ne faydası var?" diyerek zihni bulananlara, Kur'an'ı bir imtihan metni değil, bir iman mektubu olarak görenlere bir çağrı. Aklın sınırlarını aşıp, kalbin antenleriyle Allah'ın kelamını dinlemeye davet...Gelin, bu hayati meseleyi ve Kur'an'ın eşsiz mucizelerini beraber dinleyelim.
Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, modernitenin sunduğu şatafatlı yaşam ve ekranların alıkoyucu dünyası karşısında, Ramazan'ın o asude iklimine nasıl sığınacağımızı konuşuyoruz. İnsanın kendi kendine kalmaktan korktuğu bu çağda, telefonu bir kenara bırakıp kalbimize dönmenin, tefekkür ve zikrullah ile yalnız kalabilmenin yollarını arıyoruz.Ramazan, ruhumuza ferahlık veren, kalbimize safiyet lütfeden bir sükûnet ayıdır. Ancak günümüzde hızla akan hayatın , dikkatimizi dağıtan kaydırmalı ekranların ve başkalarının yazdığı dünyevi senaryoların gölgesinde hakikati arıyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Telefonları Kapatmak: Çağdaş insanın en büyük sınavı olan cep telefonlarını ve küreselcilerin dünyasını bir kenara bırakıp , hutbeye, tezekküre ve tefekküre odaklanma zarureti.🔸 Gökyüzünde İftar: Bodrum'a uçakla seyahat ederken yanındaki hurma ve zemzemle 15-20 kişiye iftar açtıran, Ümre'den dönmüş Hacı teyzenin o samimi hatırası.🔸 Muhabbetin Can Suyu: Paramız olmasa bile bir tebessümle, bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla, bir menkıbeyle veya bir çocuğun başını okşayarak insanlara hizmet etmenin kıymeti.🔸 Dilin Sınavı: "Eline, beline, diline" düsturunda, el ve belin zaten kırmızı çizgi olduğu , asıl zor olanın "ele geleni yersin, dile geleni dersin" tehlikesine karşı dile sahip çıkmak olduğu gerçeği.🔸 Kalbin Tatmini: Zikrullah ile dolan bir kalbin, artık başka hiçbir şey isteyemez, aklına bile getiremez hale gelecek kadar derin bir doyuma ulaşması.Bu sohbet, sadece eski günlere dair bir Ramazan nostaljisi değil ; hız çağında kendi kendimizle baş başa kalabilmenin ve anın kalitesini artırabilmenin bir reçetesidir. Bazen otobüste uzatılan bir hurma , bazen susmayı bilmek , bazen de her yerin efsunlu sükununda gece tefekküre dalmak…. İnsan, bu hikmetli sözleri dinledikçe, modernitenin sınırlarının dışına çıkmanın ve gönlü zenginleştirmenin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin, vaktin sahibine sığınarak iç dünyamıza doğru sakin bir yolculuğa çıkalım.
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; Kötülük problemi neden İslam düşüncesinde Batı'daki kadar yakıcı bir mesele olmadı?Allah kötülüğü biliyorsa, gücü yetiyorsa ve iyiyse neden engellemiyor?Bu soru gerçekten Allah'ın varlığını çürütür mü, yoksa insanın Allah'ı insan gibi düşünme hatasından mı kaynaklanıyor?Bu bölümde;🧠 Kötülük probleminin klasik üçlü formu (mutlak kudret + mutlak bilgi + mutlak iyilik) neden muhal bir sonuca götürüyor?⚖️ Allah'ın "mucip bizzat" mı yoksa "faili muhtar" mı olduğu tartışmasının bu soruya nasıl farklı cevaplar verdiği🔥 Mutezile, Eş'arî ve Mâturîdî bakışlarının kötülük meselesine yaklaşımı🛡️ "Herkes tanrı olsaydı kötülük olmazdı" iddiasının aklen neden çöktüğü🌍 Kötülüğün aslında "Adem" (Allah'tan uzaklık) olduğu metafizik bakış📿 Ahiret denkleme girince dünyanın bütün adaletsizliklerinin neden "sonsuz karşısında sıfır" hale geldiğiİnternet forumlarında "Allah varsa neden çocuklar ölüyor?" diye başlayan tartışmaların, aslında çoğu zaman antropomorfik (insan biçimci) bir Tanrı tasavvurundan kaynaklandığını gösteriyoruz.Bu videoyu izledikten sonra kader ve kötülük meselesine bakış açınız muhtemelen bir daha eskisi gibi olmayacak.Sizce kötülük problemi hâlâ güçlü bir itiraz mı, yoksa büyük oranda yanlış bir Tanrı tasavvurundan mı kaynaklanıyor?Düşüncelerinizi yorumlara yazın, uzun uzun tartışalım.Gelin, Beraber Yürüyelim...
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; günümüzün en büyük yaralarından biri olan boşanma konusunu ve aile kurumunun maruz kaldığı modern ve sinsi saldırıları gönül diliyle anlatıyor. Sohbet, Allah Resûlü'nün (s.a.v.) "Allah’ın en sevmediği helal, boşanmaktır" hadis-i şerifi ekseninde; eşlerin birbirine "elbise" oluşunun hikmetini ve yuvanın nasıl bir "hususi cennet" kalabileceğini mercek altına alıyor.Programda, modern medyanın ve dizilerin "özgürlük" adı altında boşanmayı nasıl teşvik ettiği, "Kocan aldatıyorsa sen de aldat" gibi zehirli mesajların toplumu nasıl bir "gizli kıyamete" sürüklediği derinlemesine işleniyor. Demirbağ, aşkın zikzaklı yapısına karşın merhametin bir ömür sürdüğü gerçeğini hatırlatarak; evliliğin asıl vitamininin sabır ve merhamet olduğunu vurguluyor.Bu bölüm sadece bir aile dersi değil; "Güler yüz sadakadır" düsturuyla, eşlerin birbirine "potansiyel düşman" değil, "Allah’ın emaneti" olarak bakmasının reçetesini sunuyor. Şeytanın en büyük hedefi olan aileyi korumak için, lekelenen "elbiseyi" atıp yenisini almak yerine, onu temizlemenin ve sabırla onarmanın manevi yolları anlatılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿💔 Allah'ın Sevmediği Helal: "Boşanmak caizdir ama Allah'ın en sevmediği helaldir" uyarısı. 🛡️ Elbise Metaforu: Kur'an'ın ifadesiyle eşlerin birbirinin ayıbını örten bir "üniforma" olması. 🌪️ Modern Tuzaklar: Boşanmanın "kendi ayakları üzerinde durmak" yalanıyla süslenip teşvik edilmesi. 🍬 Güler Yüzün Gücü: Evdeki soğukluğu kıran en büyük sadaka ve iletişim ilacı. ⏳ Aşk mı, Merhamet mi?: Aşkın geçiciliği karşısında aileyi ayakta tutan asıl güç: Merhamet.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Yuvayı yıkmak kolay, yapmak zordur" diyerek sabrı kuşananlara, eşini bir "rakip" değil, ahiret yoldaşı görenlere bir çağrı. Tahrip edilmiş gönülleri onarmaya, "kırılanı atmayıp tamir etmeye" ve evi yeniden "cennet bahçesi" yapmaya davet...Gelin, bu hayati meseleyi ve çözüm yollarını beraber dinleyelim.
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde; Japonya’dan dünyaya yayılan ve gençleri yıllarca odalarına hapseden "Hikikomori" sendromundan, yapay zekanın yaşlılığımıza etkisine; "alkış" kelimesinin tarihsel kökeninden dijital dünyada kaybettiğimiz "dayanıklılık" (resilience) kavramına kadar geniş bir yelpaze ele alınıyor. Akıllı huzurevlerinde son nefesimizi yapay zeka ile mi vereceğiz? Modern çağın getirdiği yalnızlık, bir tercih mi yoksa bir kaçış mı? Sanal alemde başkalarının ayıplarını arayan "dijital gladyatörlere" mi dönüştük? Dijitalleşme hangi boyutta olursa olsun, özümüzdeki cevher ancak iyilikle ve iradeyle açığa çıkar. Bu videoda:00:00 — Yaşlılıkta Bize Yapay Zeka mı Bakacak?00:50 — Hikikomori: 30 Yıl Odasından Çıkmayan İnsanlar02:07 — İnsan Zihnini İnşa Eden İnanç Prensipleri ve Ahlak03:36 — Külli İdrak ve İrade Sahibi Olmak05:16 — Modernizm İnsan Merkezli midir?07:42 — "Vakit Öldürmek" vs. Zamanın Kıymeti10:11 — İyilik Ertelenebilir Bir Şey Değildir12:02 — Sanal Alemde Kusur Aramak ve "Settar" Sıfatı13:11 — "Alkış" Kelimesinin Aslı ve Değişen Anlamı15:38 — Resilience (Dayanıklılık) ve Çabuk Vazgeçme Sorunu17:18 — Zihinsel Diyet: Dijital İçerik Piramidi18:48 — Dijital Detoks mu, Manevi Halvet mi? Bu videodan öğrenecekleriniz:• Toplumdan tamamen kopan Hikikomori gençliğinin psikolojisini, • "Alkış"ın aslında dua ve övgü demekken nasıl bir ego aracına dönüştüğünü, • Dijital dünyada sebat etmenin ve dayanıklılığın (resilience) neden azaldığını, • Dijital detoksun tasavvuftaki "halvet" ve "uzlet" kavramlarıyla farkını. Gelin, hakikati beraber düşünelim...Gelin, birlikte düşünelim.
Bu bölümde Serdar Tuncer; Cem Karaca'nın "Sevda Kuşun Kanadında" eseriyle hüzünlü ve derin bir giriş yapıyor, ardından sözü Türk savunma sanayiinin öncü ismi merhum Özdemir Bayraktar’ın ilham veren hayat mücadelesine getiriyor. Sohbet, başarının sadece imkan meselesi değil, bir "adanmışlık ve delilik" hali olduğunu çarpıcı hatıralarla ortaya koyuyor.Özdemir Bayraktar'ın bıyıklarını kesip sahaya inmesinden, Baykar'ın pes etme noktasına geldiği o kritik ana; bir üsteğmenin kantin paralarıyla İHA almak istemesinden, bürokratik engellere karşı verilen o büyük savaşa kadar pek çok yaşanmışlık bu videoda. Ayrıca programın sonunda, yakın zamanda kaybettiğimiz yazar Bülent Akyürek'e duyulan vefa ve hüzünlü bir kitap tavsiyesi de yer alıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎵 Müzik Dinleme Adabı: Müziği bir meşgaleye "çeşni" yapmak ile ona gerçekten vakit ayırıp "dinlemek" arasındaki fark.🚀 Başarının Formülü: "İlim, akıl, gayret, güç" dörtlüsüne eklenen tecrübe, istikrar ve hepsinden önemlisi "işinin delisi olmak."🪖 Özdemir Bayraktar'ın Azmi: Hastalığına rağmen helikoptere binerek Mehmetçik ile sahada omuz omuza çalışması.🛑 Engeller ve Sabotajlar: Terörle mücadelede geliştirilen çözümlerin (mayın sinyal kesiciler) nasıl engellendiği ve başarının önünün nasıl kesilmeye çalışıldığı.📞 Kaderi Değiştiren Telefon: Tam "Bu işi bırakıyoruz" denilen anda, Hakkari'den arayan Aydın Üsteğmen'in kantin parasıyla İHA talep etmesi ve tarihin akışının değişmesi.📚 Geriye Doğru İleri: Merhum yazar Bülent Akyürek'in ardından hüzünlü bir veda, "keşkeler" ve onun ömrünün hülasası olan son kitabı.Serdar Tuncer’in samimi anlatımıyla; milli teknoloji hamlesinin ardındaki "ruh"u, çekilen çileleri ve bir dostun ardından duyulan hüznü hissedeceğiniz dopdolu bir bölüm.Gelin, Biri Bir Gün'de gönül heybemizi dolduralım...Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; kader, özgür irade ve kötülük problemi gibi İslam düşüncesinin en derin ve en çok merak edilen teolojik meseleleri masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; "Allah ne yapacağımızı biliyorsa bizi neden yarattı?" veya "Kader varsa irademiz nerede?" gibi internet forumlarında sıkça karşılaşılan sorulara klasik cevaplar vermekten öte, bu soruların temelindeki mantık hatalarını ve hatalı Tanrı tasavvurlarını ifşa etmektir. İnsanın kendi sınırlı aklını merkeze alarak, zamandan münezzeh olan Allah'ı insan gibi düşünme (antropomorfizm) ve "Görüneni görünmeyene kıyas etme" (Kıyasül gayip al şahit) hatasına düşmesinin, konuyu bir çıkmaza sürüklediği vurgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Hatalı Tanrı Tasavvuru: Allah'ın bilmesi ile yaratması arasına zaman ve süreç koyan, insan biçimli Tanrı algısının mantıksal tutarsızlığı.⚖️ Kıyasül Gayip Al Şahit: İnsanın kendi işleyişinden yola çıkarak Allah'ın zatını ve iradesini kavrayabileceği zannının (antropomorfizm) eleştirisi.🔓 Özgür İrade ve Sorumluluk: İnsanın ahlaki bir fail olarak tanınması, metinlerdeki mükellefiyet vurgusu ve özgür iradenin "bedihi" (apaçık) bir gerçeklik oluşu.🛡️ Kaderin Psikolojik Gücü: Başarıda kibri, başarısızlıkta ve musibette ise depresyonu engelleyen, insanı dengeleyen (stabilize eden) kader inancının pratik faydaları.🚀 Tevekkül ve Eylem: İstişareden sonra teslim olmanın eylem kabiliyetini nasıl artırdığı ve kader inancının Gazze örneğinde olduğu gibi nasıl bir psikolojik direnç doğurduğu.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Kader inancını tartışmak mı bizi doğruya ulaştırır, yoksa kaderin sunduğu o büyük psikolojik ve ahlaki zeminde sağlam durabilmek mi? 🔔 Kelam fırkalarının derin tartışmalarından ziyade; kaderin İslam'ı çürütmediğini, aksine insanı hayata karşı daha dirençli kılan rasyonel bir sığınak olduğunu fark etmek isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; 17. yüzyılın en sarsıcı, en "renkli" ve cezbe dolu simalarından biri olan Niyazi-i Mısri Hazretleri’ni gönül dilinden anlatıyor. Program, Mısri’nin Malatya’dan başlayıp mürşidi Ümmü Sinan’ın kapısında kemale eren, oradan da Limni Adası’ndaki sürgün yıllarına uzanan çileli ama aşk dolu yolculuğunu mercek altına alıyor.Sohbette, "Sadıklarla olunuz" emr-i ilahisinin sırrı ve bir mürşidin manevi ikliminde "emzirilmenin" ne anlama geldiği derinlemesine işleniyor. Mısri’nin, mürşidinin ayağının tozuna yüz sürmesi ve aşkın olduğu yerde aklın nasıl devreden çıktığı; "Aşık adamı sorumlu tutamazsınız" hakikatiyle birleşerek anlatılıyor.Bu program sadece tarihi bir portreyi değil; "Dövene elsiz, sövene dilsiz" olmanın ve Taif’te taşlanırken bile dua eden Peygamber ahlakının, insanın "melekleşme" yolculuğundaki yerini hatırlatıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🌪️ Aşk ve Akıl: "Aşkın olduğu yerde akıl devreden çıkar" diyen cezbe hali.🚪 Manevi Emzirilme: Ümmü Sinan Hazretleri'nin kapısında yetişen bir ruh.⚖️ İki Farklı Meşrep: İbrahim Hakkı Hazretleri’nin temkini ile Niyazi-i Mısri’nin coşkunluğu arasındaki fark.💎 En Büyük İrfan: "Kişi noksanını bilmesi gibi irfan olmaz" düsturu.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Yunus durur söyleyen" diyerek hakikati şiire dökenlere, "Taşrada arama, can içindedir" diyen bir uyanışa davet. Malatya'dan Limni'ye uzanan hüzünlü ama ihtişamlı bir ömrün hikayesi...Gelin, bu "renkli" ve aşık ruhu beraber tanıyalım.
Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, gök kubbede hoş bir sadâ bırakan, sesiyle haramileri bile dize getiren büyük dayısı Hafız Sami Efendi’nin aziz hatırasına misafir oluyoruz. Filibe’den Dersaadet’e uzanan bir göç hikayesi, tekke ikliminden Edirnekapı’daki kabristanlara yansıyan bir teslimiyet ve dünya malını elinin tersiyle iten bir dervişlik...Bir zamanlar "ses", sadece kulağa değil, ruha da şifa idi. Şöhretin ve servetin peşinde koşmak değil, elindekini hiç düşünmeden sevdiklerine bağışlamak, "gönül yapmak" en büyük zenginlik sayılırdı.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Haramilerin Hürmeti: Gece vakti mezarlıkta yol kesen eşkıyanın, "Hafız Abi tanıyamadık, affet" deyip geri çekilmesi.🔸 Sarhoşun Feryadı: Vefatından sonra kapısına gelip "Ruhumuzu teselli ediyordun, bizi bırakıp nereye gittin?" diye ağlayan meçhul adam.🔸 Gönül Zenginliği: Bir paşa konağında kazandığı 200 altını, tek kuruşuna dokunmadan kız kardeşine ev alarak bağışlaması.🔸 Kuşların Zikri: Gece okuyuşlarında kafesteki kuşların da coşup ona eşlik ettiği o mistik atmosfer.🔸 Medine Yolları: Cebinde parası olmadan "Allah verir" teslimiyetiyle çıkılan ve sadece bir halı ile "Resulullah'ın selamı" getirilerek dönülen hac yolculuğu.Bu sohbet, sadece bir hafızın hayat hikayesi değil; eşkıyanın bile ilme ve sese hürmet ettiği, sarhoşun bile maneviyattan nasibini aradığı kayıp bir medeniyetin resmidir.Bazen bir mezarlık sessizliği, bazen bir sarhoşun gözyaşı, bazen de kuşların cıvıltısı…İnsan, bu güzel şahsiyetleri dinledikçe, dünyevi hırsların ne kadar boş, gönül yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin, sesin, sükûtun ve feragatin izinde birlikte yürüyelim.
Bu bölümde Serdar Tuncer; "İnsan kula nasıl muamele ederse, Allah da ona öyle muamele eder" hakikatini merkezine alarak, hem dünya hem de ahiret hayatımızı şekillendirecek sarsıcı bir formülü masaya yatırıyor. Sohbet, eski şarkılardaki ince manalardan yola çıkıp, insan ilişkilerinin en hassas noktası olan "hak-hukuk" meselesine, oradan da kalplerin sultanı İmam-ı Azam Hz. ile dervişlerin piri İbrahim Ethem Hz. arasındaki o muazzam diyaloğa uzanıyor.Sadece büyük manevi meseleler değil; günlük hayatın içinden nezaket kuralları da bu sohbette yerini buluyor. WhatsApp mesajlaşmalarındaki özensizlikten, trafikteki tahammülsüzlüğe; "Hürmetler dilerim" ifadesindeki dil yanlışından, büyüklere "muhabbetle" hitap etmenin adabına kadar, hayatın içinden ince ayarlar yapılıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:⚖️ Büyük Formül: Allah’ın sana cömert olmasını istiyorsan cömert ol, affetmesini istiyorsan affet, sevmesini istiyorsan sev.🤝 İmam-ı Azam Hz. ve İbrahim Ethem Hz.: Zahir ilminin zirvesi ile batın ilminin derinliği arasındaki hürmet ve "alacağından vazgeçme" dersi.⚠️ "Hakkım" Deme Tehlikesi: İnsan diğer kullardan hakkını zerresine kadar isterse, ilahi huzurda kendi hesaplaşması nasıl olur?📱 Dijital Adab: Tek tek (tık tık tık) atılan mesajların verdiği rahatsızlık ve doğru iletişim üslubu.🗣️ Dilin Zarafeti: "Saygı dilerim" değil "Saygı sunarım/ederim"; "Bilmukabil" kelimesinin doğru kullanımı.Serdar Tuncer’in samimi, bazen celalli ama hep muhabbetli anlatımıyla şekillenen bu sohbet; borç-alacak davası güdenlere ferah bir kapı aralarken, insan ilişkilerinde kaybettiğimiz zarafeti yeniden hatırlatıyor.Gelin, Biri Bir Gün'de gönül heybemizi dolduralım...Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin, “Bi' de Buradan Bak” programında bu bölümde Epstein dosyaları üzerinden Batı medeniyetinin "makyajını" siliyor ve güç odaklarının dokunulmazlığını masaya yatırıyor. Epstein skandalının sadece bir magazin olayı değil, küresel güç sisteminin bir özeti olduğunu anlatan bölümde; – İnsan hakları söylemi ile çocuk istismarı gerçeği arasındaki uçurum– Robert Kolej yöneticisinin Epstein ile para trafiği ve Türkiye bağlantısı– Clinton’dan Trump’a, filozoflardan prenslere uzanan suç ağı– WhatsApp ve teknoloji devlerinin "uçtan uca şifreleme" yalanı ve dijital gözetim– ABD siyasetini ve medyasını perde arkasından yöneten lobi faaliyetleri– "Batı bilimde ilerledi" diyerek ahlaki çöküşü görmezden gelmenin bedeli ele alınıyor.🔻 Öne Çıkan Mesajlar 🔻🎭 Vitrinde "Özgürlük", arkada "Vahşet"🇺🇸 Asıl İsrail, Amerika Birleşik Devletleri'dir📵 Dijital mahremiyet diye bir şey yok, hepsi gönüllü teslimiyet🏛️ Güç sahibiysen ahlaksızlığın "standart" sayılır📉 Batı hayranlığı, celladına aşık olmaktırGözümüzün önündeki "medeniyet" maskesine kanacak mıyız, yoksa arkasındaki çürümeyi görecek miyiz? Sadece lafa mı bakacağız, yoksa icraata mı?👉 Uyan, fark et, sorgula. Hakikati gör, öyle konuş.Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; "Yeni Ateizm"in ve internet forumlarının diline pelesenk olan "Kur'an bilimle çelişiyor" iddiaları, bilim tarihi ve İslami literatürün gerçekleri ışığında masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; sadece "Dünya düz mü?" veya "Sperm nerede üretilir?" gibi popüler sorulara cevap vermekten öte, bu itirazların arkasındaki sığ tarih bilgisini ve "Bilim Tarihi Miti"ni ifşa etmektir. Modern insanın, geçmişi "karanlık ve cahil", bugünü ise "her şeyi çözmüş" olarak gören kibirli bakış açısının (pozitivist tarih), metinleri anlamamızın önündeki en büyük engel olduğu vurgulanıyor.İslam alimlerinin yüzyıllar önce bildiği gerçeklerin bugün "yeni keşfedilmiş" gibi sunulmasının arka planı ve ateist argümanların aslında Kur'an'la değil, kendi kurguladıkları "hatalı Kur'an yorumlarıyla" savaştığı gerçeği cesurca sorgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🌍 Dünya Düz mü?: İslam alimlerinin asırlar öncesinden gelen "yuvarlak dünya" icması ve "bilim ilerledi din değişti" algısının tarihsel analizi.❤️ Akleden Kalp: Kur'an'daki "kalp ile düşünme" ifadesi anatomik bir hata mı, yoksa Galen'den beri bilinen felsefi bir metafor mu? 🧬 Tarık Suresi ve Anatomi: "Sperm bel kemiğinden mi gelir?" iddiasına karşı, antik dünyadaki testis (hüsye) ve hadım bilgisinin sunduğu tarihsel kanıt.🐪 Deve İdrarı Hadisi: Rivayetin genel bir emir değil tıbbi bir reçete oluşu ve modern tıptaki nahoş yöntemlerle (rektal tuşe) rasyonel kıyaslaması.📚 Bilim Tarihi Miti: Geçmiş insanları "cahil" sanan modernist kibrin , ayetleri ve hadisleri yorumlarken yarattığı körlük💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bir metni yargılarken "bilimsel hata" bulduğumuzu sanmamızın sebebi, metnin kendisi mi yoksa bizim bilim tarihine, dil sanatlarına ve felsefi kullanımlara olan derin yabancılığımız mı?🔔 Tefsir usulü, bilim tarihi ve kelam ekseninde; forum sitelerindeki ezberleri bozmak, "bilimsel" kılıflı hurafeleri görmek ve İslami birikimin entelektüel derinliğini fark etmek isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; 17. yüzyılın çalkantılı atmosferinde bir güneş gibi doğan, ilim ve irfanın "iki kanatlı" kartalı Niyazi-i Mısri Hazretleri’ni anlatıyor. Sohbet, Mısri’nin sadece hayat hikayesini değil; onun ruh dünyasını, "Vahdet-i Vücud" sırrına dair cesur söyleyişlerini ve insan kalbine verdiği o muazzam değeri mercek altına alıyor.Programda, Osmanlı’nın ihtişamlı yüzyıllarından duraklama devrine geçişi ve bu manevi kuraklıkta Niyazi-i Mısri’nin nasıl bir "ruh büyüğü" olarak ortaya çıktığı işleniyor. Mısri’nin, Yunus Emre’den devraldığı o sade ama sarsıcı diliyle; "Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş" diyerek acıyı nasıl şifaya dönüştürdüğü anlatılıyor.En çarpıcı nokta ise "Kalp Kırmak" bahsinde düğümleniyor. Kabe’nin inşası ile insan kalbi arasındaki o derin irtibat kurulurken; bir gönül yıkmanın, tasavvuf nazarında neden Kabe’yi yıkmaktan daha büyük bir felaket sayıldığı sarsıcı bir dille ifade ediliyor. "Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil" dizesinin ardındaki o ağır hakikat, izleyiciyi kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor.Bu sohbet, bizi sadece tarihi bir şahsiyeti tanımaya değil; aleme "tek bir yüz" olarak bakmaya ve "şah damarımızdan yakın" olan o sırrı keşfetmeye çağırıyor. Dışarıda aradığımızı içeride bulmanın, "Can içinde Canan"ı görmenin yollarını aralıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🦅 Zül Cenaheyn: Hem ilim hem irfan kanatlarına sahip bir derviş: Niyazi-i Mısrî🔥 Vahdet-i Vücud Sırrı: "Alem kamu bir yüzdürür" diyen o cüretkar bakış💔 En Büyük İsyan: Tasavvufta kalp kırmanın Kabe'yi yıkmakla eşdeğer tutulması📜 Yunus'un İzinde: "Niyazi'nin dilinden Yunus dürür söyleyen" hakikati💊 Derdin Derman Oluşu: Tasavvufta çile, bela ve manevi olgunlaşma✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Sağı solu gözler idim" diyerek hakikati uzaklarda arayanlara, "taşrada arama, can içindedir" diyen bir uyanış çağrısı. Gönül yıkmanın korkunç ağırlığını ve gönül yapmanın eşsiz huzurunu hatırlatan bir maneviyat durağı…Gelin, beraber hissedelim. Gelin, o "Can içindeki Canan"a kulak verelim.
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, modern insanın "panik ve telaş" sarmalında kaybettiği en büyük yetisini, yani "tefekkürü" ve karşı karşıya kaldığımız "idrak ölümü" tehlikesini masaya yatırıyoruz.Elimizdeki teknolojik imkanlar tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar fazlayken, neden İmam Şafii gibi kemiklere yazı yazan alimlerin derinliğine ulaşamıyoruz? Zihnimizi bir "ev" gibi korumamız gerekirken, onu nasıl algoritmaların cirit attığı bir "dükkana" ve "vitrine" dönüştürdük?Bu sohbet; Japon bir mühendisin örümcek ağında bulduğu ilhamdan, Batı’nın meditasyonla aradığı ama bulamadığı huzura; bisiklet sürmenin mekanik gerçekliğinden, dijital ekranların bizi soktuğu "maruz kalma" ve "çürüme" haline kadar geniş bir perspektif sunuyor. "Düşünmeyi başkasına havale ettiğimiz" bu çağda, aklımızı ve kalbimizi yeniden "diri" tutmanın yollarını arıyoruz.Hazırsanız, zihnimizdeki showroom'u kapatıp, kendi evimize dönelim.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Panik, telaş ve "derinleşememe" hastalığı01:00 İmam Şafii Örneği: İmkansızlıklar içinde medeniyet kurmak02:25 Japon Mühendis ve Örümcek Ağı: Aramak ve bulmak03:40 İrfan Ehlinin Tefekkürü: Düşüncenin "hal"e dönüşmesi05:20 İdrak Ölümü: Göz görüyor ama kalp hissediyor mu?06:10 Düşünmeyi Taşeronlaştırmak: Bizim yerimize kim düşünüyor?09:00 Batı'nın Meditasyon Arayışı neden çare olamıyor?11:40 Tehlikeli Çürüme: Seçmediğimiz içeriklere maruz kalmak12:25 Bisiklet vs. Akıllı Telefon: Eşyaya yabancılaşmak14:15 Zihin Evi mi, Reklam Vitrini mi? Evimizi dükkana çevirmek16:15 Teknoloji suçlu mu, yoksa biz mi iradesiziz?17:25 Kapanış – "Hakikat acıdır ama sonu selamettir."👥 Konuşmacılar: • Prof. Dr. Sadettin Ökten • Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün • Doç. Dr. Ahmet Murat Özel • Prof. Dr. Mehmet Görmez • Prof. Dr. Ömer Türker🧠 Bu videoda neler öğreneceksiniz?• "İdrak Ölümü" kavramı ve görsel kültürün aklımızı nasıl zayıflattığı.• Modern insanın meditasyon ve yoga ile aradığı "odaklanma" ihtiyacının kökenleri.• Teknolojinin bizi "kullanım değeri"nden "değişim değeri"ne nasıl sürüklediği.• Zihnimizi, onayımız olmayan verilerin toplandığı bir "showroom" olmaktan çıkarma yolları.• İmam Şafii ve Japon mühendis örnekleriyle; "yoklukta üretmek" ve "tabiatı okumak".• Hazır bilgi (malumat) ile gerçek tefekkür arasındaki yapısal farklar.🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, "idrak ölümü ve zihinsel işgal" meselesine birlikte yakından bakıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.
Bu bölümde Serdar Tuncer; "Bana 20 dakikanızı verin, hayatınızı kurtarayım" iddiasıyla başlıyor söze. Ancak bu kurtarış, sadece dünya hayatına dair değil; asıl yurdumuz olan ukba hayatına, sonsuzluğa uzanan bir reçeteyi içeriyor. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek dudaklarından dökülen ve her biri birer hayat ölçüsü olan 12 madde, kalbimizin derinliklerine işleniyor.Sohbet; insanı helaka sürükleyen gizli tehlikelerden, günahları silip süpüren kefaretlere; zor zamanlarda sığınılacak kurtarıcı limanlardan, kulun derecesini âlâ-yı illiyyîne yükselten o zarif amellere doğru akıyor. "Ameline güvenme" uyarısıyla nefsimizi sarsarken , "gizlide de Allah'tan korkmak" bahsinde insanı kendi tenhalarıyla, kimsesiz kaldığı anlarla yüzleştiriyor.İnsanın cimriliğe köle oluşundan , öfke anında dahi adaletten vazgeçmemenin ağırlığına ; marka tutkusunun malın bereketini nasıl kaçırdığından , soğuk suda alınan abdestin manevi sıcaklığına kadar hayatın içinden, bizden meseleler ele alınıyor. Serdar Tuncer, bilinen ama yaşanmayan, duyulan ama hissedilmeyen doğruları, kalbe dokunan üslubuyla yeniden hatırlatıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:⚠️ Helak Eden 3 Tuzak: İtaat edilen cimrilik, nefsin kötü arzuları ve insanın kendi ameline güvenmesi.🛡️ Kurtarıcı 3 Liman: Öfkeliyken de adil olmak, varlıkta ve yoklukta iktisat etmek, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmak.💧 Günahları Silen 3 Amel: Zorlukta (soğukta) güzel abdest almak, namazdan sonra diğer vakti beklemek ve cemaate devam etmek.✨ Derece Yükselten 3 Güzellik: Yemek yedirmek, selamı yaymak ve herkes uyurken gece namazına kalkmak.Serdar Tuncer’in kendine has, sakin ve düşündürücü anlatımıyla şekillenen bu sohbet; izleyeni korku ile ümit arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Sadece dinlenen değil, yaşanması gereken bir "hayat kurtarma" kılavuzu sunuyor.👉 Bu bölüm; "Nerde hata yapıyorum?" diye soran, günahlarının ağırlığından kurtulmak isteyen ve Peygamberî bir reçeteyle hayatına çekidüzen vermeyi arzulayan herkes için samimi bir çağrı…Gelin, Biri Bir Gün'de buluşalım...Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; bilim felsefesi, nedensellik ilkesi ve modern Müslümanın tarihle yüzleşirken yaşadığı psikolojik travmalar ele alınıyor.Bu bölümde mesele; bilimin dini çürüttüğü iddiasını cevaplamaktan öte, bilimin bizzat "yapılabilir" olmasının Allah'ın varlığına en büyük delil olduğunu görmektir. "Evrende kaos var" diyen popüler söylemlerin tutarsızlığı, fizik yasalarının aslında ne olduğu ve nedenler serisinin sonsuza gidemeyeceği gerçeği üzerinde derin bir yolculuğa çıkıyoruz.Modern insanın bilim tarihine dair ezberlediği mitlerin (Galileo ve Pisa Kulesi gibi) aslında nasıl bir kurgu olduğu ve Müslümanların modernite karşısındaki "aşağılık kompleksi"nin kökenleri cesurca sorgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧱 Teselsül ve Nedensellik: Bir neden serisi sonsuza kadar gidebilir mi? Sadece elini kaldırmak veya konuşmak bile Allah'ın varlığını (Vacibül Vücut) nasıl ispatlar?🌀 Kaos vs. Düzen Yanılgısı: Evrende gerçekten kaos var mı, yoksa biz anlayamadığımız düzene mi kaos diyoruz? Celal Şengör'ün iddiasına felsefi bir cevap.📉 Yenilmişlik Psikolojisi: "Babam body yapsaydı dayak yemezdik" metaforu ne anlatıyor? Tarihselcilik ve modernizm hayranlığı, aslında geçmişten utanan bir "evlat" psikolojisi mi?🔭 Bilimsel Mitoloji: Galileo Pisa Kulesi deneyini gerçekten yaptı mı? Newton fiziği ve "sürtünmesiz ortam" kabulü inanca ne kadar benziyor?📐 Matematiğin Mucizesi: Zihnimizde kurguladığımız soyut matematik, dış dünyadaki fiziksel gerçeklikle nasıl kusursuz bir uyum sağlıyor?💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bilim yapabiliyor oluşumuz, evrenin arkasında bir "Zorunlu Varlık" olduğunu göstermez mi? Ve bizler, inancımızı savunurken aslında sadece modern dünyanın galibiyetine duyduğumuz hayranlığı mı gizliyoruz?🔔 Bilim felsefesi, kelam ve sosyolojik tespitler ekseninde; "bilimsel" denilen ezberleri bozmak, inancın rasyonel zeminini anlamak ve kendi tarihiyle barışmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; İslam’ın modern dünyaya, bilime ve hakikat algısına dair sunduğu köklü eleştiriler ve teklifler ele alınıyor.Bu bölümde mesele; bilimi reddetmek değil, bilimin sınırlarını ve "kesin bilgi" iddiasının zayıflığını anlamaktır. Modern insanın her şeyi bildiğini zannettiği bir çağda; aklın kapasitesi, maddenin gerçekliği ve algılarımızın bizi nasıl yanılttığı soruları etrafında derin bir yolculuğa çıkıyoruz.Bilimsel bilginin neden her zaman "eksik" kalmaya mahkum olduğu, maddenin %99'unun aslında boşluktan ibaret olduğu ve "yalan dünya" tabirinin kuantum fiziğinden tasavvufa uzanan köprüleri üzerinde duruluyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Bilimin Sınırları: Tümevarım yöntemi neden bize mutlak doğruyu vermez? (Siyah Kuğu Problemi)🔬 Maddenin İllüzyonu: Dokunduğumuz her şey aslında bir boşluk mu?🛠️ Akıl ve Vahiy Dengesi: Akıl bir "çekiç" ise, hayatı inşa etmek için gereken "plan" nedir? Aklın yetmediği yerde İslam ne söyler?⏳ Değişim Problemi: Bir saat önceki "siz" ile şimdiki "siz" aynı mısınız? Akıp giden maddede sabit olan nedir?🌌 Hakikat vs. Silüet: Dünyayı karanlık bir odadaki silüetler gibi mi görüyoruz? Yaşlandıkça ve ışık arttıkça değişen gerçeklik algısı.📖 İslam’ın Varlık Tasavvuru: Mümkün, muhal ve zorunlu kavramları üzerinden hayatı yeniden okumak.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bilimin her şeyi çözdüğüne inandığımız bu çağda, aslında sadece maddenin "boşluğunu" mu kutsuyoruz? İslam, bu boşluğun ötesindeki "hakikat" için bize hangi anahtarı sunuyor?🔔 Bilim felsefesi, teoloji ve modern fizik ekseninde; ezberleri bozmak, yerleşik kabulleri sorgulamak ve varlığa bambaşka bir pencereden bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, bilginin parmaklarımızın ucunda olduğu bir çağda neden giderek daha "cahil" hissettiğimizi ve dijital dünyanın bizi nasıl birer "tüketim öznesi"ne dönüştürdüğünü ele alıyoruz. Arama motorlarının ve yapay zekanın sunduğu devasa malumat yığını içinde, gerçek "hikmet"in izini sürüyoruz.İnternet bize her şeyi sunuyor gibi görünse de, aslında bizden çok şey götürüyor: Saatlerimizi, çocuklarımızı, tercihlerimizi ve en önemlisi özgür irademizi. Teknolojinin mucitlerinin bile kendi icatlarından şüphe duyduğu bu çağda; cehalet mühendisliğine karşı zihnimizi nasıl koruyacağımızı, "bilgi" ile "malumat" arasındaki o ince çizgiyi ve kadim medeniyetimizin "akıl" tariflerini yeniden hatırlıyoruz.Bu sohbet, algoritmaların çizdiği sınırların dışına çıkmaya, dijital gürültünün içinde hakikati aramaya ve zihinsel bir özgürleşmeye davet niteliği taşıyor.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Arama motorları ve tüketim öznesi olmak01:45 Malumat çokluğu neden cehalet getirir?03:20 Cehalet Mühendisliği: Bilinçli olarak nasıl cahil bırakılıyoruz?05:10 İnternette hakikat aranır mı? Google’ın gizli niyetleri07:45 2000 sonrası nesil ve "Sanal Hakikat" algısı10:15 Tim Berners-Lee’nin pişmanlığı ve internetin esareti12:30 Akl-ı Meaş ve Akl-ı Mead: İki farklı akıl, iki farklı dünya15:10 Dijital dünyada "hikmet" sahibi olmak mümkün mü?17:20 Kapanış – Teknolojiyi sorgulama ehliyeti👥 Konuşmacılar:• Prof. Dr. Sadettin Ökten• Prof. Dr. Erol Göka• Prof. Dr. Mehmet Görmez• Prof. Dr. Ömer Türker• Dr. Mustafa Merter• Dr. Savaş Ş. Barkçin• Doç. Dr. Ahmet Murat Özel🧠 Bu videoda neler öğreneceksiniz? • Dijital dünyada "özne" kalabilmenin yolları. • Malumat (enformasyon) ve Hikmet (bilgelik) arasındaki temel farklar. • Arama motorlarının bizi nasıl birer "müşteri" olarak kurguladığı. • Modern dünyanın "Cehalet Mühendisliği" teknikleri. • Kadim geleneğimizdeki akıl kavramlarının dijital çağa izdüşümü. • Teknolojiyi bilinçsizce kullanmanın getirdiği manevi riskler.🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, "bilgi kirliliği içinde hakikat arayışı" meselesine birlikte yakından bakıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde;İslam, özgürlük, akıl ve modern dünya üzerine yerleşik kabuller yeniden sorgulanıyor.Bu bölümde mesele; İslam’ın “geri” ya da “çağ dışı” olup olmadığı tartışmasından çok,özgürlük nedir, akıl nasıl tanımlanır ve bu kavramları kimin ölçüleriyle konuşuyoruz? soruları etrafında ele alınıyor.Batı merkezli düşünme biçiminin, farkında olmadan zihinlerimize nasıl bir çerçeve çizdiği;İslam’ın ise bu dünyaya, insana ve hayata dair bambaşka bir teklif sunduğu üzerinde duruluyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Özgürlük yanılgısı: Modern dünyanın sunduğu özgürlük anlayışının sınırları ve çelişkileri⚖️ Akıl meselesi: Akıl ile vahyin karşıt değil, nasıl bir bütünlük içinde ele alınması gerektiği🌍 Batı–İslam karşılaştırmaları: Kıyasın neden çoğu zaman hatalı bir zeminde yapıldığı🧩 Savunma psikolojisi: Neden sürekli “İslam aslında…” diye başlayan cümleler kuruyoruz?🏛️ Medeniyet algısı: Güç, ilerleme ve gelişmişlik kavramlarının kime göre tanımlandığı📚 Anlam problemi: Modern insanın bilgiye sahip olup anlamı neden kaybettiği💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur:Gerçekten özgür olduğumuzu mu yaşıyoruz,yoksa özgürlük diye sunulan bir sınırın içinde mi dolaşıyoruz?🔔 Din, düşünce, medeniyet ve modern algılar üzerine yapılan bu sohbet;ezberleri bozmak, yerleşik kabulleri sorgulamak ve meselelere başka bir pencereden bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde;İslam, modern dünya ve Batı merkezli anlatılar etrafında şekillenen birçok “doğru sandığımız kabul” yeniden masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; bir medeniyetin “geri” ya da “ileri” oluşundan ziyade, hangi ölçüyle baktığımız, kimin hikâyesiyle dünyayı okuduğumuz ve neden sürekli kendimizi savunma pozisyonunda bulduğumuz üzerinden ele alınıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Yanlış çerçeveler: Soruların ve tartışmaların neden çoğu zaman hatalı bir zemin üzerine kurulduğu.🌍 Batı merkezli bakış açısı: Dünyayı tek bir medeniyetin hikâyesi üzerinden okumanın doğurduğu zihinsel körlük.📊 Algı ve propaganda: Medya, söylem ve tekrar yoluyla oluşturulan “geri kalmışlık” psikolojisi.🧩 Kaybeden taraf hissi: Neden sürekli savunmada kalan, kendini açıklamak zorunda hisseden bir dil benimsiyoruz?🏛️ Medeniyet meselesi: Güç, ilerleme ve başarı kavramlarının kime göre tanımlandığı.📚 Hikâye (naratif) problemi: Toplumları ayakta tutanın yalnızca bilgi değil, anlam ve hikâye oluşu.🧭 Kendi hikâyemiz: Başkasının anlatısını tekrar etmek yerine, kendi anlam çerçevemizi kurmanın imkânı.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur:Belki de sorun “geri kaldık mı, ilerledik mi?” sorusu değildir.Asıl sorun, kendimizi ve dünyayı hangi hikâye üzerinden okumaya zorlandığımızdır.🔔 Din, tarih, düşünce ve modern algılar ekseninde yapılan bu sohbet;ezber bozan, alışılmış anlatıları sorgulayan ve meselelere başka bir yerden bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...









