DiscoverMyMecra Podcast
MyMecra Podcast
Claim Ownership

MyMecra Podcast

Author: MyMecra

Subscribed: 175Played: 2,535
Share

Description

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’
724 Episodes
Reverse
Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, gök kubbede hoş bir sadâ bırakan, sesiyle haramileri bile dize getiren büyük dayısı Hafız Sami Efendi’nin aziz hatırasına misafir oluyoruz. Filibe’den Dersaadet’e uzanan bir göç hikayesi, tekke ikliminden Edirnekapı’daki kabristanlara yansıyan bir teslimiyet ve dünya malını elinin tersiyle iten bir dervişlik...Bir zamanlar "ses", sadece kulağa değil, ruha da şifa idi. Şöhretin ve servetin peşinde koşmak değil, elindekini hiç düşünmeden sevdiklerine bağışlamak, "gönül yapmak" en büyük zenginlik sayılırdı.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Haramilerin Hürmeti: Gece vakti mezarlıkta yol kesen eşkıyanın, "Hafız Abi tanıyamadık, affet" deyip geri çekilmesi.🔸 Sarhoşun Feryadı: Vefatından sonra kapısına gelip "Ruhumuzu teselli ediyordun, bizi bırakıp nereye gittin?" diye ağlayan meçhul adam.🔸 Gönül Zenginliği: Bir paşa konağında kazandığı 200 altını, tek kuruşuna dokunmadan kız kardeşine ev alarak bağışlaması.🔸 Kuşların Zikri: Gece okuyuşlarında kafesteki kuşların da coşup ona eşlik ettiği o mistik atmosfer.🔸 Medine Yolları: Cebinde parası olmadan "Allah verir" teslimiyetiyle çıkılan ve sadece bir halı ile "Resulullah'ın selamı" getirilerek dönülen hac yolculuğu.Bu sohbet, sadece bir hafızın hayat hikayesi değil; eşkıyanın bile ilme ve sese hürmet ettiği, sarhoşun bile maneviyattan nasibini aradığı kayıp bir medeniyetin resmidir.Bazen bir mezarlık sessizliği, bazen bir sarhoşun gözyaşı, bazen de kuşların cıvıltısı…İnsan, bu güzel şahsiyetleri dinledikçe, dünyevi hırsların ne kadar boş, gönül yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin, sesin, sükûtun ve feragatin izinde birlikte yürüyelim.
Bu bölümde Serdar Tuncer; "İnsan kula nasıl muamele ederse, Allah da ona öyle muamele eder" hakikatini merkezine alarak, hem dünya hem de ahiret hayatımızı şekillendirecek sarsıcı bir formülü masaya yatırıyor. Sohbet, eski şarkılardaki ince manalardan yola çıkıp, insan ilişkilerinin en hassas noktası olan "hak-hukuk" meselesine, oradan da kalplerin sultanı İmam-ı Azam Hz. ile dervişlerin piri İbrahim Ethem Hz. arasındaki o muazzam diyaloğa uzanıyor.Sadece büyük manevi meseleler değil; günlük hayatın içinden nezaket kuralları da bu sohbette yerini buluyor. WhatsApp mesajlaşmalarındaki özensizlikten, trafikteki tahammülsüzlüğe; "Hürmetler dilerim" ifadesindeki dil yanlışından, büyüklere "muhabbetle" hitap etmenin adabına kadar, hayatın içinden ince ayarlar yapılıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:⚖️ Büyük Formül: Allah’ın sana cömert olmasını istiyorsan cömert ol, affetmesini istiyorsan affet, sevmesini istiyorsan sev.🤝 İmam-ı Azam Hz. ve İbrahim Ethem Hz.: Zahir ilminin zirvesi ile batın ilminin derinliği arasındaki hürmet ve "alacağından vazgeçme" dersi.⚠️ "Hakkım" Deme Tehlikesi: İnsan diğer kullardan hakkını zerresine kadar isterse, ilahi huzurda kendi hesaplaşması nasıl olur?📱 Dijital Adab: Tek tek (tık tık tık) atılan mesajların verdiği rahatsızlık ve doğru iletişim üslubu.🗣️ Dilin Zarafeti: "Saygı dilerim" değil "Saygı sunarım/ederim"; "Bilmukabil" kelimesinin doğru kullanımı.Serdar Tuncer’in samimi, bazen celalli ama hep muhabbetli anlatımıyla şekillenen bu sohbet; borç-alacak davası güdenlere ferah bir kapı aralarken, insan ilişkilerinde kaybettiğimiz zarafeti yeniden hatırlatıyor.Gelin, Biri Bir Gün'de gönül heybemizi dolduralım...Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin, “Bi' de Buradan Bak” programında bu bölümde Epstein dosyaları üzerinden Batı medeniyetinin "makyajını" siliyor ve güç odaklarının dokunulmazlığını masaya yatırıyor. Epstein skandalının sadece bir magazin olayı değil, küresel güç sisteminin bir özeti olduğunu anlatan bölümde; – İnsan hakları söylemi ile çocuk istismarı gerçeği arasındaki uçurum– Robert Kolej yöneticisinin Epstein ile para trafiği ve Türkiye bağlantısı– Clinton’dan Trump’a, filozoflardan prenslere uzanan suç ağı– WhatsApp ve teknoloji devlerinin "uçtan uca şifreleme" yalanı ve dijital gözetim– ABD siyasetini ve medyasını perde arkasından yöneten lobi faaliyetleri– "Batı bilimde ilerledi" diyerek ahlaki çöküşü görmezden gelmenin bedeli ele alınıyor.🔻 Öne Çıkan Mesajlar 🔻🎭 Vitrinde "Özgürlük", arkada "Vahşet"🇺🇸 Asıl İsrail, Amerika Birleşik Devletleri'dir📵 Dijital mahremiyet diye bir şey yok, hepsi gönüllü teslimiyet🏛️ Güç sahibiysen ahlaksızlığın "standart" sayılır📉 Batı hayranlığı, celladına aşık olmaktırGözümüzün önündeki "medeniyet" maskesine kanacak mıyız, yoksa arkasındaki çürümeyi görecek miyiz? Sadece lafa mı bakacağız, yoksa icraata mı?👉 Uyan, fark et, sorgula. Hakikati gör, öyle konuş.Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; "Yeni Ateizm"in ve internet forumlarının diline pelesenk olan "Kur'an bilimle çelişiyor" iddiaları, bilim tarihi ve İslami literatürün gerçekleri ışığında masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; sadece "Dünya düz mü?" veya "Sperm nerede üretilir?" gibi popüler sorulara cevap vermekten öte, bu itirazların arkasındaki sığ tarih bilgisini ve "Bilim Tarihi Miti"ni ifşa etmektir. Modern insanın, geçmişi "karanlık ve cahil", bugünü ise "her şeyi çözmüş" olarak gören kibirli bakış açısının (pozitivist tarih), metinleri anlamamızın önündeki en büyük engel olduğu vurgulanıyor.İslam alimlerinin yüzyıllar önce bildiği gerçeklerin bugün "yeni keşfedilmiş" gibi sunulmasının arka planı ve ateist argümanların aslında Kur'an'la değil, kendi kurguladıkları "hatalı Kur'an yorumlarıyla" savaştığı gerçeği cesurca sorgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🌍 Dünya Düz mü?: İslam alimlerinin asırlar öncesinden gelen "yuvarlak dünya" icması ve "bilim ilerledi din değişti" algısının tarihsel analizi.❤️ Akleden Kalp: Kur'an'daki "kalp ile düşünme" ifadesi anatomik bir hata mı, yoksa Galen'den beri bilinen felsefi bir metafor mu? 🧬 Tarık Suresi ve Anatomi: "Sperm bel kemiğinden mi gelir?" iddiasına karşı, antik dünyadaki testis (hüsye) ve hadım bilgisinin sunduğu tarihsel kanıt.🐪 Deve İdrarı Hadisi: Rivayetin genel bir emir değil tıbbi bir reçete oluşu ve modern tıptaki nahoş yöntemlerle (rektal tuşe) rasyonel kıyaslaması.📚 Bilim Tarihi Miti: Geçmiş insanları "cahil" sanan modernist kibrin , ayetleri ve hadisleri yorumlarken yarattığı körlük💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bir metni yargılarken "bilimsel hata" bulduğumuzu sanmamızın sebebi, metnin kendisi mi yoksa bizim bilim tarihine, dil sanatlarına ve felsefi kullanımlara olan derin yabancılığımız mı?🔔 Tefsir usulü, bilim tarihi ve kelam ekseninde; forum sitelerindeki ezberleri bozmak, "bilimsel" kılıflı hurafeleri görmek ve İslami birikimin entelektüel derinliğini fark etmek isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; 17. yüzyılın çalkantılı atmosferinde bir güneş gibi doğan, ilim ve irfanın "iki kanatlı" kartalı Niyazi-i Mısri Hazretleri’ni anlatıyor. Sohbet, Mısri’nin sadece hayat hikayesini değil; onun ruh dünyasını, "Vahdet-i Vücud" sırrına dair cesur söyleyişlerini ve insan kalbine verdiği o muazzam değeri mercek altına alıyor.Programda, Osmanlı’nın ihtişamlı yüzyıllarından duraklama devrine geçişi ve bu manevi kuraklıkta Niyazi-i Mısri’nin nasıl bir "ruh büyüğü" olarak ortaya çıktığı işleniyor. Mısri’nin, Yunus Emre’den devraldığı o sade ama sarsıcı diliyle; "Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş" diyerek acıyı nasıl şifaya dönüştürdüğü anlatılıyor.En çarpıcı nokta ise "Kalp Kırmak" bahsinde düğümleniyor. Kabe’nin inşası ile insan kalbi arasındaki o derin irtibat kurulurken; bir gönül yıkmanın, tasavvuf nazarında neden Kabe’yi yıkmaktan daha büyük bir felaket sayıldığı sarsıcı bir dille ifade ediliyor. "Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil" dizesinin ardındaki o ağır hakikat, izleyiciyi kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor.Bu sohbet, bizi sadece tarihi bir şahsiyeti tanımaya değil; aleme "tek bir yüz" olarak bakmaya ve "şah damarımızdan yakın" olan o sırrı keşfetmeye çağırıyor. Dışarıda aradığımızı içeride bulmanın, "Can içinde Canan"ı görmenin yollarını aralıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🦅 Zül Cenaheyn: Hem ilim hem irfan kanatlarına sahip bir derviş: Niyazi-i Mısrî🔥 Vahdet-i Vücud Sırrı: "Alem kamu bir yüzdürür" diyen o cüretkar bakış💔 En Büyük İsyan: Tasavvufta kalp kırmanın Kabe'yi yıkmakla eşdeğer tutulması📜 Yunus'un İzinde: "Niyazi'nin dilinden Yunus dürür söyleyen" hakikati💊 Derdin Derman Oluşu: Tasavvufta çile, bela ve manevi olgunlaşma✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Sağı solu gözler idim" diyerek hakikati uzaklarda arayanlara, "taşrada arama, can içindedir" diyen bir uyanış çağrısı. Gönül yıkmanın korkunç ağırlığını ve gönül yapmanın eşsiz huzurunu hatırlatan bir maneviyat durağı…Gelin, beraber hissedelim. Gelin, o "Can içindeki Canan"a kulak verelim.
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, modern insanın "panik ve telaş" sarmalında kaybettiği en büyük yetisini, yani "tefekkürü" ve karşı karşıya kaldığımız "idrak ölümü" tehlikesini masaya yatırıyoruz.Elimizdeki teknolojik imkanlar tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar fazlayken, neden İmam Şafii gibi kemiklere yazı yazan alimlerin derinliğine ulaşamıyoruz? Zihnimizi bir "ev" gibi korumamız gerekirken, onu nasıl algoritmaların cirit attığı bir "dükkana" ve "vitrine" dönüştürdük?Bu sohbet; Japon bir mühendisin örümcek ağında bulduğu ilhamdan, Batı’nın meditasyonla aradığı ama bulamadığı huzura; bisiklet sürmenin mekanik gerçekliğinden, dijital ekranların bizi soktuğu "maruz kalma" ve "çürüme" haline kadar geniş bir perspektif sunuyor. "Düşünmeyi başkasına havale ettiğimiz" bu çağda, aklımızı ve kalbimizi yeniden "diri" tutmanın yollarını arıyoruz.Hazırsanız, zihnimizdeki showroom'u kapatıp, kendi evimize dönelim.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Panik, telaş ve "derinleşememe" hastalığı01:00 İmam Şafii Örneği: İmkansızlıklar içinde medeniyet kurmak02:25 Japon Mühendis ve Örümcek Ağı: Aramak ve bulmak03:40 İrfan Ehlinin Tefekkürü: Düşüncenin "hal"e dönüşmesi05:20 İdrak Ölümü: Göz görüyor ama kalp hissediyor mu?06:10 Düşünmeyi Taşeronlaştırmak: Bizim yerimize kim düşünüyor?09:00 Batı'nın Meditasyon Arayışı neden çare olamıyor?11:40 Tehlikeli Çürüme: Seçmediğimiz içeriklere maruz kalmak12:25 Bisiklet vs. Akıllı Telefon: Eşyaya yabancılaşmak14:15 Zihin Evi mi, Reklam Vitrini mi? Evimizi dükkana çevirmek16:15 Teknoloji suçlu mu, yoksa biz mi iradesiziz?17:25 Kapanış – "Hakikat acıdır ama sonu selamettir."👥 Konuşmacılar: • Prof. Dr. Sadettin Ökten • Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün • Doç. Dr. Ahmet Murat Özel • Prof. Dr. Mehmet Görmez • Prof. Dr. Ömer Türker🧠 Bu videoda neler öğreneceksiniz?• "İdrak Ölümü" kavramı ve görsel kültürün aklımızı nasıl zayıflattığı.• Modern insanın meditasyon ve yoga ile aradığı "odaklanma" ihtiyacının kökenleri.• Teknolojinin bizi "kullanım değeri"nden "değişim değeri"ne nasıl sürüklediği.• Zihnimizi, onayımız olmayan verilerin toplandığı bir "showroom" olmaktan çıkarma yolları.• İmam Şafii ve Japon mühendis örnekleriyle; "yoklukta üretmek" ve "tabiatı okumak".• Hazır bilgi (malumat) ile gerçek tefekkür arasındaki yapısal farklar.🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, "idrak ölümü ve zihinsel işgal" meselesine birlikte yakından bakıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.
Bu bölümde Serdar Tuncer; "Bana 20 dakikanızı verin, hayatınızı kurtarayım" iddiasıyla başlıyor söze. Ancak bu kurtarış, sadece dünya hayatına dair değil; asıl yurdumuz olan ukba hayatına, sonsuzluğa uzanan bir reçeteyi içeriyor. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek dudaklarından dökülen ve her biri birer hayat ölçüsü olan 12 madde, kalbimizin derinliklerine işleniyor.Sohbet; insanı helaka sürükleyen gizli tehlikelerden, günahları silip süpüren kefaretlere; zor zamanlarda sığınılacak kurtarıcı limanlardan, kulun derecesini âlâ-yı illiyyîne yükselten o zarif amellere doğru akıyor. "Ameline güvenme" uyarısıyla nefsimizi sarsarken , "gizlide de Allah'tan korkmak" bahsinde insanı kendi tenhalarıyla, kimsesiz kaldığı anlarla yüzleştiriyor.İnsanın cimriliğe köle oluşundan , öfke anında dahi adaletten vazgeçmemenin ağırlığına ; marka tutkusunun malın bereketini nasıl kaçırdığından , soğuk suda alınan abdestin manevi sıcaklığına kadar hayatın içinden, bizden meseleler ele alınıyor. Serdar Tuncer, bilinen ama yaşanmayan, duyulan ama hissedilmeyen doğruları, kalbe dokunan üslubuyla yeniden hatırlatıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:⚠️ Helak Eden 3 Tuzak: İtaat edilen cimrilik, nefsin kötü arzuları ve insanın kendi ameline güvenmesi.🛡️ Kurtarıcı 3 Liman: Öfkeliyken de adil olmak, varlıkta ve yoklukta iktisat etmek, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmak.💧 Günahları Silen 3 Amel: Zorlukta (soğukta) güzel abdest almak, namazdan sonra diğer vakti beklemek ve cemaate devam etmek.✨ Derece Yükselten 3 Güzellik: Yemek yedirmek, selamı yaymak ve herkes uyurken gece namazına kalkmak.Serdar Tuncer’in kendine has, sakin ve düşündürücü anlatımıyla şekillenen bu sohbet; izleyeni korku ile ümit arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Sadece dinlenen değil, yaşanması gereken bir "hayat kurtarma" kılavuzu sunuyor.👉 Bu bölüm; "Nerde hata yapıyorum?" diye soran, günahlarının ağırlığından kurtulmak isteyen ve Peygamberî bir reçeteyle hayatına çekidüzen vermeyi arzulayan herkes için samimi bir çağrı…Gelin, Biri Bir Gün'de buluşalım...Gelin, Beraber Yürüyelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; bilim felsefesi, nedensellik ilkesi ve modern Müslümanın tarihle yüzleşirken yaşadığı psikolojik travmalar ele alınıyor.Bu bölümde mesele; bilimin dini çürüttüğü iddiasını cevaplamaktan öte, bilimin bizzat "yapılabilir" olmasının Allah'ın varlığına en büyük delil olduğunu görmektir. "Evrende kaos var" diyen popüler söylemlerin tutarsızlığı, fizik yasalarının aslında ne olduğu ve nedenler serisinin sonsuza gidemeyeceği gerçeği üzerinde derin bir yolculuğa çıkıyoruz.Modern insanın bilim tarihine dair ezberlediği mitlerin (Galileo ve Pisa Kulesi gibi) aslında nasıl bir kurgu olduğu ve Müslümanların modernite karşısındaki "aşağılık kompleksi"nin kökenleri cesurca sorgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧱 Teselsül ve Nedensellik: Bir neden serisi sonsuza kadar gidebilir mi? Sadece elini kaldırmak veya konuşmak bile Allah'ın varlığını (Vacibül Vücut) nasıl ispatlar?🌀 Kaos vs. Düzen Yanılgısı: Evrende gerçekten kaos var mı, yoksa biz anlayamadığımız düzene mi kaos diyoruz? Celal Şengör'ün iddiasına felsefi bir cevap.📉 Yenilmişlik Psikolojisi: "Babam body yapsaydı dayak yemezdik" metaforu ne anlatıyor? Tarihselcilik ve modernizm hayranlığı, aslında geçmişten utanan bir "evlat" psikolojisi mi?🔭 Bilimsel Mitoloji: Galileo Pisa Kulesi deneyini gerçekten yaptı mı? Newton fiziği ve "sürtünmesiz ortam" kabulü inanca ne kadar benziyor?📐 Matematiğin Mucizesi: Zihnimizde kurguladığımız soyut matematik, dış dünyadaki fiziksel gerçeklikle nasıl kusursuz bir uyum sağlıyor?💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bilim yapabiliyor oluşumuz, evrenin arkasında bir "Zorunlu Varlık" olduğunu göstermez mi? Ve bizler, inancımızı savunurken aslında sadece modern dünyanın galibiyetine duyduğumuz hayranlığı mı gizliyoruz?🔔 Bilim felsefesi, kelam ve sosyolojik tespitler ekseninde; "bilimsel" denilen ezberleri bozmak, inancın rasyonel zeminini anlamak ve kendi tarihiyle barışmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; İslam’ın modern dünyaya, bilime ve hakikat algısına dair sunduğu köklü eleştiriler ve teklifler ele alınıyor.Bu bölümde mesele; bilimi reddetmek değil, bilimin sınırlarını ve "kesin bilgi" iddiasının zayıflığını anlamaktır. Modern insanın her şeyi bildiğini zannettiği bir çağda; aklın kapasitesi, maddenin gerçekliği ve algılarımızın bizi nasıl yanılttığı soruları etrafında derin bir yolculuğa çıkıyoruz.Bilimsel bilginin neden her zaman "eksik" kalmaya mahkum olduğu, maddenin %99'unun aslında boşluktan ibaret olduğu ve "yalan dünya" tabirinin kuantum fiziğinden tasavvufa uzanan köprüleri üzerinde duruluyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Bilimin Sınırları: Tümevarım yöntemi neden bize mutlak doğruyu vermez? (Siyah Kuğu Problemi)🔬 Maddenin İllüzyonu: Dokunduğumuz her şey aslında bir boşluk mu?🛠️ Akıl ve Vahiy Dengesi: Akıl bir "çekiç" ise, hayatı inşa etmek için gereken "plan" nedir? Aklın yetmediği yerde İslam ne söyler?⏳ Değişim Problemi: Bir saat önceki "siz" ile şimdiki "siz" aynı mısınız? Akıp giden maddede sabit olan nedir?🌌 Hakikat vs. Silüet: Dünyayı karanlık bir odadaki silüetler gibi mi görüyoruz? Yaşlandıkça ve ışık arttıkça değişen gerçeklik algısı.📖 İslam’ın Varlık Tasavvuru: Mümkün, muhal ve zorunlu kavramları üzerinden hayatı yeniden okumak.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bilimin her şeyi çözdüğüne inandığımız bu çağda, aslında sadece maddenin "boşluğunu" mu kutsuyoruz? İslam, bu boşluğun ötesindeki "hakikat" için bize hangi anahtarı sunuyor?🔔 Bilim felsefesi, teoloji ve modern fizik ekseninde; ezberleri bozmak, yerleşik kabulleri sorgulamak ve varlığa bambaşka bir pencereden bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, bilginin parmaklarımızın ucunda olduğu bir çağda neden giderek daha "cahil" hissettiğimizi ve dijital dünyanın bizi nasıl birer "tüketim öznesi"ne dönüştürdüğünü ele alıyoruz. Arama motorlarının ve yapay zekanın sunduğu devasa malumat yığını içinde, gerçek "hikmet"in izini sürüyoruz.İnternet bize her şeyi sunuyor gibi görünse de, aslında bizden çok şey götürüyor: Saatlerimizi, çocuklarımızı, tercihlerimizi ve en önemlisi özgür irademizi. Teknolojinin mucitlerinin bile kendi icatlarından şüphe duyduğu bu çağda; cehalet mühendisliğine karşı zihnimizi nasıl koruyacağımızı, "bilgi" ile "malumat" arasındaki o ince çizgiyi ve kadim medeniyetimizin "akıl" tariflerini yeniden hatırlıyoruz.Bu sohbet, algoritmaların çizdiği sınırların dışına çıkmaya, dijital gürültünün içinde hakikati aramaya ve zihinsel bir özgürleşmeye davet niteliği taşıyor.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Arama motorları ve tüketim öznesi olmak01:45 Malumat çokluğu neden cehalet getirir?03:20 Cehalet Mühendisliği: Bilinçli olarak nasıl cahil bırakılıyoruz?05:10 İnternette hakikat aranır mı? Google’ın gizli niyetleri07:45 2000 sonrası nesil ve "Sanal Hakikat" algısı10:15 Tim Berners-Lee’nin pişmanlığı ve internetin esareti12:30 Akl-ı Meaş ve Akl-ı Mead: İki farklı akıl, iki farklı dünya15:10 Dijital dünyada "hikmet" sahibi olmak mümkün mü?17:20 Kapanış – Teknolojiyi sorgulama ehliyeti👥 Konuşmacılar:• Prof. Dr. Sadettin Ökten• Prof. Dr. Erol Göka• Prof. Dr. Mehmet Görmez• Prof. Dr. Ömer Türker• Dr. Mustafa Merter• Dr. Savaş Ş. Barkçin• Doç. Dr. Ahmet Murat Özel🧠 Bu videoda neler öğreneceksiniz? • Dijital dünyada "özne" kalabilmenin yolları. • Malumat (enformasyon) ve Hikmet (bilgelik) arasındaki temel farklar. • Arama motorlarının bizi nasıl birer "müşteri" olarak kurguladığı. • Modern dünyanın "Cehalet Mühendisliği" teknikleri. • Kadim geleneğimizdeki akıl kavramlarının dijital çağa izdüşümü. • Teknolojiyi bilinçsizce kullanmanın getirdiği manevi riskler.🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, "bilgi kirliliği içinde hakikat arayışı" meselesine birlikte yakından bakıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde;İslam, özgürlük, akıl ve modern dünya üzerine yerleşik kabuller yeniden sorgulanıyor.Bu bölümde mesele; İslam’ın “geri” ya da “çağ dışı” olup olmadığı tartışmasından çok,özgürlük nedir, akıl nasıl tanımlanır ve bu kavramları kimin ölçüleriyle konuşuyoruz? soruları etrafında ele alınıyor.Batı merkezli düşünme biçiminin, farkında olmadan zihinlerimize nasıl bir çerçeve çizdiği;İslam’ın ise bu dünyaya, insana ve hayata dair bambaşka bir teklif sunduğu üzerinde duruluyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Özgürlük yanılgısı: Modern dünyanın sunduğu özgürlük anlayışının sınırları ve çelişkileri⚖️ Akıl meselesi: Akıl ile vahyin karşıt değil, nasıl bir bütünlük içinde ele alınması gerektiği🌍 Batı–İslam karşılaştırmaları: Kıyasın neden çoğu zaman hatalı bir zeminde yapıldığı🧩 Savunma psikolojisi: Neden sürekli “İslam aslında…” diye başlayan cümleler kuruyoruz?🏛️ Medeniyet algısı: Güç, ilerleme ve gelişmişlik kavramlarının kime göre tanımlandığı📚 Anlam problemi: Modern insanın bilgiye sahip olup anlamı neden kaybettiği💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur:Gerçekten özgür olduğumuzu mu yaşıyoruz,yoksa özgürlük diye sunulan bir sınırın içinde mi dolaşıyoruz?🔔 Din, düşünce, medeniyet ve modern algılar üzerine yapılan bu sohbet;ezberleri bozmak, yerleşik kabulleri sorgulamak ve meselelere başka bir pencereden bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde;İslam, modern dünya ve Batı merkezli anlatılar etrafında şekillenen birçok “doğru sandığımız kabul” yeniden masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; bir medeniyetin “geri” ya da “ileri” oluşundan ziyade, hangi ölçüyle baktığımız, kimin hikâyesiyle dünyayı okuduğumuz ve neden sürekli kendimizi savunma pozisyonunda bulduğumuz üzerinden ele alınıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Yanlış çerçeveler: Soruların ve tartışmaların neden çoğu zaman hatalı bir zemin üzerine kurulduğu.🌍 Batı merkezli bakış açısı: Dünyayı tek bir medeniyetin hikâyesi üzerinden okumanın doğurduğu zihinsel körlük.📊 Algı ve propaganda: Medya, söylem ve tekrar yoluyla oluşturulan “geri kalmışlık” psikolojisi.🧩 Kaybeden taraf hissi: Neden sürekli savunmada kalan, kendini açıklamak zorunda hisseden bir dil benimsiyoruz?🏛️ Medeniyet meselesi: Güç, ilerleme ve başarı kavramlarının kime göre tanımlandığı.📚 Hikâye (naratif) problemi: Toplumları ayakta tutanın yalnızca bilgi değil, anlam ve hikâye oluşu.🧭 Kendi hikâyemiz: Başkasının anlatısını tekrar etmek yerine, kendi anlam çerçevemizi kurmanın imkânı.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur:Belki de sorun “geri kaldık mı, ilerledik mi?” sorusu değildir.Asıl sorun, kendimizi ve dünyayı hangi hikâye üzerinden okumaya zorlandığımızdır.🔔 Din, tarih, düşünce ve modern algılar ekseninde yapılan bu sohbet;ezber bozan, alışılmış anlatıları sorgulayan ve meselelere başka bir yerden bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...
Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde, dürüstlüğü (sıddıkiyet) sadece bir ahlak kuralı olarak değil; İslam'ın özü, imanın meyvesi ve insan ruhunun en sahici korunağı olarak ele alıyor. Yalanın insan ruhunu içten içe nasıl kemirdiği işlenirken; dürüstlüğün modern dünyada neden "kayıp bir hazine" haline geldiği sorgulanıyor.Sohbet boyunca, dürüstlüğün menfaatlerle çatıştığı noktalarda nasıl bir kahramanlığa dönüştüğü vurgulanıyor. Hz. Peygamber’in (sav) kendisini öldürmeye gelenlerin emanetlerini hicret gecesi iade etme hassasiyeti üzerinden; “Emin” olmanın, düşmanın bile kalbine vuran o sarsıcı gücü anlatılıyor. Roger Garaudy’yi Müslüman yapan o yüksek ahlak, bugün bizlerin neden mutsuz olduğumuza dair de bir ayna tutuyor.İslam medeniyetinin temelinin "dosdoğru olmak" üzerine kurulu olduğu hatırlatılırken; dürüstlüğün bir sonuç hesabı değil, bir varoluş davası olduğu güçlü bir dille dile getiriliyor.Bu sohbet, bizi sadece doğru konuşmaya değil; "insanlık cevherimizi" yalanın pasından temizlemeye çağırıyor. Menfaatimiz zarar görse de, aleyhimize bile olsa doğruyu söyleyebilmenin, aslında kendimize yaptığımız en büyük iyilik olduğu hatırlatılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿💎 Dürüstlük Nedir?: Bir ahlak kuralından öte, insan kalma mücadelesi🕋 Hicret Gecesi Sırrı: Katillerine emanet bırakan o yüce sadakat🌍 Neden Mutsuzuz?: Yalanın pörsüttüğü ruhlar ve pörsüyen insanlık⚖️ Son Hesaplaşma: Mescidde "Hakkını al" diyen bir Peygamberin adaleti📚 Roger Garaudy’yi Sarsan Gerçek: Düşmanının bile güvendiği o lider✨ Sıddıkiyet Mertebesi: Özü sözü bir olmanın manevi hazzı✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; menfaatin doğruluğu boğduğu bir çağda, sarsılmadan "dosdoğru" kalabilmeyi hatırlatan bir durak. Yalanın konforuna değil, gerçeğin ağırlığına talip olan bir kalbe davet…Gelin, beraber düşünelim. Gelin, beraber "insanlık cevherimizi" hatırlayalım.
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, dijital çağın insan zihni ve ruhu üzerindeki etkilerini ele alıyoruz. Sürekli uyarılan bir dünyada dikkatimizin nasıl dağıldığını, hafızamızın ve algımızın nasıl dönüştüğünü, hız kültürünün insanı nasıl yorduğunu birlikte düşünüyoruz.Teknoloji bizi birbirimize yaklaştırırken, belki de kendimizden uzaklaştırıyor.Zamanın bereketi azalıyor, düşünce yüzeyselleşiyor, zihin giderek daha kolay yoruluyor.Peki bu hız çağında insan kalabilmek, derinleşebilmek ve durup düşünebilmek mümkün mü?Bu sohbet, “kafa dağıtmak” yerine kafayı toparlamaya, dağılmış dikkati yeniden toplamaya bir davet niteliği taşıyor.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Bir tıkla tükenen zihin01:02 Kültür, ekranlar ve dikkat bombardımanı02:16 İlişkilerde yüzeyselleşme ve gündelik kayıplar03:52 Akışkan insan ve zihinsel dağılma06:30 Yapay zekâ, ekranlar ve zihinsel dayanıklılık09:29 Aile, çocuklar ve ruh sağlığı11:58 Zamanın bereketinin kaybı14:51 Sıkılma korkusu ve dikkat yoksunluğu17:29 Tefekkür çağrısı ve kapanış👥 Konuşmacılar:• Prof. Dr. Sadettin Ökten• Prof. Dr. Kemal Sayar• Prof. Dr. K. Nevzat Tarhan• Prof. Dr. Mehmet Görmez• Prof. Dr. Erol Göka• Prof. Dr. Gül Eryılmaz• Prof. Dr. Mehmet Gökşin Karaman• Prof. Dr. Ömer Türker🧠 Bu videoda neler öğreneceksiniz?• Dijital çağın dikkat, hafıza ve algı üzerindeki etkileri• Sürekli uyarılmanın zihinsel bedeli• Teknoloji ile ruhsal derinlik arasındaki gerilim• “Zamanın bereketi” kavramının psikolojik anlamı• Neden artık sıkılmaya bile tahammül edemiyoruz?• Tefekkür, yavaşlama ve içe dönüşün önemi🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; hız, yüzeysellik ve dağınıklık karşısında düşünme cesaretini yeniden hatırlatmayı amaçlayan bir seri.Bu bölümde, “hızla tükenen insan” meselesine birlikte yakından bakıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde,sıkça sorulan “İslam dünyaya ne verebilir?”, “İslam geriliyor mu?” ve “ateizm gerçekten yayılıyor mu?” gibi soruların, aslında yanlış bir çerçeveden kurulduğu tartışılıyor.Bu bölümde mesele; bir inancın “doğru olup olmadığı”ndan ziyade, dünyayı ve dini hangi hikâye içinde okuduğumuz, hangi anlatının bizi şekillendirdiği ve neden sürekli “kaybeden taraf” psikolojisine itildiğimiz üzerinden ele alınıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Sorunun yanlış kurulması: “İslam dünyaya ne verebilir?” sorusunun arkasındaki varsayımlar ve bu sorunun neden çoğu zaman hatalı bir zeminden sorulduğu.🌍 Dünyada din gerçekten geriliyor mu? Pew Research verileri üzerinden Müslüman nüfusun artışı, ateizm algısı ve istatistiklerin nasıl okunması gerektiği.📊 Algı ile gerçek arasındaki fark: Medya, propaganda ve söylemlerin zihin dünyamızı nasıl şekillendirdiği.🧩 Kazanan–kaybeden hikâyesi: İnsanların neden “kazanan anlatıya” yöneldiği ve bu psikolojinin toplumsal etkileri.🏛️ Batı merkezli anlatı problemi: Dünyayı Batı’nın hikâyesi üzerinden okumanın bizi nasıl edilgen bir konuma ittiği.📚 Hikâye (naratif) meselesi: Toplumları ayakta tutanın salt bilgi değil, anlam ve hikâye oluşu.🧭 Bizim hikâyemiz nerede? Kendi tarihini ve anlam çerçevesini kuramayan toplumların neden başkalarının anlatılarını tekrar ettiği.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur:Belki de sorun “İslam dünyaya ne verebilir?” sorusu değildir.Asıl sorun, dünyayı ve kendimizi hangi hikâyenin içinden okuduğumuzdur.🔔 Din, tarih, sosyoloji ve düşünce ekseninde yapılan bu sohbet;modern anlatıları, algı üretimini ve zihinsel yönlendirmeleri sorgulamak isteyenler için.Gelin, beraber düşünelim…
Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, “Bal Gönderen Dayı” olarak hafızalarda yer eden Hüseyin Rebii dayımızın dünyasına misafir oluyoruz. Kaş’tan İstanbul’a uzanan meşakkatli vapur yolculuklarından Darüşşafaka’nın “Nur Ocağı” iklimine, bir savcının vakarının ardındaki ince mizahtan eski İstanbul’un “tane ile satılan” portakalına kadar uzanan bir zarafet tablosu...Bir zamanlar olgunluk, yaşından büyük davranmak değil; her yaşın icabını vaktinde ve edebiyle yaşamak demekti.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 “İki şey buzdan soğuktur”: Gençken ihtiyar, ihtiyarken genç gibi davranma🔸 Bal Gönderen Dayı: Kaş’tan İstanbul’a 5 günde gelen vapur ve eski zamanlar🔸 Darüşşafaka Yılları: Yetimlerin sığınağı, ilim ve şefkat yuvası “Nur Ocağı”🔸 Unutulan Bir Zarafet: Mezuniyet hediyesi dolma kalem geleneği ve bir Fatiha şartı🔸 Eski İstanbul’da Hayat: Portakalın tane ile satıldığı, yolların henüz açılmadığı yıllar Bu sohbet, geçmişe dönük kuru bir nostalji değil; insanın o eski aynaya bakıp bugünkü suretini düzeltme çabasıdır.Bazen bir vapur düdüğü, bazen bir dolma kalem, bazen de bir büyüğün nükte dolu uyarısı…İnsan, geçmişin izini sürdükçe kaybolmuyor; aksine, asıl yurdunu buluyor.Gelin, hafızanın ve nezaketin izinde birlikte yürüyelim.
Serdar Tuncer, 'Biri Bir Gün'ün bu bölümünde, bir masal gibi başlayan ama dinledikçe insanın kendisiyle yüzleştiği ibretlik hikâyeler anlatılıyor.Üç aptal arayan bir adamın yolculuğuyla başlayan sohbet, insanın başkasında kolayca gördüğü kusurları neden kendinde fark edemediğine doğru derinleşiyor.Çatıya çıkan öküz, duvarda duran çekiç, aydedeyi gölden kurtarmaya çalışan köylüler…Hepsi aslında aynı soruyu soruyor:İnsan neden kendi yanlışına kör olur?Sohbet ilerledikçe mesele sadece bir hikâye olmaktan çıkıyor;vesvese, gelecek kaygısı, zihni meşgul eden “o çekiç” ve insanın kendine kurduğu tuzaklar konuşuluyor.Gülerek dinlenen hikâyeler, bir anda insanın iç muhasebesine dönüşüyor.🕊️ Programda Öne Çıkanlar:✨ İnsan kendi yanlışına kördür🧠 Başkasında görüp kendimizde göremediğimiz kusurlar🔨 Hayatı zehir eden “çekiç” metaforu🌿 Vesvese ve gelecek kaygısı📖 Masalların insanı kendine getiren diliBu sohbet, başkalarını yargılamadan önce aynaya bakmayı,gülmeden önce düşünmeyi,hikâyenin sonunda “meğer anlatılan bizmişiz” demeyi hatırlatıyor.👉 Dinlerken bazen tebessüm edecek,👉 bazen durup düşünecek,👉 bazen de kendine şu soruyu soracaksın:“Benim hayatımda duran çekiç nerede?”Gelin, Beraber Yürüyelim...
Savaş Şafak Barkçin, “Bir de Buradan Bak” programında bu bölümde bilgi olmadan hüküm vermenin, medya manipülasyonlarının ve yüzeysel yorumların tehlikelerini masaya yatırıyor.Günlük hayattan çarpıcı bir Antep fıstığı örneğiyle başlayan bölümde;– Bilgi eksikliğinin bizi nasıl yanılttığı– Medyanın dil oyunları ve faili gizleyen anlatım tarzı– Ukrayna, Gazze gibi güncel olayların Batı medyasında nasıl çarpıtıldığı– Tarih, coğrafya ve strateji bilmeden dünya okumanın imkânsızlığı– Gençlere sabırla, ciddiyetle ve çok boyutlu öğrenme çağrısıele alınıyor.🔻 Öne Çıkan Mesajlar 🔻🧠 Bilgisiz yorum = Teneke sesi📚 Ciddi kaynaklara girmeden büyük laf etme🌍 Medya ekranından dünya tanımak = Büyük gol yemek🔥 İlim sabır ister, şevkini söndürme📖 Tarih bilmeden siyaset konuşma⚖️ Akletmek ertelenemez sorumlulukturİnsan boş teneke mi olacak, yoksa dolu bir kap mı?Bilmeden alkışlamak mı, okuyup tartmak mı?👉 Otur, dinle, oku, düşün.Bilgiyle dol, sonra konuş.Gelin, beraber yürüyelim…
Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, modern insanın en temel sorusunun izini sürüyoruz:“Ben kimim ve bu ben gerçekten bana mı ait?”Filtrelerle güzelleştirilen yüzler, algoritmalarla parlatılan hayatlar ve sanal dünyada yeniden yazılan hikâyeler arasında gerçek benlik nerede kayboluyor?Güzel olmak mı istiyoruz, yoksa sadece görülmek mi?Kendimiz mi değişiyoruz, yoksa bize anlatılan hikâyelere mi uyum sağlıyoruz?Bu bölümde; sanal dünyanın dayattığı estetik algıdan, kimliğin bir projeye dönüşmesine;“çirkin ördek yavrusu”ndan “kibritçi kız”a uzanan masalların bugünkü karşılıklarına kadar, insanın kendilik arayışını konuşuyoruz.Herkesin daha güzel, daha mutlu, daha başarılı görünmek zorunda olduğu bir dünyada,“olduğumuz hâliyle kalmak” neden bu kadar zorlaştı?🎙️ Bu bölümde yer alan konuşmacılar:Prof. Dr. Erol GökaProf. Dr. Mehmet Gökşin KaramanProf. Dr. Sadettin ÖktenDr. Mustafa MerterProf. Dr. Gül EryılmazProf. Dr. Kemal SayarDr. Savaş Ş. BarkçinProf. Dr. Mehmet Görmez💡 Bu bölümde şunları duyacaksınız:• Güzellik algısının sanal dünyada nasıl yeniden üretildiği• “Kendin ol” söyleminin neden giderek içi boşaldığı• Kimliğin bir performansa dönüşmesi• Masalların bugünkü dünyada neden işlemediği• Gerçeklik ile temsil arasındaki kopuş• Sürekli onay arayan benliğin psikolojisi• Görünür olmak ile var olmak arasındaki fark• “Bu yüz bana mı ait?” sorusunun arka planı🕒 Bölüm Akışından Bazı Başlıklar00:00 Güzellik ve algı çağında yaşamak01:40 Sanal dünyada kimlik inşası04:10 “Kendin ol” söyleminin çelişkisi07:00 Masallar neden artık teselli etmiyor?10:30 Görünürlük ve değer ilişkisi14:20 Filtrelenen hayatlar, silinen gerçeklik18:50 Kendilik duygusunun aşınması22:30 Hakikatle yeniden temas mümkün mü?🧠 Bu videodan öğrenecekleriniz:• Sanal estetik baskısının benlik algımızı nasıl dönüştürdüğü• Neden artık “kendimiz gibi hissetmenin” zorlaştığı• Görünürlük ekonomisinin psikolojimizi nasıl şekillendirdiği• Kimliğin bir hikâye olarak nasıl kurgulandığı• Masalların neden bugünün dünyasında kırıldığı• Gerçek benliğe temas etmenin neden hâlâ mümkün olduğu💬 Son söz:Bu bölüm, güzellik ya da teknoloji karşıtı bir konuşma değil;insanın kendine, hakikatine ve iç sesine geri dönme çağrısı.Filtreyi bir anlığına kapat…Hikâyeyi durdur…Kendine bak.Gelin, birlikte düşünelim.
Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde;hadis inkârcılığı, mütevatir bilgi, Kur’an–hadis ilişkisi ve usûl meselesi etrafında dönen tartışmaları masaya yatırıyoruz.“Hadisler güvenilmezdir”,“Mütevatir diye bir şey yoktur”,“Hadisler 200–250 yıl sonra yazıldı”gibi sıkça dile getirilen iddiaların bilgi teorisi ve tutarlılık açısından ne anlama geldiğini konuşuyoruz.Bu bölümde;mütevatir bilginin ne olduğu,neden Kur’an’ın kendisiyle aynı kategoride değerlendirildiği,rivayet bilgisini toptan reddetmenin hangi sonuçlara yol açtığıve seçici şüpheciliğin neden metodolojik bir problem olduğu ele alınıyor.📌 Bu bölümde ele alınan konular:📖 Mütevatir Nedir?Bir bilginin “kesin” sayılabilmesi için hangi şartları taşıması gerekir?📚 Kur’an ve Mütevatirlik:Kur’an’ın bize ulaşma yöntemi ile hadislerin nakil yöntemi arasında gerçekten kopukluk var mı?🧠 Seçici Şüphe Problemi:Aristo’yu, tarihi olayları ve modern bilgiyi kabul edip hadisleri reddetmek tutarlı mı?⚖️ “Hadisler Zannîdir” İddiası:Zan ne demektir, her zan değersiz midir, usûlde “zannî delil” ne anlama gelir?🕰️ “Hadisler 250 Yıl Sonra Yazıldı” Söylemi:Bu iddia tarihsel olarak ne kadar doğru, hadis tedvini gerçekten ne zaman başladı?📜 Buhârî Hadis Uydurdu mu?Yoksa yapılan şey rivayetleri tasnif etmek miydi?🧩 Metin mi Sorun, Yöntem mi?Hadis tartışmalarında asıl problem nerede başlıyor?🔔 Bilgi, yöntem ve tutarlılığın kesiştiği bu önemli sohbeti kaçırmayın.Gelin, beraber düşünelim…
loading
Comments 
loading