DiscoverYeni Şafak Yazarlar
Yeni Şafak Yazarlar
Claim Ownership

Yeni Şafak Yazarlar

Author: Yeni Şafak

Subscribed: 76Played: 5,206
Share

Description

Sosyal medyanın en güçlü haber mecrası Yeni Şafak.
Yeni Şafak Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hâkim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.
4998 Episodes
Reverse
Allah, dünyaya göz dikmeyen kullarını sever. Dünya fani. Elimizde olan ve olmayan her şey geçici. Ama ahiret ise ebedi yurdumuz. O hâlde geçici şeylerle oyalanıp ömür sermayemizi ziyan etmemeliyiz.
Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu Özel Temsilcisi Stiv Vitkof’a göre, İsrail’in tek bombalık canı var.
İnsanı insan yapan iki boyut var: Biri etten, kemikten, kandan, kastan vs. oluşan bedenin biyolojik yapısı; diğeri ise akıl ve duyguları da kapsayacak genişlikte insanın idrak merkezi olan “kalp”. Şu hususun altını çizmekte fayda var: Dinî literatürde “kalp” denen şey, sol göğüs kafesimizin altında bulunan et parçası değildir. Gazzâlî’nin de ifade ettiği gibi “kalp” insanda latîf ve ruhânî bir cevherdir ki idrak onunla sağlanır. Bunun açılımı şudur: Kalp, her insanı biricik kılan görünmeyen bir özdür ve insanın idrak merkezidir. Vücudumuzdaki “kalp” organıyla karıştırmamak için buna “manevî kalp” denilebilir. Bugünkü bilimde “beyin”e isnat edilen tüm özellikler, dinî literatürde manevî kalbin özellikleridir. Beni “ben” kılan şey bu manevî kalptir. Tüm duygu ve düşüncelerimin merkezi odur. Bütün organlarımı onları kumanda edip yönlendiren odur. “Nefs” ile kastedilen de çoğu zaman aynı şeydir.
ABD ve İsrail, İran’a vahşice saldırılar dışında hiçbir askeri başarı sağlayamadı. Kız okulunu, sivil alanları, İran altyapısını, enerji kaynaklarını vurdular. Kendilerine bakılırsa “İran’ı bitirdiler”.
İsrail ile Amerika’nın İran’a savaş açmasının ardından televizyon ekranlarında ve sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bir isim var: Muhammed Berdibek.
İnsanoğlu, özgün, özgür olma iddiasıyla çıktığı yolda kültürel homojenleşmeye yenildi.
Şiddeti, çatışmayı kutsayan, hatta şiddete, çatışmaya tapan bir uygarlık pagan Batı uygarlığı. Kan emerek yaşıyor ve hâkimiyet kuruyor.
ABD Başkanı Trump’ın, 2020’de seçimi kaybetmesinin en önemli sebebi Covid19 basiretsizliğiydi. Salgını küçümsemiş, “Grip gibi geçer” demiş, ulusal acil durum ilanını geciktirmişti. Sonunda 1,1 milyon Amerikalı hayatını kaybetti.
Amerika’nın İran’la savaşının ikinci haftası dolarken, Beyaz Saray’dan gelen sinyaller saldırıların süreceğine işaret ediyor. Savaşın siyasi hedefinin net olarak ortaya koyulmaması, Trump’ın ne aşamada zafer ilan edeceğini tahmin etmeyi zorlaştırıyor.
Dünya, 2026 yılının ilk çeyreğinde sadece bir takvim değişikliğine değil, küresel güç dengelerinin «tektonik» bir kırılma yaşadığına tanıklık ediyor. Washington ve Pekin arasındaki bilek güreşi; artık gümrük kapılarından taşıp Ortadoğu’nun petrol sahalarına, uluslararası mahkeme salonlarına ve stratejik geçiş koridorlarına yayıldı. Sahadaki askeri hareketlilik ve güncel veriler tek bir noktada birleşiyor: Dünyanın tansiyonu düşmeyecek!
Belediyeler doğrudan vatandaşa uzanan devletin en şefkatli ellerinden biridir. Doğumdan ölüme, düğünden sünnet merasimine kadar birçok alanda faaliyet göstermektedir. Ancak devletin bu şefkatli eli kontrolden çıkınca hiçte istenmeyen bir aygıta dönüşebilmektedir. Bu yazımızda örneklerle konuyu açıklamaya çalışacağız.
ABD Başkanı Donald Trump İsrail’le birlikte İran’a açtıkları savaşın gerekçeleri konusunda her gün başka bir hikâye anlatıyor. Öte yandan bu anlatı yığılması Trump’ın Netanyahu’nun peşinden nasıl sürüklendiğine ışık tutuyor. Netanyahu “İran’la savaş” senaryosunun Neoconlar’la birlikte onlarca yıldır yazarıydı. Trump’tan önceki Amerikan başkanlarıysa bu senaryoyu oynamaktan kaçınmıştı. Netanyahu’nun yalanlarının gerçekle ilgisi olmuş olsaydı İran’ın şimdiye kadar yüzlerce nükleer silahı olacaktı. Böylece bu savaş da olmayacaktı.
Her insan muhteremdir, saygın ve özel bir kişiliği vardır. Her toplum, her millet, her ümmet de aynı özelliktedir. Hatta tüzel kişilikler, canlı cansız tüm varlıklar da…
İran’a karşı Siyonist saldırının 8. günündeyiz. ABD ve İsrail’in 168 kız çocuğunu katlederek başlattıkları savaşın elbette kim ne derse desin hiçbir haklı tarafı olamaz. İran’ın Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’da izlemiş olduğu kuşkusuz haklılaştırılamayacak apaçık mezhepçi siyasetini sürekli bu siyonist saldırganlık esnasında hatırlatmanın anlamı yok.
Akl-ı selîm vaktidir. Uluslararası hukukun, sözleşmelerin, ahlakın yerle bir edildiği günleri yaşıyoruz. Haydutluk belki de en ilkel zamanlarda bile insanlığa bu kadar galebe çalmamıştı. Modern Batı, en son Gazze ve Venezuela’da ayaklar altına aldığı kendi değerlerini bugün İran’da hunharca katletmeye devam ediyor. Ben yazıyı yazarken Trump’ın açıklamasını veriyordu televizyonlar: “İran’da lideri ben belirlerim!” Böylesi bir aymazlık tarihte görülmedi.
İngilizlerin kontrolündeki Mısır’da eğitilip donatılan, ardından 17 Nisan 1915 günü Gelibolu Cephesi’ne sevk edilen Yahudi gönüllüler, tarihe “Siyon Katır Bölüğü” adıyla geçmişti. Cephe önünde ve gerisinde savaşa iştirak ettiler, imparatorluk dağıldıktan sonra da Filistin topraklarına yönelerek aktif biçimde Arap kıyımına katıldılar. Siyon Katır Bölüğü’nün iki kurucusundan biri, Joseph Trumpeldor, 1 Mart 1920’de Arap köyü Tel Hay’da Filistin’in yerli sakinlerine karşı Siyonizm uğruna savaşırken öldürüldü. Diğer kurucu Vladimir Zeev Jabotinsky ise, 1940’daki ölümüne kadar, İsrail’de bugün hâlâ güçlü biçimde temsil edilen, Arap ve İslâm düşmanı Likud çizgisinin ideoloğu ve teorisyeni olarak sivrildi.
ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşması bize liberal fikirlerin, ulus devletlerin, insan hakları temelli bir dünya görüşü geliştirme hayal ve isteğinin artık önemsizleştiğini söylüyor. En azından Amerika artık bu fikirleri itibarlı bulmuyor.
Trump ABD’sinin, ucu açık, yayılma riski büyük, pahalı savaşlara girmeme prensibi İran savaşıyla birlikte çöpe gitmek üzere. Üzerine, bir hedefi var mı yok mu belli olmayınca, “neden bunu yapıyor” havada kalınca, ister istemez herkes tatmin edici olmayan, klişe gerekçeler üretmeye başlıyor…
İsrail ve ABD’nin İran’a saldırması ile başlayan yeni süreç başta Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere dünyanın geri kalanını yakından ilgilendiren stresler üretiyor. Bu streslerin başlıcası ise enerji fiyatlarında yaşanan şok! Zira petrol, LNG ve akaryakıt fiyatlarında yaşanan şok artışlar tüm ülkelerde ilk günden enflasyonist olarak kodlandı.
Türkiye’de televizyon dizileri sadece bir eğlence sektörü değil; milyonlarca insanın her akşam aynı travma etrafında kenetlendiği devasa bir toplumsal terapi seansıdır. İnsanlar ekran karşısına geçip sadece karakterleri izlemezler; kendi imkânsız arzularını, bastırılmış öfkelerini ve komşuda olunca izlemesi keyifli olan felaketleri seyrederler.
loading
Comments 
loading