DiscoverEVE DÖNER İNSAN HEP!
EVE DÖNER İNSAN HEP!
Claim Ownership

EVE DÖNER İNSAN HEP!

Author: Gregor. (Ali Bayam)

Subscribed: 2Played: 32
Share

Description

Merhabalar arkadaşlar uzun süredir Twitter’da internet radyoculuğu yapıyorum. Dinleyici arkadaşların (çorbacı tayfa; onlar kendisini biliyorlar) yoğun isteği üzerine bu yayınları podcast olarak paylaşmaya başladım. Yayında hayata dair bir çok farklı konudan, gönlünüze değecek bir çok farklı söz, his bulabilirsiniz. Bu arada unutmadan, bu kaydı bitirdiğinizde artık siz de Gregor bağımlısı olacak, çorbacı tayfada dahil olacaksınız. Bunun garantisini veriyorum. İyi dinlemeler.
58 Episodes
Reverse
Merhaba arkadaşlar vazgeçmek üzerine konuştum bu podcastte. Yine biraz heyecanlı idim. Mazur görün hataları. Hepiniz iyi ki varsınız. Yarım kalmış, kesintiye uğramış şeyler, tamamlanmışlardan daha kolay ve net hatırlanır. Geçmişte yarım kaldığına inandığın o ilişkiyi ve o insanı, sürekli hatırlıyor olmanın sebebi bu. Psikolojide buna Zeigarnik Etkisi diyorlar. İnsan zihni, tamama erdiremediği şeyleri unutmaz. Yarım kalan durumları bünyede oluşturduğu gerilim nedeniyle tamamlama eğilimi gösterir zihin. Mesela, hazır hissetmediğimiz halde, aniden biten ilişkiler en çok canımızı yakan ilişkilerdir. Tabii zamanın unutturma gücü, Zeigarnik Etkisinden daha büyüktür. İnsan unutur Ve alışır. Gün içinde zihninine takılı kalan ve bir türlü mırıldanmaktan vazgeçemediğin bir şarkı varsa, bunu da Zeigarnik Etkisi ile açıklayabilir ve çözebilirsin. Nakarattan vazgeçip şarkının sonunu hatırla. Ve tamamlansın. Şair diyor ya; “Önce bitir bu şarkıyı...” Tam da böyle bir şey.
Arkadaşlar merhabalar, podcastimizin bu bölümünde daha önce yazmış olduğumuz; "Birisini hiçbir zaman affedemeyeceğini farkettiğin an ondan vazgeçersin. Birisini ondan hiçbir zaman vazgeçemeyeceğini anladığın an onu affedersin." denkleminin ortasında kaldığımız, ne affedebildiğimiz ne de vazgeçebildiğimiz anları konuştuk. Aynı zamanda yayına konuk olan arkadaşlarımızın, 'nasıl, nerede vazgeçtiklerini' dinlediğimiz ve spontane ilerleyen keyifli sobetimizi sizinle paylaştım, sevgiler.
KENDİMİZİ AFFEDELİM

KENDİMİZİ AFFEDELİM

2023-04-1202:04:52

Arkadaşlar merhabalar, bu bölümde; rutinde sık sık yaptığımız kendimizi affetme yayınlarından birini sizlerle paylaşıyorum. İçeriğinde, kendimizi affetmeye giden yoldaki duraklardan, bu bağlamda Eve Döner İnsan Hep'de de yazdığımız gibi mutluluk denen olgunun özünün, insanın içerisinde bir cevher olduğundan, hiçbir dışsal etkinin aslında bizim mutluluğumuzu etkileyemeceğinden ve bunu nasıl başarabileceğimizden söz ettik. Bu noktada sıklıkla değindiğimiz o latince söz, "Issız yerlerde kendin için bir evren ol." cümlesinin farkındalığının süreçteki öneminden bahsettik. Keyfili dinlemeler.
Arkadaşlar merhabalar, Podcast serimizin bu bölümünde, insanlara verdiğimiz değer ile kendi değerimizi belirlediğimiz sınırlar arasındaki çizgilerden söz ettik. Aynı zamanda birini özenle sevmekten bahsettik ve bu bağlamda hayattaki kimliklerimizin, rollerimizin bilincinde olmamız gerektiğinin hayati önemine değindik. Son derece öğretici ve farkındalık yaratacak bir kayıt sizlerle, keyifli dinlemeler dilerim.
Arkadaşlar merhaba, ''Aptal Puma Sendromu' ile gereğinden fazla emek vererek, emeğimizin altında kazanım sağladığımız herşeyin biraz ziyanda oluşundan bahsettiğimiz podcast serimizin bu bölümünde, aynı zamanda 'Pirus Zaferi'nden, bir komutana dahi, 'Bu savaşı keşke kazanmasaydım.' dedirtebilecek durumların, hayatın akışı içerisinde nasıl bizlerle birlikte olduğundan söz ettik. Güzel dinlemeler.
Arkadaşlar merhabalar, podcast serimizin bu bölümünde; Revolver'in yıldönümünde yapmış olduğumuz keyifli sohbetimizi sizlerle paylaştım. Aniden gerçekleşen ve bir anda değişmemize neden olan olayların aslında yavaş yavaş bizleri o raddeye getirdiğinden ve bu durumun tamamen kendi içerisinde bir paradoks olduğundan söz ettik. Her insanın, sevginin her sorunu halledebileceğine inandığı yaşları olduğundan ve sevgi denen hissin aslında böyle bir sorumluluğu olmadığından bahsettik. "Sevgi, orada, öylece güzel." Fikri benimsendiğinde vereceği huzura değindik. Aynı zamanda, Eve Döner İnsan Hep'ten, Revolver dahil bolca okuma yaptık ve Veda ile sonlandırdık. Güzel dinlemeler dilerim.
Arkadaşlar merhabalar, ilişkileri var eden bir çok noktaya değindiğimiz bu bölümde; üzerine uzunca konuştuğumuz yalnızlık olgusunun tercih edilmiş ve benliğimize iyi gelen tarafında mıyız yoksa itilmiş bir yalnızlığın ortasında mıyız, bunu fark edilmekten bahsettik. Yalnızlığın bedensel bir tek başınalıktan ziyade, fikirsel ve ruhani bir durum olduğundan, bu durumda da kalabalıklar içersinde yalnız hissetmenin ruhumuza tezahürlerinden söz ettik. Eğer böyle bir durumun içerisindeysek kendimizi sorgulayabilmenin ve hatalı yönlerimizi onarabilmenin gerekliliğini vurguladık. Keyifli dinlemeler diliyorum.
Arkadaşlar merhaba, her daim vazgeçebilmenin güzelliğinden bahsederken; hayatın içerisinde kalıp mücadele edilmesi gereken yerler olduğundan ve verilen çabanın ardından gelinen o duygusal yorgunluğun sebep olduğu gidişlerden bahsettik. Bu konu özelinde, Frida'nın Diego'ya yazdığı mektubu inceledik. Adeta bir vazgeçişin anatomisi niteliği taşıyan bu mektupta; bir ilişkide olmayanları fark ederek, olması gerekenlerin neler olduğunu konuştuk. Emek verilmesi gereken ile vazgeçilmesi gereken yeri belirleyen o ince çizgiyi idrak edebilmenin öneminden dem vurduğumuz keyifli bir sohbet oldu.
Merhabalar, podcast serimizin bu bölümünde, gidebilen taraf olmayı başarmaktan konuştuk. Gerek romantik ikili ilişkilerimizde gerek hayatın akışı içerisinde kurduğumuz rutin ilişkilerimizde; karşımızdaki insana iyi mi geliyoruz, onun bir üst versiyonuna çıkabilmesi adına ona güzellikler mi katıyoruz yoksa ruhunu, hayat enerjisini sömürüp ona zarar mı veriyoruz? Neden hep kalan taraf olup gidemediğimizden, bulunduğumuz yerleri neden terk edemediğimizden bahsederken; ilişkilerde Z Raporu almanın öneminden bahsettik. Keyifli dinlemeler.
Merhabalar arkadaşlar, Bu bölümde itiraf edilmemiş hisler ve bu hislerin beraberinde ziyan ettiklerimiz üzerine konuştuğumuz bir sohbet ile sizlerle birlikteyim. İçimize attığımız, yaşanması mümkün ve hatta gerekliyken; yaşamadığımız, bilinç altına ittiğimiz ve redettiğimiz o meşru acılar... Ve ruhumuzda beslediğimiz için o acıların da mutsuzluklarımızı beslediğinden, hayattaki mutsuzluklarımızın asıl sebebi oluşundan bahsettik. Çünkü konu her ne olursa olsun, eğer ortada bir sorun varsa, onu bitirmek için, o acıyı önce kabullenmek sonra da yaşayıp alt etmek gerekiyor. Çünkü onu görmezden gelmek ve yok saymak değil geçip gitmesini sağlayan şey. Üstelik acının tamamen insana has, biricik ve bireysel bir olgu olduğundan da konuştuk ve kesinlikle bir başkasına kıyasla ölçümlenemeyeceğinden bahsettik. Değindiğimiz en önemli noktalardan bir diğeri ise, kitabımız Eve Döner İnsan Hep'de yazdığımız gibi, "Ömür bir acıyı ev belleyecek kadar uzun değil." cümlesi oldu. Çünkü acı da, her hissin olduğu kadar, hayat yolunda uğradığımız duraklardan biri ve o duraklarda ne kadar bekleyeceğimizi biz kendimiz belirliyoruz. Bu minvalde, her şeyin kendi elimizde olduğundan, insanın kendi gücünün farkına varmasından söz ettik. Çünkü bilmek gerekiyor ki, kimse durduk yerde gelip bize acı verebilme, bizi üzebilme gücüne sahip değil. Bu durum, tamamen bizim kişilere yüklediğimiz anlamlar dahlinde gerçekleşiyor. Tam olarak bunu idrak edebilmenin tarifsiz huzurundan bahsettiğimiz, kazanımı yüksek ve sonlara doğru seslendirdiğimiz muhteşem şiirlerle de aynı zamanda edebiyat dolu, keyifli bir sohbet sizlerle.
Yaşamak Umrumdadır!

Yaşamak Umrumdadır!

2022-12-1701:29:22

Arkadaşlar merhaba, bu bölümde harika bir konuyla sizlerleyim. Bu defa üzerinde durduğumuz asıl mesela, "Yaşamak umrumuzdadır." cümlesi. Evet yaşamak umrumuzdadır çünkü bizler bu hayatı; düşmelerden, kalkmalardan, yenilip yanıldığımız duygularımızdan var ediyoruz. Tırnaklarımızla kazıyor ve elde etmenin hazzını daha içsel yaşıyoruz. Karşımıza çıkan engellerde, önümüze çekilen setlerde, hayat biraz böyle diyerek nedenleri sorgulamanın çok da bir faydası olmadığından bahsettiğimiz bu podcastte; yaradılışında, insanın kusurlu bir varlık olduğundan ve o kusurlarıyla bugüne geldiğinden, mükemmelliğin çok da insani bir olgu olmadığından bahsettik. Aynı zamanda edebiyata dair konular ve şiir seslendirmeleri ile de keyifli bir sohbet oldu.
Tam olarak türkçe bir karşılığı olmayan gaslighting, karşıdaki insana çeşitli oyunlar oynayarak zamanla kendisinden şüphe etmesini sağlamasına yönelik, bir psikolojik işkence/manipülasyon yöntemi olarak biliniyor. Genellikle narsistler ve sosyopatlar tarafından uygulanan bu yöntemin korkunç olan tarafıysa kurban tarafından fark edilmesinin imkansız. bunun nedenlerinden biri de sevdiğimiz insanlara güvenmemiz ve sözlerine inanma eğiliminde olmamız. Daha da kötüsü, çoğumuz bir dönemler farkında bile olmadan böyle bir manipülasyona maruz kalmış olabiliriz; küçük çaplı olsa bile.
AŞK KÖPEKLİKTİR!

AŞK KÖPEKLİKTİR!

2022-01-2620:18

Bu bölümde aşk ve sevgi çok sevmek ve güzel sevmek üzerine konuştum. Umarım seversiniz. Sevdiğin insanın üzerine titreyerek sevebilmek en güzeli. Saçından bir tel kopmasın diye verilen mücadeleden bahsediyorum. Kalbi kırılmasın diye elinden gelen her şeyi yapabilmekten. Küs uyuyamamaktan, istemeden de olsa incittiğin an; egolarını unutup arayıp özür dileyebilmekten. Çok sevmek ve güzel sevmek birbirinden tamamen farklı iki şey. Çok seven, sevgisinin çokluğu ile karşısındakini, istemeden de olsa zehirler. Güzel seven, sevdiği şeyi göğsüne bastırır ve onun iyi olmasını sağlar. Birisini delice değil, aklı başında sevmek her şeyden önemli.
Merhabalar yeni bir konseptle yeniden karşınızdayım. Konseptimizde hayata dair kavramlar üzerine konuşacağız. İlk kavramımız mutluluk. Mutluluk dediğimiz o olgu nedir, nerde aranıp nerde bulunmalıdır bu soruların cevabını bulacağız. Hepinize iyi dinlemeler. Bu arada unutmadan; Bulunduğu yeri güzelleştiremeyen insan, cennete gitse de cehennemi yaşayacaktır. Çünkü mutluluk insanın içindeki o cevherdir. Onu aramayan, bulamayan ilelebet huzursuz olur. Eski bir Latince söze kulak verelim; “Taşındığım her yerde çiçek açacağım.” Bahar insanın kendi içinde.
Bu bölümde; iç dünyamızda meydana gelip hayatımıza yansıyan ve bizi değiştiren hiçbir şeyin aniden olmadığından, birikerek bu hadde geldiğinden bahsedeceğiz. Hani birden bıçakla kesilmiş gibi değil de, aslında azar azar can yakarak ve belki kanatarak bittiğinden. O yolun sonuna geldiğimizde; canımızı, aslında sondaki o kocaman taşa takılışımızın değil, yolun üzerindeki küçük taşların çok yaktığından...Ve canımız daha fazla yanmasın diye vazgeçebilmekten, vazgeçebilmenin güzelliğinden... Bu bağlamda "Yola inanmışlarla çıkılır, ikna edilmişlerle değil." düsturunun öneminden, karşılıklı emeğin ve çabanın lezzetinden bahsedeceğiz. Karşılıklı verilen emekle, emek verirken karşılık beklemenin arasındaki o kıldan köprüden, o köprünün yıkılışının ardından sevginin artık hiçbir samimiyeti kalmayıp ticarete dönüşebileceğinden konuşurken, aynı zamanda fedakarlıklarmızın, koparamayacağımız bağlarımızın olduğu insanlar üzerine olmasıyla, hayatımızda olmazsa da olur diyebileceğimiz insanlar üzerine olmasının farkından bahsedeceğiz. Üzerinde durduğumuz diğer konumuz ise atkı metaforu dediğimiz durum. Yani, "İnsan bazen ziyan etmeyi, edebilmeyi bilmeli." dediğimiz nokta. İlmek ilmek, sabırla işlediğimiz o ilişkiden yine adım adım vazgeçmek. Birini unutabilmenin birden olabilecek birşey olmadığından, hatta birini unutmanın en güzel yolunun onu unutmaya çalışmamaktan geçtiğinden, unuttum demenin dahi hatırlamaktan ibaret olduğundan ve bunu düşünmeyecek kadar hissizleşebilmekten. Sevginin hiç kimseden talep edilemeyecek kadar özel ve içsel bir duygu oluşundan aynı şeyin nefret içinde geçerli olduğundan bahsederken; sevgi dediğimiz hissin zıddının tamamen hissizlik olduğu gerçeğinden... Ve o duyguya gelene kadar geçirilen süreden söz ederken; kapalı durması gereken kapılara kilit vurabilmenin gücünden... Yarım kaldı hissiyle aralık bırakılan kapılardan esen rüzgarların aslında canımızı nasıl yaktığını, o hikaye aslında o kadardı diyebilecek raddeye geldiğimizde farkedebileceğimizi anlattık.
Merhabalar arkadaşlar çok özleştik biliyorum yeni bir podcastle karşınızdayım. Bu yayında, birbirinden bağımsız bir çok konudan bahsettik ama en önemlisi anı yaşamak, anda kalmak bahsi idi. Dinlerken kendinizden muhakkak bşr şeyler bulacaksınız. Şimdiden iyi dinlemeler. Sonraya saklanan, ertelenen şeyler zamana yenilmeye, yok olmaya, ölmeye mahkumdur. Unutma. Hatırla; bir ziyafette pastayı çok sevdiğin için onu sona sakladın. Ama sıra ona geldiğinde çoktan doymuştun. Pastayı hiçbir zaman iştahla yiyemedin. Mutluluk da böyle, sona saklamadan tam o anda tadını çıkar. Yarının varlığı daima meçhul olarak kalacak. Sen, tam şu anı yaşa. Mutluluk bir beklentiden ibarettir ve beklenti gerçekleştiği andan itibaren yerini alışkanlığa, duyarsızlığa ve kaskatı ölüme bırakır. Mutluluk bir andır o anı kaçırma. Mutluluk yaşanmaz, hatırlanır diyordu birisi. Tam da öyle. Yaşarken farkına var. Her şey senin için, sana.
AŞK İKİ KİŞİLİKTİR*

AŞK İKİ KİŞİLİKTİR*

2022-01-2202:19:01

Bu bölümde, 21 Aralık en uzun gece için yaptığımız yayının kaydı mevcut. 2 saatlik süreçte hayata, edebiyata, psikolojiye, felsefeye ve insan ilişkilerine dair harika konulardan bahsettim. Dinleyen herkesin kendince bir şeyler bulacağına eminim. Korkma ben varım diyen bir sese ihtiyacınız olduğunda, açıp dinleyebilirsiniz. Korkmayın, Gregor sesiyle sizinle. Beni Twitter ve İnstagramdan @gregorsamsamsi yazarak bulup takip edebilirsiniz. Hepinize iyi dinlemeler.
Bazen emek boşa gitmeli.

Bazen emek boşa gitmeli.

2022-01-1901:45:13

Uzun süredir Twitter sohbet odalarında internet radyoculuğu yapıyorum. Ve bu kayıtları artık podcaste çevirmek istedim. Dinleyince siz de Gregor bağımlısı olacaksınız, bilginiz olsun. İyi dinlemeler. Twitter ve instagramda @gregorsamsamsi hesabından takibe alabilirsiniz.
Sputnik radyoda Yaptığımız röportaj.
Arkadaşlar merhabalar, podcast serimizin bu bölümünde; "Bir aynayı yok etmek için parçalamak aynayı çoğaltmaktır. Kaçsan da kurtulamazsın bazı şeylerden..." fikri üzerine konuştuk ve bazı şeyleri görmezden gelerek onları yok sayamayacağımızdan söz ettik. Acıya karşı bağışıklık kazanabilmenin, o acıyı içselletirmeden ondan kurtulabilmenin önemine değindik. Ardından gelen sorularla şekillenen keyifli bir sohbet sizlerle, iyi dinlemeler.
loading
Comments 
loading