Discover
Sapien Podcast
331 Episodes
Reverse
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la materyalizm kavramını tüm yönleriyle masaya yatırıyoruz. Materyalizm nedir, ne değildir; bir bilimsel yöntem mi, yoksa hayatın tamamını açıklamaya çalışan bir dünya görüşü mü?Bu derin sohbette; materyalizmin tarihsel kökenlerinden metodolojik natüralizme, bilimin sınırlarından metafizik ve inançla kurduğu ilişkiye kadar pek çok kritik başlığa değiniyoruz. Materyalizmin ne zaman faydalı bir araç olduğunu, ne zaman ideolojiye dönüşerek insanı dar bir çerçeveye hapsettiğini tartışıyoruz.Ayrıca insanın neden kendini her şeyin merkezine koyma eğiliminde olduğu, ideolojilerin ve “-izm”lerin neden zihinsel konfor alanları yarattığı, sosyal medyanın tüketim ve anlam algımızı nasıl şekillendirdiği gibi güncel ve düşündürücü sorulara da birlikte cevap arıyoruz.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz; tarihçi ve yazar Selim Erdoğan.Harp tarihi ve yakın Cumhuriyet dönemi üzerine çalışan Erdoğan; izleyicilerden gelen soruları doğaçlama yanıtlıyor ve “tarihe bakış” meselesini sadece bilgi değil, sorumluluk olarak da ele alıyor. Tartışmanın merkezinde; Lozan’la ilgili yanlış bilinenler, milli mücadelenin askeri kadar “lojistik” tarafı, arşivlerin unutmadığı gerçekler var.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la “anti hedefler” kavramını, fazlalıkları hayatımızdan çıkarmanın neden gerçek başarı için bu kadar kritik olduğunu ve sadeleşmenin zihnimizi nasıl özgürleştirdiğini konuşuyoruz. Seçenek çokluğunun bizi nasıl felç ettiğinden, “yapmayacaklar listesi”nin hayat stratejisi olarak kullanılmasına kadar uzanan bir sohbet bu.Bu kapsamlı sohbette; insanın yokluklar devri için tasarlanmış bir canlı olup bugün çokluklar çağında yaşamasının yarattığı zihinsel yükten, karar verirken seçenek azaltmanın nörobilimsel temelinden, sadelik ile basitlik arasındaki kritik farktan, “otantik hedef” kavramına ve başarıyı başkalarının dayattığı kalıplardan kurtarıp kendi iç pusulamıza göre tanımlamaya kadar birçok konuya değiniyoruz. Sinan Canan, kendi hayatından örneklerle minimal donanımla seyahat etmekten askerlikte yaşadığı sade düzen deneyimine, oradan da yeni kitabı İnsanın Manevi Ayarları’na uzanan bir çerçevede “azaltma” ilkesini anlatıyor.🔍 Cevap aradığımız bazı sorular:• Yapamayacaklar listesi gerçekten başarıyı hızlandırabilir mi?• Seçenek çokluğu beynimizi nasıl felç ediyor ve kararlarımızı nasıl bozuyor?• Başarıyı başkalarının bize biçtiği rollere göre değil de kendi otantik hedefimize göre nasıl tanımlayabiliriz?• Neden başarısızlıktan bu kadar korkuyoruz ve bu korku hayatlarımızı nasıl şekillendiriyor?• Hayatın anlamını tek seferde değil, her adımda yeniden kurmak ne anlama geliyor?• Motivasyon videoları ve soğuk duş gibi disiplinler tek başına neden hayatımıza gerçek bir anlam katamıyor?Hayatındaki gereksiz seçenekleri azaltmak, zihnini sadeleştirmek, kendi otantik hedefini bulup başkalarının yazdığı senaryolardan çıkmak isteyen herkes için düşündürücü ve bir o kadar da ferahlatıcı bir bölüm.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la insanın neden korktuğunu, korkunun beynimizde nasıl çalıştığını ve bu duyguyla sağlıklı bir ilişki kurmanın yollarını konuşuyoruz. Korkunun hayatta kalmamız için neden vazgeçilmez olduğunu ve onsuz bir yaşamın gerçekten mümkün olup olmadığını masaya yatırıyoruz.Ayrıca Andrew Huberman’ın ortaya koyduğu “cesaret devresi”nden yola çıkarak; talamus, amigdala ve ön beyin arasındaki o kritik karar anını, korkunun beyni nasıl iki farklı yola sokabildiğini ve küçük cesaret antrenmanlarının zamanla karakterimizi nasıl dönüştürebildiğini konuşuyoruz. Korku filmleri, roller coaster’lar ve “parayla psikoz satın almak” dediğimiz eğlence biçimlerinin aslında duygularımızı nasıl eğittiğini de sinirbilim perspektifinden ele alıyoruz.🔍 Cevap aradığımız bazı sorular:• İnsanın dünyaya gelir gelmez hissettiği ilk duygu gerçekten korku mu?• Korku, ağrı kadar temel ve vazgeçilmez bir hayatta kalma mekanizması mı?• Neden bazı uyaranlara alışıyoruz da, bazı şeyler her seferinde yeniden ürkütüyor?• Korku filmleri ve adrenalin dolu aktiviteler bize zarar mı veriyor, yoksa duygularımızı eğitiyor mu?• Cesaret, korkusuz olmak mı yoksa korkuya rağmen adım atabilmek mi?• Beynimizdeki “cesaret devresi” nasıl çalışıyor ve bunu günlük hayatta nasıl güçlendirebiliriz?Korkularıyla daha olgun bir ilişki kurmak, cesareti romantikleştirmeden anlamak ve kendi yatkınlıklarını keşfederek hayatını biraz daha “kendine göre” yaşamak isteyen herkes için hem düşündürücü hem de eğlenceli bir bölüm.
Barış Okan Belovacıklı moderasyonuyla Sapien’in yeni videocast serisi BOBCAST’in bu bölümünde konuğumuz Prof. Dr. Sinan Canan ve konumuz: Popüler KültürKalabalığın sevdiği şeyin neden bu kadar cazip geldiğinden, popüler kültürün “filtre” gibi çalışıp insanı seçim yapma zahmetinden nasıl azade ettiğine; algoritmaların zevkimizi nasıl şekillendirdiğinden, kültürel beslenmenin de tıpkı beslenme gibi özen istediğine kadar uzanan bir sohbet bu.
Rotring mürekkebiyle göbeğine isim yazmaktan Fenerbahçe aşkına, arabesk kültürden ergen ruha kadar uzanan bu sohbette; hem kişisel aşk hikâyelerini, hem de aşkın toplumla, kültürle ve üretimle ilişkisini didikliyoruz. Aşkın insana neler yaptırdığını, ruhu nasıl büyüttüğünü ve bazen neden kaldıramadığımızı Emrah Ablak’ın mizahi ama bir o kadar da acıtıcı gözlemleriyle dinliyoruz.Bu bölümde, uhrevi aşk ile dünyevi aşkın farkını, “Tanrı sevgisi”ne giden yolun neden önce insana tutulmaktan geçtiğini, futbol ve takım tutkusunun, tribün kültürünün bile aslında nasıl paketlenmiş bir “ergen ruh” hâli olabildiğini konuşuyoruz. Aşkın bazen benzine, bazen deliliğe, bazen de iyi bir çizgiye dönüşmesini masaya yatırıyoruz.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Aşk nedir: Delilik mi, yoksa ruhu büyüten bir sınav mı?• Aşık olunca neden karşımızdakinin kusurlarını görmeyiz?• Platonik aşk, gerçekten “aşk” mıdır yoksa ergen ruhun oyunu mu?• Arabesk, acı ve ergenlik kültürü aşkı nasıl şekillendiriyor?• Takım aşkı, Fenerbahçe sevdası gibi tutkular, aşkın başka bir formu sayılabilir mi?• Tanrı aşkına giden yol, neden önce dünyevi aşklardan geçiyor?• Tutku doğru yere yönelince insanın üretimini ve işini nasıl dönüştürür?Aşkı, tutkuyu, ergen ruh hâllerini ve arabeskle yoğrulmuş bu coğrafyanın duygusal dünyasını Emrah Ablak’ın gözüyle görmek isteyen herkes için, kahkahası bol, içi biraz sızlatan bir bölüm.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la yapay zeka ve tanrı tasavvuru arasındaki ilişkiyi, insanın güç ve irade arayışını ve “her şeyi bilen” bir varlık yaratma dürtümüzü konuşuyoruz. Yapay zekayı sadece teknik bir araç değil, modern çağın “dijital âlimi” ve otorite figürü olarak görme eğilimimizi masaya yatırıyoruz.Yapay zekaya tapınan tarikatların ortaya çıkma ihtimalinden, otoriteyi güce devretme alışkanlığımıza; Asimov’un robot yasalarından, insanlığın ortak değer üretememesinin yapay zeka etiğine etkisine kadar pek çok çarpıcı örnek üzerinden ilerliyoruz. Hayatın anlamını teknolojiden “hazır almak” ile kendi anlamını kendin inşa etmek arasındaki farkı da bu bölümde ele alıyoruz.🔍 Cevap aradığımız bazı sorular:• Yapay zeka gerçekten “öğreniyor” mu, yoksa ezberliyor mu?• İnsanlık, yapay zekayı farkında olmadan modern bir “tanrı tasavvuru”na mı dönüştürüyor?• Güç ve kontrol arzumuz, yapay zeka yarışını neden nükleer silahlanma kadar tehlikeli bir noktaya taşıyabilir?• Yapay zeka bilgelik üretebilir mi, yoksa sadece bilgelik taklidi yapan bir algoritma olarak mı kalacak?• İnsan, hayatının anlamını teknolojiye ve algoritmalara teslim ederse neyi kaybetmiş olur?Yapay zekanın çağımızın en büyük umudu mu yoksa en büyük yanılgısı mı olduğu sorusunu kurcalayan, teknolojiyle inanç, anlam ve otorite kavramlarını bir araya getiren derinlikli bir bölüm.
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak ile yetişkinlik, sorumluluk ve hayatla kurduğumuz ilişkiyi konuşuyoruz: Yetişkin olmak nedir, insan ne zaman gerçekten “büyüdüğünü” anlar?Çocukluk coşkusunu kaybetmeden yaşamak mümkün mü? Rutine kapılmadan farkındalığı nasıl koruruz? Genç kalmak bir yaş meselesi mi, yoksa dünyayla kurulan bağın biçimi mi? Emrah Ablak, kendi hayat tecrübelerinden yola çıkarak üretmek, sorumluluk almak ve toplumla ilişki kurmak üzerine samimi bir muhasebe yapıyor.Bu derin sohbette; askerlikte yaşanan unutulmaz bir anıdan güç ve aidiyet hissine, karikatürist olmanın getirdiği ergenlik–yetişkinlik geriliminden, idealize edilen baba figürüne ve “toplum için bir şey yapma” fikrine kadar pek çok konuya dokunuyoruz. Gençlere iş üretmenin ne anlama geldiğini, zamanla değişen öncelikleri ve üretimin neden bir meslekten fazlası olduğunu konuşuyoruz.Emrah Ablak’ın içten anlatımıyla; yetişkinliğin konfor değil sorumluluk, gençliğin ise bir ruh hali olduğunu yeniden düşünmek isteyenler için güçlü bir bölüm.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Yetişkin olmak ne demek, ne zaman yetişkin oluruz?• Çocukluk coşkusunu korumak mümkün mü?• Sorumluluk almak insanı nasıl dönüştürür?• Üretmek bir meslek mi, yoksa bir hayat biçimi mi?• Toplum için bir şey yapmak ne anlama gelir?• Genç kalmak yaşla mı, bakışla mı ilgilidir?Hayata, üretime ve sorumluluğa başka bir yerden bakmak isteyen herkes için düşündürücü bir Ahkam bölümü.
Büyük Sorular’in bu bölümünde Sinan Canan’la homeschooling yani evde eğitim konusunu masaya yatırıyor; okulun ne işe yaradığını, evin ne zaman “daha iyi” olduğunu ve çocuğun nasıl öğrendiğini konuşuyoruz.Bir yandan da özdisiplinin; içsel motivasyon, rutin ve rol modelle kurulduğunu konuşuyor; malumat obezliği, otomatik pilotta yaşam, ters yüz sınıf (flipped classroom) gibi kavramlar üzerinden eğitimin geleceğine bakıyoruz. Türkiye’de homeschooling’in hukuki zemini, regülasyon ihtiyacı ve sosyoekonomik eşitsizlikler de bölümün en kritik başlıklarından.🔍 Cevap aradığımız bazı sorular:• Homeschooling konsept olarak neden “insani” görünüyor; Türkiye’de neden zor?• Öğrenme için ideal ortam ne; ev mi okul mu yoksa başka bir şey mi?• Nöroplastisiteyi tetikleyen şeyler ne; şefkat ve güven neden belirleyici?• Akran öğrenmesi ve sosyalleşme okul dışında nasıl kurulur?• Malumat obezliği nedir; “sürekli öğrenmek” neden bazen işe yaramaz?• Öz disiplin nasıl kazanılır; dış disiplin neden tutsak eder?Eğitimi yeniden düşünmek isteyen; çocukların merakını korumak, öğrenmeyi bir “sınav maratonu” olmaktan çıkarmak isteyen herkes için kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir bölüm.
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak’la çizginin peşine düşüyoruz: Bir çocuğun sık sık taşındığı şantiye hayatından, yalnızlığını kalemle eğlendiren bir karikatüriste dönüşme hikâyesini dinliyoruz. King Kong’lu bir dergi sayfasından, yasak odadaki tavan boyu çizgi roman arşivine uzanan o “kadersel” yolu adım adım konuşuyoruz.Emrah abi, tarama ucuyla şöhler kağıt arasında geçen ömrünü, neden hâlâ tablete tam olarak geçmediğini, iyi çizmek ile iyi anlatmak arasındaki farkı ve kendi kuşağının sokakta büyüyen karikatürist tavrını anlatıyor. Çizginin “hain” yanını, bırakınca nasıl elinin unuttuğunu, sürekli pratik yapmanın Karate Kid’le yarışacak kadar sıkı bir disiplin olduğunu örneklerle açıyoruz.Bir yandan da Bora ile beraber yaptıkları çizgi roman denemelerini, TÜBİTAK’la özdeşleşen Saklı Düşman serisini, ekonomik nedenlerle yarım kalan projeleri ve bir gün çizmek istediği Çanakkale hikâyesini konuşuyoruz. Çocuklara çizgi öğreten son karikatüristlerden biri olmanın ağırlığını, yeni neslin çok meslekli geleceğini ve yapay zekâ çağında “geleneksel” kalemin hâlâ neden cazip olduğunu tartışıyoruz.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Bir çocuk için yalnızlığı çizgiyle eğlenceye çevirmek ne demek?• Çizgi roman ve karikatürde “iyi çizgi” mi daha önemli, “iyi anlatım” mı?• Sürekli taşınan, kök salamayan bir çocukluk, yaratıcı kariyeri nasıl şekillendirir?• Tarama ucu, şöhler kağıdı gibi eski malzemelere bağlı kalmak bir inat mı, bir estetik tercih mi?• Tablet, Procreate ve yapay zekâ çağında geleneksel karikatürist olmak mümkün mü?• Bora gibi yeni nesil çizerler, ebeveynleriyle ortak bir çizgi roman dilini nasıl kuruyor?• Yaratıcı bir alanda yıllar sürecek bir proje (örneğin Çanakkale çizgi romanı) ekonomik gerçeklerle nasıl çarpışıyor?Çizgiye, karikatüre, mizaha ve yaratıcı emeğin mutfağına merak duyan herkes için; Emrah Ablak’ın hayatından süzülen bu bölüm, hem ilham veren hem de sahici bir yol hikâyesi anlatıyor.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la “neden linç ediyoruz?” sorusunu masaya yatırıyoruz: linç kültürünün evrimsel köklerinden (şempanzelerde paylaşmayanın dışlanması) günümüzün dijital “cancel culture”ına, ayıp/ahlak normlarının kalıcılığından kalabalık psikolojisine ve algoritmaların linci nasıl büyüttüğüne uzanan geniş bir sohbet.
Nominal ve reel büyüme farkından enflasyonla şişen rakamlara, “paradan 6 sıfır atmak” tartışmasından Türkiye için doğal büyüme hızı (%5) ve “aşırı ısınma” eşiğine kadar temel kavramları açıklıyoruz
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak ile “çok okuyan mı, çok gezen mi?” sorusunu sert gerçekliklerle tartışıyoruz.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la modern hayatın görünmez salgını haline gelen tükenmişlik sendromunu konuşuyoruz. Beyaz yakalının hiç bitmeyen mesaisi, takdir görmeyen emekler, “neden hâlâ tatmin olamıyorum?” sorusu ve beynimizin buna verdiği tepkiyi enine boyuna masaya yatırıyoruz.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz, yoga ve pilatesi yalnızca “esneme hareketi” olmaktan çıkarıp bir yaşam pratiğine dönüştüren eğitmen Şebnem Hayırlı! 🧘♀️💫
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la “Aralıklı oruç gerçekten işe yarar mı?” sorusunu masaya yatırıyoruz. Açlığın bedenimizde ve beynimizde neleri değiştirdiğini, modern beslenme alışkanlıklarımızın bizi nasıl bağımlı hale getirdiğini ve fabrika ayarlarımıza daha yakın bir beslenme düzenine nasıl dönebileceğimizi konuşuyoruz.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz AkademikLink kanalı ile de tanınan Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara ve konumuz: Akademisyenlik
Bu bölümde Prof. Dr. Emre Alkin ile “Paranın Geleceği”ni masaya yatırıyoruz!Nakitin yerini kredi kartının aldığı dünyada para teorisinin özüne iniyor; itibar, kredi limiti, kripto, enflasyon ve devletin ekonomideki rolünü tartışıyoruz. Weimar’dan Arjantin’e tarihi örneklerle, korumacılık-serbest ticaret dengesiyle ve bireysel borçlanma alışkanlıklarımızla bugünü ve yarını okuyoruz. “Para devletin mi, milletin mi?” sorusundan “tek küresel ünite” ihtimaline uzanan ufuk açıcı bir sohbet.👉🏻 Kredi kartı limitimiz nasıl belirlenir: para mı, itibar mı?👉🏻 Nakit kullanımındaki düşüş tüketimi ve borçlanmayı nasıl dönüştürdü?👉🏻 Güçlü ordu = güçlü ekonomi mi? Tarih ne söylüyor?👉🏻 “Para basarak” ekonomi düzelir mi? Enflasyon örnekleri ne anlatıyor?👉🏻 Korumacılık ne zaman işe yarar, ne zaman intihardır?👉🏻 Yapılandırma, taksit, erteleme: finansal istikrarı nasıl etkiliyor?👉🏻 Kripto paralar kredi kartı gibi hayatımıza girer mi?👉🏻 Devletin harcadığı “kimin parası”? Devlet ekonomiden çekilirse ne olur?👉🏻 150–500 yıl sonra para: kâğıt biter mi, tek küresel para birimi gelir mi?Yöneticiler, girişimciler ve bireyler için “parayla ilişkimizi” yeniden düşünmeye davet eden ders niteliğinde bir bölüm. Kaçırmayın!
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak ile filmler, kitaplar ve hikâye anlatıcılığı üzerinden “etki”yi tartışıyoruz: Bir eser hayatımızı gerçekten değiştirir mi, yoksa sadece iyi bir şov mu izleriz?Emrah Ablak’ın keskin gözlemleri ve anlatıcılığıyla; bağlanma arzusu, etkilenme psikolojisi, okuma-izleme ritüelleri ve “seçici maruziyet” üzerine düşünürken, eğlence ile manipülasyon arasındaki ince çizgiyi yokluyoruz.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Bir film ya da kitap hayatı değiştirir mi, yoksa bizi sadece birinin etkisine mi sokar?• Büyük setler ve dev prodüksiyonlar, fikrin değerini nasıl gölgeler?• Popüler filmlerde silah endüstrisinin görünmez pazarlaması nasıl çalışır?• Sembol ve alegori, kitleleri yönlendirmede ne kadar etkilidir?• Nostalji neden iyi hissettirir; hafıza kokuları ve “ilk izleme anı” zihinde nasıl mühürlenir?• Çok kitap/çok film tüketmek mi, yoksa seçici tüketim mi daha dönüştürücüdür?Hikâyenin gücünü, endüstrinin etkisini ve izleyici olarak konumumuzu tartışan bu bölüm; sinemayı, edebiyatı ve medyayı seven herkes için sağlam bir düşünme daveti.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz, Türk Sinemasının usta yapımcılarından Zeynep Atakan! 🎬40 yıla yaklaşan kariyeriyle Atakan; bağımsız sinemanın üretim modelini, ana akım ile sanat filmi arasındaki farkları ve yapımcının “orkestra şefi” rolünü tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Nuri Bilge Ceylan’la uzun soluklu ortaklıklarından uluslararası işbirliklerine, fon bulmadan pazarlamaya uzanan süreçte gerçek bir yapımcının neden 360° düşünmesi gerektiğini konuşuyoruz.Bu bölümde konuşulan bazı konular:🎥 “Yapımcı” ne yapar, “uygulayıcı yapımcı”dan farkı nedir?💰 Türkiye’de film finansmanı: ana akım vs. bağımsız modeller👥 Senaryo–oyunculuk–uyum üçgeni ve “fenomen oyuncu” tartışması🌍 Festival filmi mi gişe filmi mi? Neden bu ayrım sorunlu?🤝 Yapımcı–yatırımcı ilişkisi: risk, geri dönüş ve doğru beklenti📺 Platformlar, ön satışlar ve televizyon/dağıtım dengesi🏆 Ödüller nasıl veriliyor, “ödüllü yönetmen/yapımcı” ne demek?🧭 Yapımcı olmak isteyenlere yol haritası: en küçük birimden başlamak🧠 Otorite, ekip yönetimi ve sinerji kurmanın incelikleri🎞 Dijital çağda üretim: 35 mm nostaljisi, gerçekler ve güncel pratikler







