DiscoverCoşkun Turan'dan Şiirler
Coşkun Turan'dan Şiirler
Claim Ownership

Coşkun Turan'dan Şiirler

Author: Coşkun Turan

Subscribed: 0Played: 3
Share

Description

Tiyatro, dizi, sinema oyuncusu ve şair Coşkun Turan'ın seslendirdiği şiirleri sizlere sunuyoruz. Keyifli dinlemeler...
20 Episodes
Reverse
Menim anam Savadsızdır Adını da yaza bilmir Menim anam… Ancak mene Say öğredip Ay öğredip İl öğredip En vacibi dil öğredip Menim anam. Bu dil ile tanımışam Hem sevinci Hem de gamı Bu dil yaratmışam Her şiirimi Her nağmemi, Yoh men heçem Men yalanam Kitap kitap sözlerimin Müellifi: Menim anam
Sırat’tan incedir sevda köprüsüBeraber geçelim tut ellerimden.Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzüBeraber uçalım tut ellerimden. Gönüldeki birlik kalkandır dışaAldırma ayaza, yele, yağışaGiden ilkbahara, gelecek kışaBeraber göçelim tut ellerimden. Birleşmek üzredir şafakla gurûpKorku beklenilmez kapıda durupİster zehir olsun, isterse şurupBeraber içelim tut ellerimden. Çağır hayallerin en ötesiniYakından duyarsın aşkın sesiniSonsuz mutluluğun penceresiniBeraber açalım tut ellerimden. Hatırla kaybolan hatıralarıElmastan ışıklı, altundan sarıZaman tortusundan işte onlarıBeraber seçelim tut ellerimden. Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”Zamanı zamana etme şikayetKaçmak kurtuluştur diyorsan şayetBeraber kaçalım tut ellerimden.
Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.Hiç kimse aramasa sormasa beniSen gelsen yeter.. Huzur ellerinin güzelliğidir.Gözlerin karşımda mutluluk denizi.Her sabah soframızda ekmeğimiziSen bölsen yeter.. Yüreğim seninle yaylalar kadar serinNe bir çizgi hasret, ne bir nokta gamYayla dumanı gibi gözlerime her akşamSen dolsan yeter.. Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.Bende sabır sende naz..Gündüzünden vazgeçtim düşümde birazBir yüz görümlüğü sen olsan yeter.. Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,Sende karar kıldığını...Ve içimin şerha şerha yarıldığını,Sen bilsen yeter.. Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,Eğilsen yeter...........
Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git...Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağınGörmemek istiyorsan ardına bakmadan git!Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışıAndırıyor ışıksız evinde pencereler.Biraz yeşermek için beklesin artık kışıÇağlayansız yamaçlar, suyu dinmiş dereler.Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünüDaha candan görürüm senden uzaklaşınca.Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü:Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca.Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağınGörmemek istiyorsan ardına bakmadan git!
Güneş yükselmeden kuşluk yerineBir adam camiden döndü evineOturdu sessizce yer minderine Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklıAdam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı... Eli öpüldükçe içi burkulduKonuşmak istedi, dili tutulduGüç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalıAdam “he ya” dedi, gözü kapalı... Düşündü kış yakın, evde odun yokTenekede yağ yok, çuvalda un yokYok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok Avrat “Bayram” dedi, eğdi başınıAdam “evet” dedi, sıktı dişini... Çalışsa ne iş var, ne cepte paraDağ oldu içinde büyüyen yaraDikti gözlerini karşı duvara Takvim “Bayram” dedi, silindi yazıAdam “öyle” dedi, bağrında sızı... Döndürse yönünü herhangi dostaYaralı, gariban, dul, yetim, hastaYıllar, aylar, günler erirken yasta Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtıAdam “Bayram” dedi, evinden kaçtı!.. (Suları Islatamadım)
ibrahimiçimdeki putları devirelindeki baltaylakırılan putların yerineyenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktıkoca buzlar düştüputların boyunları kırıldıibrahimgüneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleribuhtunnasır put yaptıben ki zamansız bahçeleri kucakladımgüzeller bende kaldıibrahimgönlümü put sanıp kıran kim
Desem kiDesem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir,Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor,Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim,Senden kopardim ciceklerin en solmazini,Topraklarin en bereketlisini sende surdum,Senden tattim yemislerin cumlesini.Desem ki sen benim icin,Hava kadar lazim,Ekmek kadar mubarek,Su gibi aziz bir seysin;Nimettensin, nimettensin!Desem ki...Inan bana sevgilim inan,Evimde senliksin, bahcemde bahar;Ve soframda en eski serap.Ben sende yasiyorum,Sen bende hukum surmektesin.Birak ben soyleyeyim guzelligini,Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber.Gunlerden sonra bir gun,Sayet sesimi farkedemezsen,Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden,Bil ki olmusum.Fakat yine uzulme, musterih ol;Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,Ve neden sonraTekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,Hatirla ki mahser gunudurOrtaliga dusmusum seni ariyorum.
Ne hasta bekler sabahı,Ne taze ölüyü mezar.Ne de şeytan, bir günahı,Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni,Yokluğunda buldum seni;Bırak vehmimde gölgeniGelme, artık neye yarar?
Zannetme - Metin Vural

Zannetme - Metin Vural

2024-08-0300:27

Sana gitme demeyeceğim.Üşüyorsun ceketimi al.Günün en güzel saatleri bunlar.Yanımda kal. Sana gitme demeyeceğim.Gene de sen bilirsin.Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,İncinirsin. Sana gitme demeyeceğim,Ama gitme, LaviniaAdını gizleyeceğimSen de bilme, Lavinia.
gözlerin gözlerime değincefelâketim olurdu ağlardımbeni sevmiyordun bilirdimbir sevdiğin vardı duyardımçöp gibi bir oğlan ipincehayırsızın biriydi fikrimcene vakit karşımda görsemöldüreceğimden korkardımfelâketim olurdu ağlardım
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Ak saçlı başını alıp eline,Kara hülyalara dal anneciğim!O titrek kalbini bahtın yeline,Bir ince tüy gibi sal anneciğim! Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,Gecenin ardında yine gece var;Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,Yaşlı gözlerinle kal anneciğim! Gözlerinde aksi bir derin hiçin,Kanadın yayılmış, çırpınmak için;Bu kış yolculuk var, diyorsa için,Beni de beraber al anneciğim! ...
Vera - Numan Arıman

Vera - Numan Arıman

2024-08-0303:00

Hiç söylenmemiş sözler söylemeli.. El değmemiş,duru sözler sevdiğim için.. Sevdiğim..! Şehir giysilerini kıskanır Ve bu yüzden bürünür geceye Güneş gözlerinden beslenir Ve saçlarını kollar görmek için… Sensizken, şehrin boş meydanlarında yürüdüm Kalın puntolarla İri laflar ettim, Öfkemi saldım, İri dişli postallar üzerine… Sevdiğim … Vera..! hangi çocuğu okşadın..? ellerinde gülden kokular, dilinde aşk nağmeleri Söylesene Vera, Hangi çocuğun adını andın..? Sahi Vera, En son ne zaman görmüştük Sena’yı Hatırlasana deli kız sana emanet etmiştik o bombaları Sevdiğim..! Bak; Umut kan pıhtısı rengine döndü Sen Vera, Filistin’den geçerken sakın eteklerini toplama Biraz kan bulaşmış şekilde çık karşıma Ve sakın unutma O ilk çocuğumuzdur.. Asırlardır dillerde olan Leyla’dır.. Meryem’in suskunluğunda can bulan gözleri vardı Züleyha’nın Daha düşmeden, kirli kelimeler diyarına… Bilirmisin Vera, bu kaçıncı çocuk bu kaçıncı kertik yüreğe atılan.. Artık eskisi gibi değil, daha da sancılı Artık daha da sancılı Asırlardan uzat ellerini Vera, Ellerini bulur ellerim bir Grozni kuşatmasında… Dağları görüyormusun Vera..? Her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar Murat’ım… Metin’im… Berat,ım… Hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında.. Hani beraber açmıştık orucumuzu… Kimi Marmara’da, kimi Yıldız’da.. Koş Vera koş.. Ülkemin sürgün yerlerine koş.. Ağlama deli kız, ben ağlarım.. Seni böyle görmemeli her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız. Ve annelere de söyle,sakın ağlamasınlar.. Ve onlara sakın ölüler demesinler.. Söylesene Vera, Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir.? Öfkemiz taş doğursun Vera Taş doğursun.. Yüreklerimizi söksün yerinden.. Bak her tarafta elleri sapanlı Ebabiller.. Ebrehe’nin tanklarına kan kusturur.. Şimdi firavun’u boğan kızıldeniz’i ağlama duvarının önünde görüyorum. ki; Asa değil Musa’nın elindeki, çağın sökülmüş kalbidir.. Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera kendimizi odalarımızda bulduk Postallı korkularımızla.. Söylesene Sevdiğim… Hangi rengini çaldılar gökyüzünden..? Bak zulüm, çin seddini aştı. Aaaah Sevdiğim..! İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..? İbrahimlerden.. Yusuflardan… Yoksa Musa’yı Kızıldenizde yalnız mı bıraktık..? Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim’i nemrutlara.. Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf’un sesi.. Unutma Vera’m..! Filistinde doğan her çocuk, ilkin annelerinin göğsüne; sonra yerdeki taşlara uzanırlar.. Neredesin..! Ey İsmail’in boğazındaki merhamet..! Üzerimizdeki bu acıyı kaldır..! Ya ebabilleri gönder, ya bizi de oraya aldır..! Her taraftan bana yönelir seni arayan sesim.. Vera benim… Vera benim…
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.İstanbul benim canim;Vatanim da vatanim...İstanbul,İstanbul...Tarihin gözleri var, surlarda delik;Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...O manayı bul da bul!İlle İstanbul’da bul!İstanbul,İstanbul...Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.Oynak sular yalının alt katına misafir;Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?Cumbalı odalarda inletir...Kadını keskin bıçak,Taze kan gibi sıcak.İstanbul,İstanbul...Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayındanHala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...Gecesi sümbül kokanTürkçe’si bülbül kokan,İstanbul,İstanbul...
Anne ben geldim, üstüm başım Uzak yolların tozlarıyla perişan Çoktan paralandı ördüğün kazak Üzerinde yeşil nakışlar olan Anne ben geldim, yoruldum artık Her yolağzında kendime rastlamaktan Hep acılı, sarhoş ve sarsak Şiirler çırpıştıran bi adam Kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü çoktan çekilmiş Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi Ayrık otları, dikenler bürümüş Kapıdaki çıngırak kararmış nemden Atnalı ve sarmısak duruyor ama Oğlum, mektup yaz diyen Sesin hala kulaklarımda Anne ben geldim, ağdaki balık Bardaktaki su kadar umarsızım Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın..
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümdeBir çocuk gibiydi ve ağlıyorduVarıp eşiğine alnımı koydumSanki bir yer altı nehr çağlıyorduGözlerim yollarda bekler dururumNerde kardeşlerim diyordu bir sesİlk Kıblesi benim ulu Nebi’ninUnuttu mu bunu acaba herkesBurak dolanırdı yörelerimdeMi’raca yol veren hız üssü idimBellidir kutsallığım şehir ismimdenHer yana nur saçan bir kürsü idimHani o günler ki binlerce mü’minTek yürek halinde bana koşardıHemşehrim nebi’ler yüzü hürmetineCevaba erişen dualar vardıŞimdi kimsecikler varmaz yanımaMü’minde yoksunum tek ve tenhayımRüzgarlar silemez gözyaşlarımıÇöllerde kayıp bir yetim vâhayımMescid-i Aksa’yı gördüm düşümdeGötür müslümana selam diyorduDayanamıyorum bu ayrılığaKucaklasın beni İslâm diyordu
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla,Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla,Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla,Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla..Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle,Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle,Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle,Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle.Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle,Ama her defasında geri döndüm seninle.Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle?Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin,Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin,Eksilmeyen çilemsin,Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin,Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin,Çaresizim, çaremsin.Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsüKar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsüRahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzüGözlerimi kamaştırsa da geleceğim sanaŞimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimedenDağlar çivilendikleri yerde çürümedenBebekler hayta hayta yürümedenGeleceğim diyorum, geleceğim sanaNe olur kesin bir takvim sorma bana-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.Beklesen de olur, beklemesen deBen bir gök kuruşum sırmalı kesendeGecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesindeHangi ses yürekten çağırır beni sanaGeleceğim diyorum, takvim sorma bana-Ihlamur çiçek açtığı zaman.Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydiSen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydiSevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sanaKesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman…
Comments