Discover
Ben bi kitap okudum
86 Episodes
Reverse
Köyünden kopardığınız yaşlınız varsa kahrınızdan ölme ihtimaliniz var. Yaşlının şehir hayatında tutunamaması ve işlevsizleşmesi üzerine depresyona girmesi konusunu kenara koysak bile Iza’nın hayattaki yara almadan yürümeye çalışırken diğer insanlarla bağlantısızlaşması, başlı başına toksik pozitivite ve sonuçları üzerine düşünme alanı yaratıyor.İnsanlar birbirlerine yaralarından bağlanıyor; plastik mutlu hayatlarda bağlantı kurulacak bir nokta bulunamıyor. Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa aşağıdaki linkten Instagram profilimize giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Toplumsal bir figür olunca hakkında her şeyi bildiğimizi sanıyoruz; ne büyük yanılgı… Yine aynı sebepten kahramanlaştırılması çok kolay olurdu ama her insan gibi kusurları ve yetenekleriyle, 360 derece tarif edilebilmesi de biyografi yazarının başarısıdır.Tanımlamaları istediği şekilde yapması, sınırları kendi belirlediği yerlerden çekmesi, vasat işe tahammülsüzlüğü ifade ederken kabalaşmakta tereddüt bile etmemesiyle orijinalliğinden, biricikliğinden bir an bile şüphe duymamasıyla tanınmayı hak eden bir insan… Steve Jobs… Ne iyi ki, ne de ne yazık ki…Fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Biz Brezilya dizileriyle büyümüş nesil, severiz aşk, tutku, ihtiras, en dibi görme, zirvelere de çıkma…Allende bir okuru tam olarak bu sürükleyici kurguyla kendine bağlayıp kocaman kştabı okutuyor, son 100 sayfada -artık elşnfen bırakamayacak kadar hikayenin içindeyken- Şili politik tarihine dair dönüm noktalarını bir anda hikayeye yükleyiveriyor. Kendisi de ülkenin askeri darbeyle devrilen sosyalist başkanı Salvador Allende’nin yeğeni zaten; aile hikayesinde politikanın organik bir yeri var. Her romanında aile hikayelerinden de kesin bir şeyler var, otobiyografik de sayılır o yüzden romanları…Daha nasıl anlatayım bu kadını ve romanlarını sevdiğimi bilemiyorum! Varsa diyeceğiniz, linkten instagram profiline giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz :
Okuyanlar genelde bi temiz dayak yese düzeleceğini düşünüyor ama ben galiba biraz empati kurdum. Başınıza hiç geldi mi bilmiyorum ama terapistin yaklaşmasını istemediğiniz bir konu vardır da o sizin oraya gitmemek için direncinizi fark eder ve şefkat gösterir… O gizlemek istediğiniz şeyin zaten göründüğünü fark ettiğinizde içinize doğru sinersiniz, bildiniz mi? Bence Dazai bu sinikliği tüm ömrü boyunca yaşamış. Güzel bir hayatı olabilecekken ziyan etmesini tabii ki mazur göremiyorum ama temel motivasyonu anlayabildiğimi düşünüyorum.Dazai dayak yese düzelir diyenlerdenseniz instagram’a yorumlarınızı beklerim:
3 nesil kadın hikayesi; tek bir hayatta başlayıp bitmeyen, hayattaki kararlarımızın bizden daha büyük etkileri olduğunu hatırlatan döngüsel bir kurgu…İdealize yaşlılar yok, yaşadığı hayatı taşımayı bilen kadınlar, kocakarılar var. Müthiş aydınlanmalar, hayatın anlamını aramalar falan değil, gerçekten yaşanmış hayatların muhasebesi var.Bölümle ilgili söylemek istedikleriniz olursa aşağıda instagram linki var. Bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Nike’ın kurucusu Phil Knight’ın otobiyografisi üzerinden dönemin alışılmış iş yapış şekillerine baş kaldıran, dinamik bir kültür inşasını, girişimci zihin yapısını, riskle uzun yıllar dans edişlerini, hukuk mücadelelerini konuşuyoruz.Girişimcilik ekosistemine kadın bakış açısının neler katabileceği üzerine de bir iki cümle etmiş olabilirim.Bölüme ilişkin yorumlarınızı aşağıdaki linki takip ederek bölüme ilişkin post’un altına bırakabilirsiniz.
Sizden farklı kültürlerle, değerlerle, hatta fizyolojilerle iletişim kurmak üzerine kafa yoran biriyseniz bu kitaba şans verin; bence her iletişimcinin okuması gerekenler listesinde olmalı.Zamanın durdurulabildiği, uzun zaman genç kalınabildiği bir dünyada kadın-erkek ilişkileri ve annelik nasıl görünürdü? Yüz yıl öncesinden bir kadın bu konuda nasıl fikir yürütmüştür? Alternatif bir bakış açısı olarak alınabilir.Benim beklentimin çok üzerinde bir kitap oldu. Fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten Instagram hesabımıza gidebilir, bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Yıldız oyuncularla dolu bir takım şampiyon olamıyor.Nobel ödüllü bilim insanları dolandırılıyor.IQ rekorları kıran insanlar vasat hayatlar yaşıyor.Zeka ne işe yarıyor? Zeki olmaya çalışmak, belki de yanlış bir hedeftir.Bölüme ilişkin yorumlarınızı instagram’da bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
Kısa yoldan zengin olmanın değil, sebatla uzun vadede tasarruf yapmayı anlatan bir kitap. Yanlış beklentilerle dinlemenizi istemem.
Toplumsal travmalar konusunda topluca susulmasının yükünü nesilden nesile aktarmakla lanetlenmişsek belki de şifamız korkup sahip olduklarımızı muhafaza etmeye çabalamaktansa sürüye uymayı reddedip odadaki fili konuşmaya başlamaktır.Bölüme ya da kitaba dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşuruz:
“Korsan gemisinde kaptan olmak” diyince aklınıza bir çocuk kitabı geliyordur belki ama dünyayı gezerek egzotik lezzetleri keşfettiği tv programlarıyla tanıdığımız ünlü şef Anthony Bourdain yıllarca yönettiği profesyonel mutfaklardaki görevini tam olarak böyle tanımlıyor.Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşuruz.
Han Kang bu kitabı çok sarsıcı, dramatik kelimelerle yazabilirdi; oysa öyle sakince, öyle nesnel bir dille, sadece olanı olduğu haliyle aktarmış ki sizin ne hissetmeniz gerektiğini dikte etmeden, olanlar karşısında vücudunuzun ve hormonlarınızın devreye girmesini, kendi duygunuzu kendinizin üretmesini sağlamış. Toplumsal bir acı karşısında nasıl hissedeceğinizi deneyimlemenize alan açmış.Kitaba, Han Kang’a ya da bölüme dair söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten instagram’a giderek bölüme ilişkin post’un altına yorum bırakabilirsiniz:
Bu kadar yaratıcı sistem eleştirisi yapmaya bu adamı sansürler mecbur etmiş:)Kitaba ya da bölüme dair söylemek istediklerinizi instagram’da @benbikitapokudum hesabında bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz.
Kansız devrimler ve kalkan yayın yasağını anmalar, karaktere otobiyografi yazdırıp araya kendi çocukluk anılarını sıkıştırmalar… Saramago hiçbir zaman tek boyutta okunabilen kitapların yazarı olmadı. Okuyucu nereyi, ne kadar görmeye hazırsa onunla yüzleşti.Kitaba ya da bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da @benbikitapokudum hesabında bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
Sanatçıların eserlerinde erken dönem çocukluk travmalarının izlerini arıyoruz. Ben Picasso’nun hikayesinde takılı kaldım.Bölüme dair söylemek istedikleriniz için istagram’da bölğme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
Görünmeyen şeylerin, somut hale gelmiş kelimelerin, hava nesnelerinin, rüzgarın, arzunun, his seviyesinin, enerjinin kitabı; tüm bunların yaşanabilir olduğu Mogador’un kitabı…Varsa söylemek istediğiniz instagram’da buluşalım.
İnsan hayatı boyunca kaç kere “öyle olmasaydı da şöyle olsaydı” anlarında ölümü teğet geçiyor acaba? Bu kitapta 5.Karakterin ömrü uzadıkça şahit olduğu toplumsal olay sayısının artışı, bir ölümündeki kahramanlığının bir diğerinde artık anlamsız kalışı yakın tarihin dinamik felaketlerini tekrar hatırlamamı sağladı. Günümüzde bu frekans artık insan aklının almayacağı kadar arttı.Kitaba ya da bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşalım.
Hafızanın kişinin kendisini kayıran seçici ya da yanlış hatırlamaları üzerine düşünmemiz istenen bu bölümde ben kitaba alternatif bi son uydurmuş olabilirim. Bölüme dair yorumlarınızı aşağıdaki linkten instagram profilimize giderek post’un altına bırakabilirsiniz.
1953 İran Devrimi sürecinde her biri ataerkil düzenin ayrı bir sillesini yiyen 5 kadının bir bağ evinde geçirdikleri iyileşme sürecini konuşuyoruz. İdeal bir feminist dünya falan yaratıldığı yok; yaraları sarıp düzenin içindeki rolleri biraz daha güçlü oynadıklarına şahit oluyoruz. Varsa söylemek istedikleriniz, instagram’a da bekleriz.
Tarih sahnesinden arkalarında neredeyse hiçbir şey bırakmadan silinen Hazarlar’ın kendi dinlerinden uzaklaşınca yok olduğu rivayet edilir. İnsanın melek atası Adem Ruhani’yi bir kitapta toplamaya çalışan rüya avcılarının niyetinden Tanrı razı olsa da, amellerinden değildir. İşin içine melekler kadar şeytanlar da karışmış, Adem Ruhani’nin bedenlenmeye çalışıldığı kitap olan Hazar Sözlüğü’nün 3 dinden ve 3 dilden temsilcilerinin notlarının bir araya gelmemesi için avcıların peşine takılmışlardır. Avcılardan biri rüyaları avlarken ölümü bile avlamış ama 3 kitabın bir arada durmasına tüm çabalara rağmen engel olunamamış.Bölüme dair fikirlerinizi aşağıdaki linkten instagram profilimize gidip bölüme ilişkin postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz.




