Discover
Ben bi kitap okudum
91 Episodes
Reverse
Pazarlamaya dair önyargılarımı kırmak için tercih ettiğim ama kitap seçimi konusunda hatalar yaptığımı düşündüğüm bir okuma oldu. “Ben yaptım, siz yapmayın” dediklerim ve “yine de şu bilgiler yanımıza kar” dediklerimle dolu bir bölüm…Varsa söylemek istediklerinizi aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
Nesiller arası kültür aktarımını sofradaki yemeklerden yola çıkarak anlatan bir yemek kitabı inceliyoruz.Sevdiklerimizi anmak için her gün, sık sık yaptığımız şeyleri vesile etmek de benim kendime aldığım kişisel not…Bölüme dair fikirlerinizi aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
Bireylerin hikayesini okuyup sinirden ölmemek imkansız ama buradaki hiçbir karakter empati kurulsun diye yazılmamış zaten. Her biri ırkçılık ve sömürü döngüsünde bir arketip, kurban-zalim-kurtarıcı üçgeninin bir parçası…Bedenin bireyselliğinden uzaklaşıp toplumsal olarak taşıdığı anlamları kavramaya çalıştığımız, tarihin bedenler üzerindeki tahakkümünü idraka uğraştığımız, çoğu noktada içselleştirmekte zorlandığımız, belki de korkup kaçtığımız bir metin…Bölüme ya da kitaba dair fikirlerinizi aşağıdaki linkten ulaşacağınız instagram hesabında bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
Mogador Beşlisi şimdiye kadar bizi hep sezgiler dünyasına çekerken 3. kitabı olan Suyun Dudaklarında’da arzuların peşinden gitmenin kişiyi yönlendirmeye açık kılması ihtimalini de düşündürüyor.Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram linki aşağıda:
“Nerden geliyor bu değirmenin suyu?” dediğiniz her yerde çok büyük ihtimalle yolsuzluk var. Korkunç dava belgeleri gördüğümüz bugünlerde paranın ne ülke sınırı ne de kanun tanıdığı, hangi yollarla kaçırılıp nerelerde saklandığı üzerine harika bir derleme…Siniriniz kaldırıyorsa okumanızı tavsiye ederim.Bölüme dair yorumlarınızı aşağıdaki linkten bölüme ilişkin post’un altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
Köyünden kopardığınız yaşlınız varsa kahrınızdan ölme ihtimaliniz var. Yaşlının şehir hayatında tutunamaması ve işlevsizleşmesi üzerine depresyona girmesi konusunu kenara koysak bile Iza’nın hayattaki yara almadan yürümeye çalışırken diğer insanlarla bağlantısızlaşması, başlı başına toksik pozitivite ve sonuçları üzerine düşünme alanı yaratıyor.İnsanlar birbirlerine yaralarından bağlanıyor; plastik mutlu hayatlarda bağlantı kurulacak bir nokta bulunamıyor. Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa aşağıdaki linkten Instagram profilimize giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Toplumsal bir figür olunca hakkında her şeyi bildiğimizi sanıyoruz; ne büyük yanılgı… Yine aynı sebepten kahramanlaştırılması çok kolay olurdu ama her insan gibi kusurları ve yetenekleriyle, 360 derece tarif edilebilmesi de biyografi yazarının başarısıdır.Tanımlamaları istediği şekilde yapması, sınırları kendi belirlediği yerlerden çekmesi, vasat işe tahammülsüzlüğü ifade ederken kabalaşmakta tereddüt bile etmemesiyle orijinalliğinden, biricikliğinden bir an bile şüphe duymamasıyla tanınmayı hak eden bir insan… Steve Jobs… Ne iyi ki, ne de ne yazık ki…Fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Biz Brezilya dizileriyle büyümüş nesil, severiz aşk, tutku, ihtiras, en dibi görme, zirvelere de çıkma…Allende bir okuru tam olarak bu sürükleyici kurguyla kendine bağlayıp kocaman kştabı okutuyor, son 100 sayfada -artık elşnfen bırakamayacak kadar hikayenin içindeyken- Şili politik tarihine dair dönüm noktalarını bir anda hikayeye yükleyiveriyor. Kendisi de ülkenin askeri darbeyle devrilen sosyalist başkanı Salvador Allende’nin yeğeni zaten; aile hikayesinde politikanın organik bir yeri var. Her romanında aile hikayelerinden de kesin bir şeyler var, otobiyografik de sayılır o yüzden romanları…Daha nasıl anlatayım bu kadını ve romanlarını sevdiğimi bilemiyorum! Varsa diyeceğiniz, linkten instagram profiline giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz :
Okuyanlar genelde bi temiz dayak yese düzeleceğini düşünüyor ama ben galiba biraz empati kurdum. Başınıza hiç geldi mi bilmiyorum ama terapistin yaklaşmasını istemediğiniz bir konu vardır da o sizin oraya gitmemek için direncinizi fark eder ve şefkat gösterir… O gizlemek istediğiniz şeyin zaten göründüğünü fark ettiğinizde içinize doğru sinersiniz, bildiniz mi? Bence Dazai bu sinikliği tüm ömrü boyunca yaşamış. Güzel bir hayatı olabilecekken ziyan etmesini tabii ki mazur göremiyorum ama temel motivasyonu anlayabildiğimi düşünüyorum.Dazai dayak yese düzelir diyenlerdenseniz instagram’a yorumlarınızı beklerim:
3 nesil kadın hikayesi; tek bir hayatta başlayıp bitmeyen, hayattaki kararlarımızın bizden daha büyük etkileri olduğunu hatırlatan döngüsel bir kurgu…İdealize yaşlılar yok, yaşadığı hayatı taşımayı bilen kadınlar, kocakarılar var. Müthiş aydınlanmalar, hayatın anlamını aramalar falan değil, gerçekten yaşanmış hayatların muhasebesi var.Bölümle ilgili söylemek istedikleriniz olursa aşağıda instagram linki var. Bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Nike’ın kurucusu Phil Knight’ın otobiyografisi üzerinden dönemin alışılmış iş yapış şekillerine baş kaldıran, dinamik bir kültür inşasını, girişimci zihin yapısını, riskle uzun yıllar dans edişlerini, hukuk mücadelelerini konuşuyoruz.Girişimcilik ekosistemine kadın bakış açısının neler katabileceği üzerine de bir iki cümle etmiş olabilirim.Bölüme ilişkin yorumlarınızı aşağıdaki linki takip ederek bölüme ilişkin post’un altına bırakabilirsiniz.
Sizden farklı kültürlerle, değerlerle, hatta fizyolojilerle iletişim kurmak üzerine kafa yoran biriyseniz bu kitaba şans verin; bence her iletişimcinin okuması gerekenler listesinde olmalı.Zamanın durdurulabildiği, uzun zaman genç kalınabildiği bir dünyada kadın-erkek ilişkileri ve annelik nasıl görünürdü? Yüz yıl öncesinden bir kadın bu konuda nasıl fikir yürütmüştür? Alternatif bir bakış açısı olarak alınabilir.Benim beklentimin çok üzerinde bir kitap oldu. Fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten Instagram hesabımıza gidebilir, bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
Yıldız oyuncularla dolu bir takım şampiyon olamıyor.Nobel ödüllü bilim insanları dolandırılıyor.IQ rekorları kıran insanlar vasat hayatlar yaşıyor.Zeka ne işe yarıyor? Zeki olmaya çalışmak, belki de yanlış bir hedeftir.Bölüme ilişkin yorumlarınızı instagram’da bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
Kısa yoldan zengin olmanın değil, sebatla uzun vadede tasarruf yapmayı anlatan bir kitap. Yanlış beklentilerle dinlemenizi istemem.
Toplumsal travmalar konusunda topluca susulmasının yükünü nesilden nesile aktarmakla lanetlenmişsek belki de şifamız korkup sahip olduklarımızı muhafaza etmeye çabalamaktansa sürüye uymayı reddedip odadaki fili konuşmaya başlamaktır.Bölüme ya da kitaba dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşuruz:
“Korsan gemisinde kaptan olmak” diyince aklınıza bir çocuk kitabı geliyordur belki ama dünyayı gezerek egzotik lezzetleri keşfettiği tv programlarıyla tanıdığımız ünlü şef Anthony Bourdain yıllarca yönettiği profesyonel mutfaklardaki görevini tam olarak böyle tanımlıyor.Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşuruz.
Han Kang bu kitabı çok sarsıcı, dramatik kelimelerle yazabilirdi; oysa öyle sakince, öyle nesnel bir dille, sadece olanı olduğu haliyle aktarmış ki sizin ne hissetmeniz gerektiğini dikte etmeden, olanlar karşısında vücudunuzun ve hormonlarınızın devreye girmesini, kendi duygunuzu kendinizin üretmesini sağlamış. Toplumsal bir acı karşısında nasıl hissedeceğinizi deneyimlemenize alan açmış.Kitaba, Han Kang’a ya da bölüme dair söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten instagram’a giderek bölüme ilişkin post’un altına yorum bırakabilirsiniz:
Bu kadar yaratıcı sistem eleştirisi yapmaya bu adamı sansürler mecbur etmiş:)Kitaba ya da bölüme dair söylemek istediklerinizi instagram’da @benbikitapokudum hesabında bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz.
Kansız devrimler ve kalkan yayın yasağını anmalar, karaktere otobiyografi yazdırıp araya kendi çocukluk anılarını sıkıştırmalar… Saramago hiçbir zaman tek boyutta okunabilen kitapların yazarı olmadı. Okuyucu nereyi, ne kadar görmeye hazırsa onunla yüzleşti.Kitaba ya da bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da @benbikitapokudum hesabında bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
Sanatçıların eserlerinde erken dönem çocukluk travmalarının izlerini arıyoruz. Ben Picasso’nun hikayesinde takılı kaldım.Bölüme dair söylemek istedikleriniz için istagram’da bölğme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.




