Discover
Anlamak+
Anlamak+
Author: Anlamak+
Subscribed: 18Played: 50Subscribe
Share
© Anlamak+
Description
Anlamak+, bir podcast’ten fazlası:
Bu bir farkındalık hareketi, bir entelektüel direniş, bir anlama serüveni.
Anlamak+ #EntelektüelDireniş için var!
Yaratıcı; Furkan AKSUNGUR
Desteklemek için Patreon; patreon.com/AnlamakPodcast
Instagram'da takip edin; https://www.instagram.com/anlamakpodcast/
#felsefe #tarih #siyaset #ekonomi
iletişim; anlamakpodcast@gmail.com
Bu bir farkındalık hareketi, bir entelektüel direniş, bir anlama serüveni.
Anlamak+ #EntelektüelDireniş için var!
Yaratıcı; Furkan AKSUNGUR
Desteklemek için Patreon; patreon.com/AnlamakPodcast
Instagram'da takip edin; https://www.instagram.com/anlamakpodcast/
#felsefe #tarih #siyaset #ekonomi
iletişim; anlamakpodcast@gmail.com
122 Episodes
Reverse
Milliyetçilik fikri, Orta Çağ din tarihi anlatılarının kimlik kaybettirdiği insanoğluna bir kimlik kazandırma mücadelesidir. Bu temelde Fransız Devrimi gibi eşitlik, özgürlük, adalet kavramlarının gölgesinde gelişen milliyetçilik, Napolyon Savaşları ile birlikte büyük güç kazanmış, neredeyse dünyanın tamamında kabul gören bir dogmaya dönüşmüştür.
Fatih Sultan Mehmet, sınırları aşan, asırlar sonrasına söylem üretebilen ve belki de Osmanlı'nın ömrünü asırlarca uzatan bir padişah. Onun sağlam temeller üzerine inşa ettiği hiyerarşik düzen, Osmanlı'nın kültürel mirasına büyük katkılar sağladı. Ancak bunu nasıl okumak gerekir? Tartışmaların merkezinde bu var. Fatih Sultan Mehmet varsayılan tüm portrelerin ötesinde miydi? Çok bilinmeyen bir okumayla Fatih Sultan Mehmet'i irdeliyoruz.
Hakikatın temel anlatısı, sonsuza giden ve sürekli yarılanan bir yolculuğa dayanır. Birçok insan hakikati farklı şekilde tanımlamış ve işin sonunda sonuca vardıramamıştır. Platon'a göre episteme. Nietsche'ye göre eskimiş bir metaforik bir anlatı olarak kabul gören hakikat, özünde çok farklı saiklere ve temellere dayanmaktafdır. Aristoteles'in betimlediği gibi "eudomania" temelinde hakikat, hakikat kavramına bir öznellik getirmişken her şeyden önce hoş bir diyalektik kazandırmıştır. Sokrates'in "Kendini bil" ifadesi, cevabı dışarıda değil, içeride aramaya sevk etmiştir.
Levililer 25'te yer alan Jubile Yılı 7 yılda bir toprağın dindirilmesinin yanı sıra, 7 döngünün akabinde yani 50. yılda da tüm borçların ve mülkiyetin de sıfırlanmasını içeriyordu. Debt Jubilee olarak da iktisata geçmiş ifadenin kapitalist düzende anı konulmamış olarak işlediği varsayılsa da, gerçek bu mu? Jübile Yılı bize hangi görüşleri ve inanışları kazandırdı?
Siyonizm'in 19. yüzyıl son dönemleri de dahil olacak şekilde Musevi milliyetçiliğine evrilen süreci, vadedilmiş topraklatda kalıcı bir İsrail kurulumuna kadar dayanmaktadır. 2. Dünya Savaşı sonrası hızlanan süreç, çeşitli ülkeler ile beklenmeyen görüşmeleri de beraberinde getirmiştir.
Dinler, yüksek bir kelamın, peygamberler aracılığıyla insanoğluna aktarıldığı büyük bir medeniyet basamağı. Ancak insanoğlunun kendinden katmaya gayret ettiği değerler, çoğu zaman anlatının bir erozyona tabi olmasına vesile olabiliyor. Hristiyanlık bunları yaşadı ve kendi içinde dönüşerek, başkalaşarak bir çözüm getirdi. Bugün felsefenin, bilimin ve temel değerlerin güçlendirildiği toplumlarda "dinlerin insanlığa önemli katkılar sunduğu tüm değerlerde" püriten veya ortodoksal söylemlerin geliştiğini görüyoruz. Bu Podcast'te bunu dilimizin döndüğü kadarıyla anlatmaya gayret ettik.
Epstein son zamanların en çok konuşulan ismi. İnsanlar da ister istemez hakkında çok fazla komplo teorileri üretiyor. Kısmen haklı olsalar da, tarihte bu kadar sansasyonel olayların akabinde bilgi kirliliği hep doruğa ulaşmıştır. Bugün yaşanan da tarihsel bu olayların sonrasında yaşananlara benziyor. Masonlar, illüminati, gül haç kardeşliği ve hatta Baal Tanrısı Molech'e kadar dayanan bu entrikalar, sonuçta içinden çıkılmaz bir hal aldı. Oysa ki, bu hikayenin doğrusu yanlışı ne?
İslam doğduğunda dünya sandığınız gibi bir yer değildi. Bizans dahil birçok toplum ciddi problemlerle uğraşıyor, yapısal sorunların boyutu devletleri de aşıyordu. Ciddi ekonomik krizler, sosyolojik problemleri de tetikliyor, devletler tam da bu nedenden ötürü periferde zayıflatıyordu. İslam da tam bu anda dünyaya yeni bir medeniyet anlayışı getiriyordu. Peki İslam ilk etapta neleri doğru başardı?
Roma'nın tesiriyle şekillenen Hristiyanlık algısı, ister istemez problemleri de beraberinde getiriyor. İsa'nın öğretileri korunurken, kültürel dokunuşlar da gayri ihtiyari kaçınılmazd. Tarsuslu Saul'un yani Pavlus'un katkılarıyla Aristoktatlar arasında şekillenen Hristiyanlık, zamanla sosyolojik bir soruna da çözüm getirmeye başladı. Roma'nın bütünlüğünü muhafaza etmekte zorlandığı sosyal sınıfları, Gentile kavramıyla kontrol etmeyi düşünen birileri vardı ve öyle de oldu.
Manastır fikri onlardan çıktı. İnziva onlarla eyleme dönüştü. İsa'nın çektiği cezanın, aydınlanmaya giden yolculukta tek çare olduğunu düşünüyorlardı. Evagius gibi ünlü düşünürlerin de aralarında olduğu bu akım gayri ihtiyari Hristiyanlık camiasında önemli izler bıraktı. Hatta bir dönem Kilise'nin en sevdiği düşünürler de maddi hırslardan arınan bu insanlardı. Ama Anchorite olarak bilinen bu grup neyi değiştirmişti?
Catilina Ayaklanması neden çıktı?Roma Cumhuriyeti gerçekten bir hukuk devleti miydi, yoksa aristokrasinin korunduğu bir düzen mi?Bu bölümde Lucius Sergius Catilina’yı, Cicero’nun sert konuşmalarını, borç batağındaki halkı, topraksızlaştırılan çiftçileri ve senatörlerin korkularını tüm yönleriyle ele alıyoruz.Catilina bir darbeci mi, yoksa sistem dışına itilmişlerin sesi mi?Cicero hukuku mu savundu, yoksa düzeni mi?Sulla’dan Marius’a uzanan çizgide Roma neden sürekli iç çatışma üretiyordu?Tarih sadece geçmiş değildir.Borç, eşitsizlik, elitler ve “istikrar” söylemi bugün de karşımızda.Catilina’dan günümüze uzanan bu hikâyede, antik Roma üzerinden modern siyasetin kodlarını okumaya çalışıyoruz.#Catilina #CatilinaAyaklanması #RomaCumhuriyeti #Cicero #RomaTarihi #AntikRoma #SiyasiTarih #BorçKrizleri #Popülizm #Elitler #Halk #TarihtenDersler #Podcast
Platon bir devlet idealiyle, tüm sistemlerin sorgulanabileceği ve tüm düşlerin irdelenebileceği sistemli bir program ortaya koydu. Ancak Sirakuza Tiranlığı bünyesindeki iki deneme de başarısız olunca, Sokrates'in de idamıyla beraber büyük hayal kırıklıkları yaşadı. Bunları yaşarken de kendi yanlışlarını dile getirmekten çekinmedi. 7. Mektup Tirasillus'un kodeksine göre 13 Mektuptan herhangi biri olsa da, ütopyal devlet düzeni için oldukça ayrı bir önemi vardı.
Tanrı gerçekten tek miydi?Gnostikler neden yaratıcı Tanrı’yı sorguladı?Bu bölümde Gnostizm’in merkezindeki gnosis kavramını, Demiurgos fikrini ve erken Hristiyanlıkla neden ölümcül bir çatışmaya girdiğini konuşuyoruz.Bu bir inanç anlatısı değil; bilginin iktidarla mücadelesi.
Günümüzde karşılaşılan her siyasi veya ekonomik sorun neticesinde tartışılan bir unsur olan demokrasi gerçekten de günah keçisi midir? Yoksa insanlık tarihi boyunca geliştirilen sistemler arasında en sağlıklısı mıdır? Demokrasiyi tiranlıktan ayıran unsurlar nelerdir? Bir ülkenin demokrasi hangi saikler nezaretinde gelişim gösterebilir?
Babil Kulesi ile başlayan dikey mimarinin ve iç içe yaşamın sonuçları uzun vadede görülmektedir. İlk şehirleşme örneklerinden biri olarak bilinen İngiltere bu konuda çeşitli sınavlar vermiştir. Kırsal yaşantıdan şehir yaşantısına geçiş beraberinde birçok yapısal sorunu da getirmiştir. İnsanlık birçok normu gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Bu da ister istemez birçok anlayışın şekillenmesine vesile olmuştur. Ben Wilson'ın Metropol, Chris Harman'ın Halkların Kısa Tarihi kitabından referansladığımız bu Podcast'te ilk şehirleşme deneyimlerinin sonuçlarını irdeliyoruz.
Musevi külliyatının pentatuchı Tevrat ve Hristiyanlığın kanonik külliyatı İncil değiştirildiyse neden okuyoruz? Değiştirilme iddiası hangi temellere dayanıyor? Önyargılardan sıyrılmış vaziyette Tevrat ve İncil kodeksi insanın düşsel dizaynına ne ölçüde katkı sunar? İnsan bu kitapları okuyarak itikatına ne ölçüde değer katabilir? İnsanlığın tek Tanrı sürecine giden yolculuğunu anlamamıza vesile olan bu kitaplar hangi öğretileri insana kazandırır?
Museviler edindikleri öğretiler nedeniyle sürekli kendi içine kapalı ve diğer inanışlara mesafeli toplumlar olarak değerlendirildi. Özellikle Büyük İskender sonrası güç kazanan Helen akımına da direniş gösteren Musevilerin bu tavrı, Josephus'un belirttiği 8 milyonu bulan popülasyonları nedeniyle problem ihtiva etmeye başlıyor. Cladius ile ilk nota verilirken, Vespasianus ile gerilim zirveye tırmanıyor. Hadrian döneminde ise olayın bambaşka bir boyuta evrilmesinin akabinde 4. Yy'da Julian tekrardan izin verene kadar Musevilerin Kudüs'e girişi engelleniyor. Bu aynı zamanda Hadrian tarafından başlatılan güçlü bir dönüşüm çağının başlangıcı anlamını taşıyor. Yunan ve Yahudi tartışmasının aynı entelektüel düzeyde iki ayrı kavmin güç savaşı olarak değerlendirilmesi yaygın bir tavır olsa da gerçeği ne oranda yansıtıyor?
Jean Calvin, İsviçre menşeili bir protestandır. Kalvinistlerin takip ettiği ekol, oldukça sistematik bir yaratılış ve yaşayış senaryosu dizayn eder. İnsanın önem kazandığı Rönesans sonrası ortaya çıkan Reform hareketlerinin genelinde olduğu gibi insana önemli bir misyon yüklenir ve monarkların ezdiği çoğul insanoğluna bir kurtuluş sunar. Calvin ve ekolündekilerin benimsediği ilahi terbiye kavramını açıklamaya çalıştık.
Antik Dönemde var olan Tanrıçaların, Semavi din özelinde yok olduğunu ve bu sebeple de kadının toplum içindeki rolünün sorgulanması gerektiğini kabul etmek gerekiyor. İbrahim ile başlayan öyküde sadece "yoldaş" olarak görülen hikayeden de önce Adem ile Havva hikayesinde Havva'nın ilk günahı işlemeye Adem'i motive ettiği varsayımı oldukça önemli bir çıkmazı doğuruyor. Oysa ki farklı kökenlere dayanan bu mistik anlatı, farklı inanışlarda bambaşka bir öğreti ile biçimlendirilebiliyor. Gelin hep birlikte Semavi dinlerde görülen kadın figürünü daha detaylı irdeleyelim.
Dinler insanlık tarihinin neredeyse tamamında insanoğluna meşruiyet kazandıran bir üst anlayış olarak değerlendirilebilir. Meşruiyetini dini temelden alan devlet erkanı da yaptıklarını doğru ya da yanlış olmasına bakmaksızın "Tanrı'nın buyruğuyla" yaptıklarını iddia ettiler. Elbetteki dinler, gündelik hayata sürekli tesir eden, dinamik bir etik ve ahlak örgüsü olmasından dolayı, idarecilerin de yönelimleriyle bazı anlayışlara kavuştular. İslamda cevazda tasarruf başta olmak üzere birçok uygulama, senkretik doğası itibariyle o dönemin antik mirasından dayanak noktası aldı. Bu Podcast'te bunu değerlendiriyoruz.























