Discoverben böyleyim
ben böyleyim
Claim Ownership

ben böyleyim

Author: Tarik Mahi

Subscribed: 5Played: 4
Share

Description

Duygularımızın, düşüncelerimizin ve davranışlarımızın ardında yatan dinamikleri keşfetmeye davetlisiniz.

21 Episodes
Reverse
Bazen aynı ilişki döngülerine tekrar tekrar girdiğini, aynı “tetiklenmelerin” seni aynı yerlere sürüklediğini hissediyor musun? Bu bölümde, “Ben neden hep böyleyim?” sorusunun izini sürüyor ve kökleri çocukluk/ergenlik dönemine uzanan derin kalıpları anlamamıza yardımcı olan Şema Terapiyi konuşuyoruz.Konuğum, Şema Terapisti Meltem. Birlikte şunlara yakından bakıyoruz:• Şema Terapi nedir? BDT’den farkı ne? (duygusal odak, biyografik derinlik, terapötik ilişki)• “Şema” dediğimiz şey neden sadece bir düşünce değil; duygu, anı ve bedensel duyumla birlikte çalışan bir “hayat senaryosu”?• Şemalar nasıl oluşur? Karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlar bu işin neresinde?• Tetiklenince nasıl baş ediyoruz: teslim olma, kaçınma, aşırı telafi• İçimizdeki farklı taraflar: modlar (İncinmiş Çocuk, Öfkeli Çocuk, Cezalandırıcı/Talepkâr Ebeveyn, Kopuk Korungan, Sağlıklı Yetişkin, Mutlu Çocuk…)• Terapi odasında iyileşme nasıl olur? Imgelemeyle yeniden senaryolandırma ve sandalye tekniği nasıl çalışır?Bölümün sonunda, kendi iç dünyanı fark etmeye başlamak için hemen bugün deneyebileceğin küçük ama etkili bir adım da var:“Şu an içimde kim konuşuyor?”🎧 Dinle, kendini yargılamadan anlamaya bir adım daha yaklaş.
Bu bölümde “psikopat” kavramını klişelerin ötesinde ele alıyoruz: Soğukkanlılık, korkusuzluk, odaklanma ve ikna gücü gibi bazı özellikler doğru bağlamda avantaj olabilir mi? Kevin Dutton’ın yaklaşımından yola çıkarak baskı altında performansı, penaltı örneğiyle zihnin nasıl “hata” yaptığını ve beynin “biz-onlar / savaş-kaç / doğru-yanlış” gibi süper kategorilerle kararlarımızı nasıl etkilediğini konuşuyoruz.
Hepimiz “10.000 saat çalış, usta ol” cümlesini duyduk. Ama Anders Ericsson’ın çalışmalarına göre mesele saatleri doldurmak değil; öğrenmeyi tetikleyen bir pratik inşa etmek. Bu bölümde uzmanları ayıran kritik farkı ele alıyoruz: zihinsel temsiller (uzmanların karmaşık şablonları) ve bu şablonları büyüten amaçlı pratik: net hedef, yoğun odak, anında geri bildirim ve konfor alanının hemen dışı. Ayrıca Steve Faloon’un 200 seans sonunda 7’den 82 rakama çıkmasını sağlayan yöntemiyle “gelişimin mekanizmasını” somutlaştırıyoruz. 🌐 Daha fazlası: tarikmahi.com | ✉️ İletişim/öneri: ⁠info@tarikmahi.com
Bu bölümde “akış” (flow) dediğimiz o özel zihinsel durumu konuşuyoruz: Zamanın kaybolduğu, odağın keskinleştiği ve yaptığın şeyin kendi başına tatmin verdiği anlar… Mutluluğu sadece “iyi hissetmek” değil, tam anlamıyla bir işe karışıp kendini unutmak üzerinden ele alıyoruz.Bu bölümde neler var?Akış nedir, nasıl hissedilir?Neden bazen para/konfor mutluluğu artırmaz?Akışın temel işaretleri: tam odak, net hedef, anında geri bildirim, kontrol hissi, zaman algısının değişmesi“Zorluk–yetenek dengesi”: Akış Kanalı (çok kolaysa sıkılma, çok zorsa kaygı)Günlük hayatta akışı artırmak için küçük ama etkili pratikler💬 Soru: Sen en çok ne yaparken zamanı unutuyorsun? Bölümden sonra yorumlarda paylaş!
Bugün “ben böyleyim”de modern ilişkilerin en can yakan deneyimlerinden birini konuşuyoruz: ghosting. Bir anda yok olma… Mesajlara cevap yok, aramalara dönüş yok, açıklama yok.Bu bölümde:Ghosting tam olarak nerede başlar, “mesafe koyma” nerede biter?Ghosting yapan kişinin zihninde hangi korkular ve savunmalar devrede?Ghostlandikten sonra neden kontrol kaybı, belirsizlik ve kendini suçlama bu kadar yükselir?Üç farklı örnek üzerinden (yeni tanışma / uzun ilişki / suçluluk-güç oyunu) dinamikleri netleştiriyoruz.Ve en önemlisi: iyileşmek için somut adımlar ✅ zihinsel çerçeveyi değiştirmek ✅ “Görünmez Kalkan” tekniği ✅ peşinden gitmek yerine odağı kendine çevirmek ✅ yaşanandan öğrenmek ve sınırları yeniden kurmakBölüm sana iyi gelirse, ghosting yaşamış bir arkadaşına gönderebilirsin. Düşüncelerini ve kendi hikâyeni Instagram’dan benböyleyimpodcast hesabına yazabilirsin.
Bu bölümde modern ilişkileri içten içe yıpratan dört toksik iletişim kalıbını masaya yatırıyoruz: Eleştiri, Aşağılama, Savunmacılık ve Duvar örme. Bu kalıplar neden tartışmayı çözmek yerine büyütüyor? İlişkinin güven ve saygı zeminini nasıl aşındırıyor? Daha da önemlisi: Her birinin panzehirini konuşuyoruz. “Ben diliyle nazik başlangıç”, “takdir ve saygı kültürü”, “sorumluluk alma” ve “bilinçli mola” gibi uygulanabilir adımlarla, “peki ben ne yapabilirim?” sorusuna net cevaplar bulacaksın.
İlişkilerinde sürekli bir endişe hali yaşıyor musun? “Ya giderse?”, “Ya beni gerçekten sevmiyorsa?” düşünceleri zihnini hiç rahat bırakmıyor mu? Partnerinin mesajına geç cevap vermesi bile içinden “Kesin bir şey oldu” senaryolarını mı tetikliyor?Bu bölüm tam olarak senin için.Bu bölümde:Kaygılı–kararsız bağlanma stilini,Kaybetme ve terk edilme korkusunun kökenlerini,Çocuklukta işe yarayan ama yetişkinlikte seni zorlayan ilişki kalıplarını anlatıyorum.Ve en önemlisi: Kaybetme korkusunun seni yönetmesine izin vermemek için, hemen hayatına uygulayabileceğin 5 bilimsel adımı paylaşıyorum:Tetikleyicilerini ve ilişki kalıplarını fark etme Otomatik, felaketleştirici düşüncelere meydan okuma Öz değerini partnerinin onayından bağımsız, içeriden besleme İlişkide kendini kaybetmeden, sağlıklı sınırlar koyup ifade edebilme Yoğun kaygı anlarında, duygularını regüle edebilmek için somut öz-düzenleme becerileri geliştirmeBu bölüm;İlişkilerinde kendini “hep fazla isteyen, fazla arayan, fazla duygusal” hisseden,Tekrar tekrar benzer ilişki döngülerine giren,“Neden hep ben böyle hissediyorum?” diye içten içe sorgulayan herkes için bir rehber niteliğinde.Unutma: Bu bir karakter bozukluğu değil, senin kusurun hiç değil ve kaderin olmak zorunda da değil. Kalıplar öğrenilmişse, yeniden öğrenmek de mümkün.Bölümü dinlerken kendine şu soruyu sorabilirsin: “Bu 5 adımdan hangisine şu an en çok ihtiyacım var?”Eğer bölüm sende bir şeylere dokunduysa:Takip etmeyi,Bölüme puan vermeyi,Benzer şeyler yaşayan arkadaşlarınla paylaşmayı unutma.Instagram’da da: @benboyleyimpodcast Yeni bölümlerde iç dünyamızı birlikte keşfetmeye devam edeceğiz.
Bağlanma Korkusunu Yenmek – Kaçıngan Bağlanmadan Çıkmak için 5 Bilimsel Adım 💔➡️💚İlişkilerde her şey “bir anda fazla” mı geliyor? Biri sana duygusal olarak yaklaştığında, içinden geri çekilmek, uzaklaşmak, hatta “kaçmak” mı geliyor? Bir yanın yakınlık isterken, diğer yanın hep frene mi basıyor?Bu bölüm tam senin için. 🎧Yoksa “bağlanma korkusu olan ama asla kabul etmeyen bir ex” mi geldi aklına? O zaman bu bölüm tam kafasına atmalık. 😏🎯“Bağlanma Stilleri” serisinin 3/4. bölümünde, kaçıngan bağlanma stilini ve bağlanma korkusunu konuşuyoruz. Bu bölümde:🔹 Kaçıngan bağlanmanın kökenine iniyoruz 🔹 “Bağımsızlık zırhı”nın seni nasıl hem koruyup hem yalnızlaştırdığını fark ediyoruz 🔹 Ve en önemlisi: Bağlanma korkusundan çıkmak için 5 bilimsel, uygulanabilir adımı detaylıca ele alıyoruz:1️⃣ Farkındalık geliştirme ve tetikleyicileri tanıma 2️⃣ İçsel güvenlik alanı oluşturma 3️⃣ İhtiyaç ve sınırları sağlıklı şekilde ifade etme 4️⃣ Yakınlığa adım adım maruz kalma (kademeli yaklaşım)5️⃣ Güvenli bağlanma örneklerini modelleme ve destek aramaBu bölüm, “bende bir sorun var” duygusunu yumuşatıp, “Bu, sistemimin zamanında geliştirdiği bir korunma stratejisiymiş” diyebilmen için tasarlandı. Yani hazır ilişki taktikleri değil, gerçekten işe yarayan bir içsel harita ve araç kutusu bulacaksın.Eğer bu konu sende bir yerlere dokunuyorsa, bölümü dinledikten sonra hissettiklerini yorumlara yaz, yalnız olmadığını hatırla ve başkalarına da ışık ol. 💬✨
Hepimiz ilişkilerimizde farklı bağlanma stilleriyle hareket ediyoruz. Özellikle güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı–ambivalan & kaçıngan) ilişkilerde sık sık kısır döngülere yol açabiliyor: 🔄 Biri daha çok yakınlık ararken, diğeri sürekli geri çekiliyor… 💔 Sonuç? Kaybetme korkusu, çatışmalar, hayal kırıklıkları.Peki, bu döngüden nasıl çıkabiliriz? 👉 Partnerimize alan tanırken güveni nasıl koruruz? 👉 Kaygı ve kaybetme korkusuyla nasıl başa çıkarız? 👉 Sağlıklı sınırlar koyarken sevgiyi nasıl gösterebiliriz?Bu bölümde, tam da bu sorulara yanıt arıyoruz. ✨ Amacımız: Daha güvenli bağlanma, daha dengeli ilişkiler ve daha çok huzur.
Birine bağlanıyorsun ama sonra… bir şey oluyor. 🫠 Ya o geri çekiliyor, 👻 Ya da bir bakmışsın "ghostlandin"... Belki de ghostlayan sensin? Issız Adam tripleri, kaybolan mesajlar, görüp dönmeyenler, yazıp sonra pişman olanlar…💬 “Ben neden hep aynı tip insanlara çekiliyorum?” 💬 “Neden biri yaklaşınca kaçmak istiyorum?” 💬 “Neden biri biraz uzaklaşsa içim panik oluyor?” 💬 “Yoksa ben… bağlanamıyor muyum?”İlişkiler bazen aşk filmi gibi değil de tam bir psikolojik gerilim gibi ilerliyor, değil mi?İşte bu mini seride tam da bunu konuşuyoruz: 🧠 Bağlanma stilleri ne? 📦 Çocukken bize neler oldu da büyüyünce ilişkilere böyle girdik çıktık? ⚖️ Güvenli bağlananlar kim, sürekli kaçanlar kim, peşinden koşanlar kim? 🎯 Ve en önemlisi: Bu döngüleri nasıl kırarız?Hem güleceğiz, hem düşüneceğiz. Kendimizi biraz daha tanıyacağız. Ve belki bir sonraki ilişkimizde, aynı sahneyi tekrar yaşamayacağız.🎧 Hazırsan, aç bölümü. Bağlanıyoruz ama bu sefer kendimize doğru.
Bir ilişki içinde ne kadar “ben” kalabiliyoruz? Sevgi mi bu, yoksa onsuz yapamam hissi mi? Bu bölümde duygusal bağımlılığın çocukluktan nasıl kök saldığını, hangi davranışlarımızla kendimizi kaybettiğimizive bu döngüden nasıl çıkabileceğimizi konuştum.✔️ Terk edilme korkusu ✔️ Kendini ihmal etme ✔️ Başkasının duygularına göre şekilalma ✔️ Aşırı uyum sağlama ✔️ Bağ kurmaya dair çocukluk şemalarıKendini bir ilişkide “fazla veren”, “fazla düşünen”, “fazla hisseden” tarafta buluyorsan bu bölüm tam sanagöre.
Evden çalışırken çocukla ilgilenmeye mi çalışıyorsun? Parkta oyun oynarken bile e-postalara mı cevap veriyorsun? Ya da ilk işinde, hayalini kurduğun kariyerin bu olmadığını mı fark ettin?Bu bölümde iki hikâye üzerinden günümüzün en yakıcı sorunlarından birini konuşuyoruz: Work-Life Balance. Yani iş-yaşam dengesi... ya da çoğumuz için artık onun eksikliği.🎙️ Evden çalışan bir babanın tükenmişliği... 🎙️ İlk işinde yalnız ve değersiz hisseden bir genç kadının kararsızlığı... 🎙️ Sınır koymanın neden bu kadar zor olduğu... 🎙️ Gerçekten değiştirebileceğimiz şeyler neler? 🎙️ Ve “Bu iş bana hâlâ bir şey katıyor mu?” sorusunun anlamı...Eğer sen de şu sıralar "Her şeye yetişmeye çalışırken kendimi unuttum" diyorsan, bu bölüm senin için.
Hayat her zaman yolunda gitmez… Kimi zaman travmalar, zorlayıcı iş ilişkileri, kayıplar ve hayal kırıklıklarıyla karşılaşıyoruz.Ama bazı insanlar tüm bunlara rağmen nasıl ayakta kalabiliyor? Bu bölümde rezilyansın 7 temel sütununu konuşuyoruz:🎧 Eğer sen de "Ben nasıl daha dayanıklı olabilirim?" diyorsan, bu bölümü mutlaka dinle!
🎙️ “İyi bir ilişki nasıl yürütülür?” 💬 7+1 öneriyle ilişkileri masaya yatırdım.Terapistler genelde öneri vermez, soru sorar. Ama bu bölümde kuralı biraz bozuyorum. Sana balık tutmayı değil, doğrudan balığı veriyorum. 🎣💡 Partnerinle nasıl daha sağlam bir bağ kurabilirsin? 💡 Kendi ihtiyaçlarını nasıl fark eder ve ifade edersin? 💡 İlişkide flörtü, mizahı ve tutkuyu nasıl canlı tutarsın?🎁 Bonus: 🧠 “Duygusal sorumluluk almak” neden en sessiz ama en güçlü ilişki becerilerinden biri?🌀 Gerçek örnekler, samimi anlatım ve bolca farkındalıkla yeni bölüm 📅 17.06.2025 Salı ⏰ Saat 17:00’de yayında!🖤 Bölümü beğenirsenpaylaşmayı, etiketlemeyi unutma!
🎙 Yeni bölüm yayında!: “Prokrastinasyon: Ertelemenin Gizli Psikolojisi —Buna Karşı Ne Yapabilirim?”✅ Neden sürekli erteliyoruz? ✅ Ertelemenin arkasında aslında hangi duygular var? ✅ “Başla, devamı gelir” kuralı nasıl çalışıyor? ✅ Küçük adımlarla erteleme döngüsünü nasıl kırabiliriz?Eğer sen de bazen "bugün değil, yarınyaparım" diyorsan, bu bölüm tam sana göre.
Bu bölümde çocuklukta yaşadığımızilişkilerin bugünümüzü nasıl etkilediğinden bahsettim. Duygusal ihmal, aşırı kontrol, parentifikasyon…Suçluluk duygusu ve iletişimi kesme ikilemi…“Yeterince iyi ebeveyn miyim?” sorusu…Bazı ilişkiler bizi büyütür, bazıları ise küçültür. Ama en zor olanı şudur: Sevildiğini umut etmekten vazgeçmek. Ve yine de bazen en sağlıklı adım, uzaklaşmak olabilir.Bu bölüm, hem kendi geçmişiyle yüzleşenler, hem de ebeveynliği daha bilinçli yaşamak isteyen herkes için. Belki bazı cümleler canını yakacak ama bazıları da sana iyi gelecek.
"Mantıklı Bir Sebeple Ayrılmak" – kulağa ne kadar net gelsede, çoğu zaman kalbimiz o kadar net değil.Bu bölümde şunu konuşuyoruz: Bir ilişkide gerçekten bitirme noktasına geldiğimizde, bu karar ne kadar mantıktan, ne kadar geçmişten gelen duygusal kalıplardan besleniyor?Kaybetme korkusu, bağlanma ihtiyacı, öz-değer arayışı, kontrol arzusu... Bazen aslında birine değil, onun bize verebileceğini düşündüğümüz iyileşmeye tutunuyoruz. Belki bazı sorularınıza cevap, bazılarına cesaret bulursunuz.Sizin için bir ilişkide en zor karar nedir?Yorumlara yazın, birlikte konuşalım.
“Unutmayın. Bazı duvarlar, aslında kapı olabilir. Yeter ki anahtarı bulmak için içeri bakmaya cesaret edelim.”Bu bölümde geçmişten bugüne içimizde yankılanan inanç kalıplarına bakıyoruz. Çocuklukta şekillenen düşünceler, bugün kendimizi nasıl gördüğümüzü, ilişkilerimizi ve sınırlarımızı nasıl çizdiğimizi etkiliyor. Peki ya bu iç ses… gerçekten sana mı ait?Eğer "Yeterli değilim", "Sevilmek için çabalamalıyım", "Duygularımı gösterirsem incinirim" gibi düşünceler tanıdık geliyorsa — bu bölüm senin için bir kapı olabilir.Eğer sen de zaman zaman kendi iç sesinle mücadele ediyorsan…Bu bölüm senin için.Şimdi birlikte o kapının anahtarını arayalım.
Duygular bir sorun değil – onlar birer yol göstericidir. Birçoğumuz duygularımızı gerçekten isimlendirmeyi ya da onlarla temas kurmayı hiç öğrenmedik. Ama ancak şunu diyebildiğimizde gerçek değişim başlar: “Ben sadece öfkeli değilim – kırgınım.” “Sadece üzgün değilim – bir bağ kurmaya ihtiyacım var.” Ve bazen, bugünle ilgisi olmayan duygular hâlâ peşimizi bırakmaz. Gün içinde aniden gelen korku, öfke ya da hüzün… Çoğu zaman geçmişten gelen ve hiç duyulmamış duyguların yankısıdır. Tıpkı hiç görülmemiş bir çocuğun içimizde dolanması gibi. Kendini hissetmek. Nefesini fark etmek. Bir an durmak. Bu bir zayıflık değil – bu öz-şefkattir. Ve unutma: Bunu tek başına yapmak zorunda değilsin. Bazen sadece bir bakış, bir el, bir “Ben buradayım” yeterlidir.
🤯 İçin sıkılıyor ama nedenini bilmiyorsun. Hiçbir şey eskisi gibi heyecan vermiyor. Peki bu sadece geçici bir yorgunluk mu? Yoksa adı konmamış bir tükenmişlik mi?🎧 Yeni podcast bölümümde, “burnout” denen o görünmez yorgunluğu ele aldım. Neden her şey anlamsız gelmeye başlıyor? Neden artık dinlenmek bile işe yaramıyor?Ve en önemlisi: Bu noktaya gelmeden önce kendimizi nasıl koruyabiliriz?👉 Belki de hepimizin içinden geçen o cümleye bir yanıt bu bölümde saklı: “Artık dayanamıyorum…”
loading
Comments