Discover
Keyfimin Kahyaları
Keyfimin Kahyaları
Author: Keyfimin Kahyaları
Subscribed: 3,262Played: 24,897Subscribe
Share
© 2026 Keyfimin Kahyaları
Description
Bu podcast, ‘senin derdin, bizim derdimiz’ diyen bir uyandırma servisidir. Bi başına altından kalkamadığın konuları bize Instagram’dan ulaştır, derdine derman olalım. Zamanla göreceksin ki konular senin, sorunlar hepimizin. Keyfinin Kahyaları, Yasemin Yapanar ve Tolga Erman’dan sevgiyle...
186 Episodes
Reverse
Hep dik ve ayaktayız. Bir şeyleri istemenin dayanılmaz ağırlığı ve yük olma hissi. Bu sohbetimizde bizi kapana sıkıştıran ve yardıma kapalı hale getiren bu duygunun derinlerine iniyoruz.
Geçmişe baktığımızda ''keşkeler''le dolu anılarımız bizi geri dönmeye ve bir şeyi farklı yapmaya çağırsa da artık çok geç. Yaptığı ve yapmadıklarından bin pişman bizlerin aslında konuyu tamamen yanlış anlamış olabileceğimiz konuşuyoruz..
Neden hala rüyalarımızda ve herkeste onu görüyoruz? Neden hala, kopamadık yoksa bu bağ bizi besliyor mu?
Acılı anların ilacı dostlar ve avuntular. Nasıl sunulmalı ve teselli nasıl alınmalı? Hayatı kolaylaştıran reçetelerde bugün, teselli günü.
''Ben artık oldum'' derken, ayağımızın takıldığı her taşta yeniden anlıyoruz henüz gidecek çok yol olduğunu. Bizi doğru zannettiğimiz yolda yanlışın tam ortasına düşüren bu kibirli hali konuşuyoruz.
Yetemiyoruz, her zaman aklımızda daha iyi ve daha fazlası olmak var. Acaba bu çılgın yarıştan çıkmak ve yeterli olmak mümkün mü?
Bazen unutuyoruz hangi zaferin peşinde koştuğumuzu. Sonuç almak için çıktığımız yollarda haklı olmak adına ilişkilerimizi ve emeklerimizi ateşe veriyoruz.
Geçmişi düşündüğümüz o anları sanki tekrar yaşıyoruz. Yanlızca bugünü yaşamak mümkünken hüzün dolu bu anlara neden ihtiyaç duyarız?
Her şey bir drama, koca koca problemler.. Herbir şeyi kafamda büyütüyorum diyorsan, bunun dinamikleri ve çözümleriyle dolu bir bölüme hoş geldin.
Nedense her zaman gülmemiz ve mutlu olmamız bekleniyor bizden. Uyum sağlamak adına taktığımız maskeleri ve buna bizi mecbur bırakan toplulukları konuştuk.
Evet hayat çok hızlı akıyor, rekabet, yapılacaklar.. Yavaş kalmak mümkün değil gibi. Ama hızlı olmakla acelecilik birbirine karıştığında gerçek cehennemin kapıları açılıyor. Bakalım ne yapmalıymışız?
Atamızı andığımız bu özel günde ona ve hatırasına, tarihten bağımsız bir gözle bakmak ve ilham almak istedik. Hayatın dilinden Atatürk'ü konuşuyoruz.
Günahların ve ayıpların efendisi yalan sandığımız kadar kötü mü? Yoksa yalan söylememek adına daha büyük hatalar yapıyor olabilir miyiz?
En ufak sorunda bile yakılan ağıtlar ve tüm bunlardan yorgun kulaklar. Sonsuz serzeniş ve mağduriyetimizi sergilediğimiz bu anlara, bakalım neden ihtiyaç duyuyoruz?
Her şeyi bilmek ve haberdar olmak istiyoruz. İşe yarar yaramaz, her konudaki bu merakımızın sebebi nedir?
Kalabalıkları hayal edince, boğazımız düğüm düğüm oluyor, ellerimiz titriyorsa çare iç dünyamızda.
Biten gidenlerin ardından, içimizde kalan acı anılara rağmen hayatımıza nasıl devam ederiz?
Alçak gönüllülük tek başına dev bir erdem fakat bakalım biz buna hazır mıyız? Hazır olunmadan yapıldığında bizi kör eden bu hali konuşuyoruz.
Mecbur olduklarımızdan yaşamaya zaman kalmıyor sanki. Acaba gerçekten bu kadarına mecbur muyuz yoksa sadece kendimizi mi kandırıyoruz?
"Mağduriyet peşimi bırakmıyor. Sanki herkes ve her şey bana düşman" diyorsan, bu zehirli uyuşukluğa kendini kaptırmış olabilirsin. Bu maskenin arkasındaki sırları konuşmaya bekleniyorsun..




Çok teşekkürler ederim emeyinize yureyinize salik🥰😄💐