Discover
Mutlu Beyin
Mutlu Beyin
Author: Ahenk Göklü
Subscribed: 34Played: 344Subscribe
Share
© 2026 Mutlu Beyin
Description
Zihnimizin niteliği, hayatımızın niteliği demek. Kendinizi daha iyi anlamak ve yeni bir hayat hikâyesi yaratmak için yazar Ahenk Göklü ile bir yolculuğa davetlisiniz. Her pazartesi psikoloji, edebiyat ve felsefenin rehberliğinde, anlam ve mutluluk arayışına ışık tutan sorular… Yeni bölümleri kaçırmamak için Mutlu Beyin’i takibe alın.
176 Episodes
Reverse
Zihnimiz de alışkanlıklarla çalışır: Neyi sık sık düşünürsek, o düşünce zamanla bir zihinsel alışkanlığa dönüşür. Nasıl ki bir davranışı tekrar ettikçe otomatikleşiyorsa, düşünceler de aynı şekilde otomatikleşir. Bu yüzden sürekli düşündüğümüz şeyler, fark etmeden zihnimizin normali haline gelir. Sorun şu ki, çoğu zaman negatif ve faydasız düşüncelere alışırız. Beynimizin esas görevi, bize kendimizi iyi hissettirmek değil, dikkatimizi olası tehlikelere çekmek ve bizi hayatta tutmaktır ç...
İnsan beyni en çok haklı çıkmayı sever. Kendimizi hep haklı, dünyayı ise tam da inandığımız gibi görmenin bir yolu, alıştığımız, benimsediğimiz hikâyelere sıkı sıkıya tutunmak. Ne görmek istiyorsak, sadece onu aramak. Ne duymak istiyorsak, onu işitmek. Bize hiçbir yararı olmasa bile. Gerçekten olduğu haliyle dünyayı mı görüyoruz, yoksa zihnin anlattığı hikâyeleri mi? Kendi hakkımızda inandığımız şeyler doğru mu, yoksa yıllardır tekrar ettiğimiz bir hikâye mi? Ya hayatımızı sınırlayan şey gerç...
Hayatta olmakla hayat dolu hissetmek aynı şey değil. Hayat dolu hissetmek, yalnızca fiziksel olarak açıklanamayacak bir duygu. Daha derin, daha içsel bir canlılık hali bu. Zihnin berrak, duyuların uyanık olduğu, insanın yaptığı şeylere içten bir istekle yöneldiği anlarla ilgili. İşte bu canlılık hissi, büyük ölçüde her gün yaptığımız küçük seçimlerle şekillenir. Gün boyunca nelerle meşgul olduğumuz, dikkatimizi nereye verdiğimiz, kimlerle vakit geçirdiğimiz, bedenimize ve zihnimize nası...
Özür dilemek neden zor gelir? Neden özür dilememek için direnir, yarım yamalak sahte özürlerin arkasına sığınırız? Samimiyetle özür dileyebilmenin duygusal bir maliyeti var. Çünkü kendimizi hangi mazeretlerle savunduğumuz, aslında en çok nelerden korktuğumuzun işareti. Ve belki de özür dileyebilmenin en güç tarafı, bizi kendi hakkımızda inandığımız hikâyeyle yüzleşmeye zorlaması. Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/ Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: a...
Kışın ortasında, yazdan kalma bir güneş parçası, portakal. Dünyada bir renge adını veren tek meyve. Güney Doğu Asya’nın nemli ormanlarında büyümüş; uzun yolculuklardan sonra Akdeniz’e yerleşmiş. Akdeniz’in sembolü olmuş. Rengiyle, lezzetiyle, insanı canlandıran parfümlü kokusuyla; bu bölüm, onun güzelliği hakkında. Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/ Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: ahenk@mutlubeyinpodcast.com Instagram'da takibe alın: https://...
“Bu iş neden bu kadar sıkıcı? Neden hep ben uğraşıyorum? Bu kadar basit bir şey neden saatler sürüyor?” Hayat, tam da bunlarla dolu. Canımızı sıkan işler, anlamsız görevler, vasatlık, monotonluk, aksilikler… Can sıkıntısı yaratan hiçbir şeyden hoşlanmıyoruz. Canımız sıkılsın istemiyoruz. Beynimiz doğası gereği yeni, ilginç, zevkli olanı aramaya koşullanmış. Bu yüzden ilgimizi cezbetmeyen, bize anlamlı gelmeyen görevlerle karşılaştığımızda, onları basit birer rahatsızlık olarak değ...
Şüphe, tereddüt ve pişmanlıkla harcanan zamanı, anlam dolu bir tecrübeye, anlam dolu bir hayata dönüştürmek için durup beklemekten vazgeçmek ve karar vermek gerekiyor. Her gün daha az ''bilmiyorum'' demek için kendimize sorabileceğimiz sorular var. Bu bölüm, güvenle karar verebilmek için yapabileceklerimiz hakkında. Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/ Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: ahenk@mutlubeyinpodcast.com Instagram'da takibe alın: https://www.instagr...
Karar vermek neden zor gelir? En doğru kararı bulma çabası ve pişmanlık korkusu bizi nasıl paralize eder? Kararsız kalmak neden geçici olarak rahatlatır? Yalnızca kararsızlığı aşmak için değil, her kararı güçlü bir tecrübeye dönüştürmek için yapabileceklerimiz var. • Yaşadığımız kararsızlık gerçekten seçeneklerle mi ilgili, yoksa kaçındığımız duygularla mı? • Bir karar verdikten sonra hissettiğimiz duyguyu belirleyecek olan nedir: koşullar mı, yoksa koşullar hakkındaki düşüncelerimiz mi? • “D...
Neden çoğu zaman gergin, telaşlı ve yorgun hissediyoruz? Neden hep acelemiz var? Modern yaşamın her anımıza hükmeden hızı, bitmeyen işler, sonu gelmeyen listeler ve sürekli tetikte olma hâli… Sakinleşmek için ihtiyacımız olan, yavaşlamak ve yeniden nefes alabilmek. Bunu başarmanın temel yoluysa, sandığımız gibi zihni susturmak değil. Her şeyden önce bedeni yatıştırmak ve sinir sistemine “güvendesin” mesajını verebilmek. Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/ Sorula...
Zaman zaman duygularınızın içinde kaybolduğunuzu, kendinizi anlamakta zorlandığınızı ve adını koyamadığınız duyguların sizi yönettiğini hissediyorsanız eğer, yalnız değilsiniz. Bu bir kusur ya da zayıflık değil; insan olmanın doğal hâli. Ama durum böyleyken bile doğru sorularla yönümüzü tayin edebilme gücümüz var. • Neden bazı duygular bilincimizi bütünüyle kuşatırken, bazıları sessizce geçip gider? • Zihnimiz, anlam veremediği bedensel sinyalleri neden aceleyle hikâyelere dönüştürür? Bu hikâ...
Herkesle iyi geçinmeye çalıştığımızda, kendimizle aramız açılır. Kendi ihtiyaçlarımızı ve alanımızı koruyabilmek için başkalarını değiştirmek zorunda değiliz. İnsan başkalarını değiştiremez, yönetemez ama kendini neye maruz bırakacağını seçebilir. İlişkilerde sınır koymak, bu seçim hakkını ele almak demek. Sınır koymaya neden ihtiyaç duyarız? Sınır koymanın gerçek anlamı nedir; direktif vermekten ve tehditten hangi noktalarda ayrılır? Sınırlar, benlik duygusu ve sinir sistemi üzerinde nasıl e...
Sıcak bir fincanı avuçlarımızın arasında tutarken neden rahatlarız, gevşeriz? Neden yalnızca ellerimiz değil, içimiz de ısınır? Beynimiz sıcaklığı neden güven ve korunma duygularıyla ilişkilendirir? Neden üşüdüğümüzde dünya yabancılaşırken sıcaklık, aidiyet duygusunu besler? Sıcak bir fincan kaygıyı, endişeyi, yalnızlık hissini nasıl yumuşatır? Güzel Şeyler serisinin bu bölümde; bilimin, beden hafızasının ve duyguların kesiştiği yerde, sıcaklığın izini sürüyoruz. Daha fazla bilgi ...
Her endişenin kaynağında, kendimize anlattığımız kötü bir hikâye ve endişeli düşünceler var. Düşüncelerimizi kontrol etmek, durdurmak, bastırmak zorunda değiliz. Böyle bir gücümüz de yok zaten. Öte yandan düşüncelerin bizi kontrol etmesini engelleyecek güce sahibiz. Lüzumsuz endişelerin çaresi, bu gücü bulabilmek. Hem zihnimizde hem bedenimizde. Daha önce de paylaştığım dört bölümlük endişe serisinin son kısmı, daha az endişe ve daha çok huzur için yapabileceklerimiz hakkında. Endişe se...
Yaşanıp geçen onca sabahın içinde, insanın kendine dönüp ‘’Bugün yeni bir yerden başlayabilirim’’ demesi hayatını nasıl değiştirir? ''Bugün de aynı olacak'' hissiyle değil, ''Bakalım bugün neler olacak?'' merakı ve açıklığıyla yaşamak. Her sabah, dün kaldığımız yerden devam etmek yerine yeniden başlayabilmek... Bugün dünün devamı olmak zorunda mı? Kendi içinde yeni bir başlangıç olabilir mi? Ve buna gerçekten bir şans verirsek, o günü nasıl yaşarız? Kim oluruz o gün? Hayat akıp giden bi...
Sağlıklı yaşamak, sadece daha uzun yaşamak değil; kendinle bağını koparmadan yaşamak demek. Bir başka deyişle kendinle kurduğun teması, tesadüflere bırakmamak. Bunu başarabilmekse, sağlıklı alışkanlıklar edinmek için rasgele denemeler yapmak yerine, bilinçli ve planlı bir yol haritası izlemekle mümkün. Çünkü bedenimize ve zihnimize gösterdiğimiz özen, hayata verdiğimiz değerin en açık yansıması. Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/ Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek içi...
Sağlıklı yaşam, bir diyet listesi değil. Bir yasaklar listesi, zorunluluk ya da geçici bir heves değil. İnsanın, bedenini ve ruhunu birlikte dinlemeyi seçmesi ve kendi hayatına bilinçli bir şekilde yön vermesi demek. “Ben kendime değer veriyorum” demenin bir yolu. Tüm zorluklara ve engellere rağmen sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün. Günlük hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman yorgunluğumuzu, stresimizi, huzursuzluğumuzu görmezden geliyoruz. Kötü hissetmeye alışıyoruz. Oysa durup kendimize ba...
Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bilgiye yakınız bugün. Sağlıklı yaşamanın ne olduğunu, bize neyin iyi geldiğini, hangi davranışların bizi yavaşça tükettiğini az çok biliyoruz. İnternette birkaç saniyede binlerce bilgi kaynağına ulaşabiliriz. Sigaranın zararlarını öğrenmek için makaleler okumaya gerek yok. Kötü beslenmenin, uykusuzluğun, hareketsizliğin bedenimizi nasıl yıprattığını kavramak için doktor olmaya gerek yok. Bilgi zaten bizde. Ve çelişki tam da burada başlıyor. Bilgi çağın...
Hepimizin hayatında, küçük bir aksilik yüzünden moralimizin çöktüğü anlar olur. Dışarıdan bakıldığında önemsiz görünen bir eleştiri, ters bir söz, bozulan bir plan ya da ufak bir hata; içimizde beklenmedik bir ağırlık yaratabilir. Oysa bu anların hayatımızdaki etkisi sandığımızdan çok daha büyük. Çünkü benlik algımız; yani kendimizi nasıl gördüğümüz ve değerlendirdiğimiz, hayatın büyük dönüm noktalarından çok, küçük ama sık yaşanan deneyimlerin toplamıyla şekillenir. Günlük hayatın sıra...
Hayat akmaya devam ederken, kendinizi sessizce kenarda bekliyormuş gibi hissettiğiniz oldu mu hiç? Rehavet, işte tam da böyle anlarda yavaşça hayatımıza sızar. Bizi uykuya çeker gibi uyuşturur. “Yarın yaparım… sonra hallederim… şimdi biraz durayım” derken, fark etmeden en temel gücümüzden, harekete geçme irademizden uzaklaştırır. En sinsi yanı, cezbedici olmasıdır. Rahatlık, kolaylık, konfor, sakinlik sunar; sanki bizi korkularımızdan koruyormuş gibi görünür. Oysa bu, sahte bir güvendir...
Düşüne düşüne kendimizi mutsuz ettiğimiz ne çok an var… Zihnimiz, gerçeğin yerine kendi hikayelerini koyar ve biz de fark etmeden o hikayelere inanırız. Düşüncelerle aramızda mesafe bırakmak zor gelir. Oysa düşüncelerimiz çoğu zaman gerçekliğin doğrudan karşılığı değil, zihinsel alışkanlıklarımızın yansıması. Zihnimiz, nefes almak gibi, düşünmeyi de kendiliğinden otomatik olarak yapıyor. Hiç durmadan düşünüyoruz. Tıpkı kalbin kan pompalaması gibi zihnimiz de sürekli düşünceler üretiyor. Bir o...



