Discover
DinleN
31 Episodes
Reverse
‘Dünyadaki Tüm insanlar bir anda kör olsaydı ne olurdu?’ kurgusuyla yola çıkan Nobel Edebiyat ödüllü yazar Jose Saramago’nun daha çok Körlük romanından ve birazda bu kitabın devamı olan ‘’Körlük’’ kitabının 9 sene ardından yayımlanan Görmek romanını ele alıcağımız dinlen podcastinin bu bölümüne hoş geldin.
“Her şey senin yorumun… kötü hissediyorsan bu senin seçimin…”
Toksik pozitifliğin, aşırı empatinin ve “her şeyi bireyin omzuna yükleyen” kişisel gelişim dilinin görünmeyen karanlık tarafını konuşuyoruz.
Empati elbette kıymetli; farkındalık da öyle… ama çarpıtıldığında insanı pasifleştiren, sınırlarını eriten, hatta haksızlık karşısında sessizleştiren ve sonunda kendine saldıran bir yapıya dönüşebiliyor. İlişkilerde “her şeyi anlamaya çalışma” çabası da, iş yerinde kendini savunmak yerine içe dönen, hep kendini sorgulayan sesimiz de bu tuzağın parçası olabiliyor.
Bu bölümde, son yılların en popüler söylemlerinden biri olan bu konuları masaya yatırıyoruz.
Norveçli yazar Erlend Loe’nun absürd-mizahi romanı Doppler üzerinden; başarı tutsaklığı, hayatın tuhaf akışı ve bazen “her şeyi bırakıp ormana kaçma” isteği üzerine konuşuyoruz:)
Doppler’in babasının ölümünden sonra, bir aile babasıyken tüm sorumluluklarını bırakıp ormana yerleşmesinin arkasındaki duyguları, absürtlüğü ve mizahı açıyoruz.
Başarıyla kurduğumuz çatışmalı ilişki, aile beklentileri, bireyleşme sancısı ve hayatın saçma ama bir o kadar normal tarafları… Gelin bu bölümde konuşalım.
Jack London’ın bireycilik, sınıf atlama arzusu ve idealize edilen hayallerin gölgesinde ilerleyen romanı;
İnsanın kendi yarattığı hedefe nasıl yabancılaşabildiğini müthiş bir kurguyla anlatıyor.
Bir şeyin gerçekten değerli olup olmadığını kendimiz mi sorguluyor, düşünüyoruz?
Yoksa yalnızca başkalarının ona yüklediği anlamla mı hareket ediyoruz? gibi konuları da sorgulatan bir hikâye aynı zamanda.
Hem ait olamamanın hem de artık geri dönememenin yarattığı o boşluk hissi...Roman tam da bu konular etrafında dolanıyor.
Martin Eden romanını incelediğimiz bu bölüme hoş geldin.
Bazen bir arkadaşımızın başarısına sevinmek, onun mutluluğunu yürekten paylaşmak sandığımız kadar kolay olmaz. Bu durumda sevincimiz ya da başarımız görmezden geliniyorsa kırılır, kızgın hissedebiliriz. Bazen birisi için sevinemeyen tarafta, bazen de kendisi için sevinilmeyen oluruz. Bu bölümde, Sandor Marai’nin Mumlar Sonuna Kadar Yanar ve Daniel Keyes’in Algernon'a Çiçekler romanlarından yola çıkarak dostluk, kıskançlık ve özenme-ilham alma arasındaki ince çizgiyi konuşuyoruz.
İnsani ama bir o kadar da zorlayıcı duyguların, ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini ve bu duygularla nasıl daha bilinçli bir yerden bağ kurabileceğimizi birlikte araştırıyoruz.
Bu bölümde Oscar Wilde’ın hayatını, Dorian Gray’in Portresi’ni ve onu mahkemeye götüren süreci konuşuyoruz. Güzellik, özgürlük ve bireysellik fikirlerinin dönemin ahlak anlayışıyla çatışmasını, hedonizmi, narsizmi Wilde'ın hem eserlerinde hem yaşamında ele alacağız.
Kadınların kurumsal iş hayatına katılma tarihçesini ve bu süreçteki iş-özel yaşam dengesizliğini, eşit olmayan sorumluluk paylaşımlarının yarattığı yorgunluğunu, 19.yüzyılın balo salonlarından bugüne kadar ele aldığımız bu bölümde "keşke hiç çalışmasaydık" diyen modern kadın manipülasyonlarının, "trade wife" sosyal medya trendlerinin günümüzde ne gibi tehlikeleri ve anlamları olabilir ve neden bugün bu kadar ilgi görüyor? bu konu ve soruları ele aldığımız bu bölüme hoş geldin.
Bu bölümde Barry Schwartz’ın Bolluk Paradoksu kitabından yola çıkarak, seçenekler dünyası karşısında yaşadığımız karar verme zorlukları, pişmanlık ve tatminsizlik üzerine konuşuyoruz. Günlük çok basit kararlardan iş hayatına uzanan örneklerden konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin. İyi dinlemeler.
Bu bölümde Franz Kafka’nın hayatına, özellikle de babasına yazdığı mektuplara yakından bakıyoruz. Kendi olamamanın bir insana yaşattığı huzursuzluk, kaygı ve değersizlik hissi… ama aynı zamanda o sıkışmışlığın nasıl büyük bir edebi mirasa dönüştüğünü konuşuyoruz. Kafka’nın hikayesinden soracağımız sorularıysa sonuna bırakıyorum. İyi dinlemeler...
Farkındalık bize özgürlük verir ama fazlası, yük ve bahane haline gelebilir. Aşırı analiz, psikolojik olarak bizi çok yorduğunda, empatiyi meşrulaştırmaya dönüştürdüğünde, yaşamı kaçırmaya başladığındaysa tehlike başlar. Bu bölümde farkındalığın yararı ile aşırısının zehri arasındaki ince çizgiyi, Zorba’dan Candide’e uzanan örneklerle konuşuyoruz.
Bu bölümde Hermann Hesse’nin Siddhartha kitabını konuşuyoruz. Bir öğretiyi takip etmenin ötesinde, hakikati ancak kendi deneyimlerimizle bulabileceğimizi anlatan bu yolculukta, çileden hedonizme, yalnızlıktan bütünlüğe giden bir hikâyeyi ele alıyoruz. ''herşeyin insan için'' olduğu, hataların ve döngülerin aslında olgunlaşmanın bir parçası olduğunu anlatan bu kitapta Siddhartha’nın yolculuğunu ve bu romanı yazan Hesse'nin yolculuğuyla paralelliklerini de konuşuyoruz.
Ben yaşamımda yolumu yönümü bulamıyorum, ne istediğimi bilmiyorum konusu bu kanalda ilk konuştuğum konulardan biriydi.
Çünkü benim kendi yaşadığım hayatın, koşuşturmacanın içinde artık hiç iyi hissetmediğimi ruhum davulla zurnayla bana gösterdiği noktada başlayan sancılı sürecim, o yolda, o sancı sayesinde kendimi tanımaya başlamamla çoktatmin hissettiğim bi yaşama dönüştü.
Eylül ayında bu temada yapacağımız kampla ilgili de bilgi verdiğim bu bölüme hoş geldin.
Shopenhauer'in mutluluğa dair kavrayışına neden olabilecek yaşam anektotlarından ve kendi yorumlarımdan konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin
Karanlıklar filozofu Shopenhauer'un mutluluk, acı, can sıkıntısı gibi kavramlara dair nasıl bi felsefe koyduğunu konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
Bu bölümde insan canlısına, bir sistem, bir borsa kağıdı, birşirket, bir ticari girişim, olarak bakıcağımız bi bölüm olucak. Risk uzmanı, istatikçi bi düşünür olan Nassim Nicholas Taleb tarafından ortaya atılan bir kavram olan Antifragile üzerinden zorluklarla büyümenin doğasını, yaşamdaki farklı alanlarla, insanın benzerliklerine dair bol bol analoji kuruyor olucaz…
Belirsiz durumlar içerisindeyken yapabileceğimiz rutinleri konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
Bu bölümde, Nietzsche’nin Amor Fati anlayışını; yani, hayatın en sert köşelerine bile başka bir gözle bakmamızı öneren bir kavramı konuşuyoruz..
Latince kökenli bu ifade “kaderini sev” demek.
Ancak Nietzsche’den bahsediyorsak, burada kastedilen,edilgen bir kaderi kabulleniş, teslimiyet hali değil elbette.
Nietzsche bu kavramı Stoacı felsefeden devralmış gibigörünse de, aslında ona meydan okur bir yerden yeniden yorumlar. Stoacılar değiştirilemeyenebilgece kabul göstermeyi erdem görürken, Nietzsche “olana, kendi kaderine sahipçık, hatta onu coşkuyla iste” der… Çünkü yaşadığın her şey seni sen yapanşeydir.
Başka bir deyişle, değiştirilemeyen olaylar karşısında, Stoacı felsefenin "akıntıya direnme" çağrısına, Nietzsche o akıntıya yelken açmayı, onu kendi iradesine katmayı önerir.
İşte bu bölümde tüm bu çerçevede Amor Fati kavramınıgündelik hayatta nasıl konumlandırabileceğimizi, içinden geçilen zorluklarla nasıl ilişkilendirilebileceğimizi ele alıyoruz.
Haber takip etsem hasta oluyorum, etmesem duyarsız hissediyorum.
Öfkeli hissediyorum, çaresiz hissediyorum.
Uyuşmuş hissediyorum.
Umutlu hissediyorum, umutsuz hissediyorum.
Her ne hissediyorsan, bil ki yalnız değilsin. Peki neler yapabiliriz?
Bizler toplumsal çürümenin neresindeyiz? Toplumsal çürümeyi küçük resimden konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
Olumsuz düşüncelerin doğurduğu kaygının yaşam kalitemizi düşürdüğü olumsuz etkilerini önerilerle konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
20 dakikalık ücretsiz bir ön görüşme sonrası değerlendirmemize göre, koçluk seanslarına başlıyoruz.
Birebir koçluk randevusu almak için iletişim: randevu@dinlenkocluk.com
Instagram: https://www.instagram.com/dinle__n?igsh=cmVqYXlxczdhNG00&utm_source=qr
LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/gamze-yalcin89?utm_source=share&utm_campaign=share_via&utm_content=profile&utm_medium=ios_app
Zihnin olumsuz yanlılığı kavramı ve kitap önerileriyle beraber,takılı kaldığımız olumsuz düşüncelerden, zihnin neden en kötüye odaklandığından konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
20 dakikalık ücretsiz bir ön görüşme sonrası değerlendirmemize göre, koçluk seanslarına başlıyoruz.
Birebir koçluk randevusu almak için iletişim: randevu@dinlenkocluk.com
Instagram: https://www.instagram.com/dinle__n?igsh=cmVqYXlxczdhNG00&utm_source=qr
LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/gamze-yalcin89?utm_source=share&utm_campaign=share_via&utm_content=profile&utm_medium=ios_app






















