Discover
Sahne siz misiniz ?
Sahne siz misiniz ?
Author: Leela
Subscribed: 2Played: 1Subscribe
Share
© Leela
Description
Bazen bir cümle hayatın tüm yönünü muhteşem şekilde değiştirmiyor belki ama o yöne açılan kapıları aralayabiliyor.
İşte bende tam burada mikrofonun başında ,
o kapıları açtırabilecek cümleleri ulaştırmaya çalışacağım sana.
Sende sesin açtığı kapılardan yürümeyi seviyorsan,
her Pazar günün ilk ışıklarıyla;
Seyehat hikayelerimi,
Keşfetmeyi , içsel kendi benliğini ve dış dünyayı ,
Harekete geçirici alıntıları ,
Oyun oynamayı kendinle ,düşüncelerinle ve hayatla.
Metaforları...
Kendi deneyimlerimin süzgeçlerinden geçirerek seninle paylaşıyor olacağım.
Sevgili Dinleyici :
Sahne siz misiniz ?
İşte bende tam burada mikrofonun başında ,
o kapıları açtırabilecek cümleleri ulaştırmaya çalışacağım sana.
Sende sesin açtığı kapılardan yürümeyi seviyorsan,
her Pazar günün ilk ışıklarıyla;
Seyehat hikayelerimi,
Keşfetmeyi , içsel kendi benliğini ve dış dünyayı ,
Harekete geçirici alıntıları ,
Oyun oynamayı kendinle ,düşüncelerinle ve hayatla.
Metaforları...
Kendi deneyimlerimin süzgeçlerinden geçirerek seninle paylaşıyor olacağım.
Sevgili Dinleyici :
Sahne siz misiniz ?
17 Episodes
Reverse
Hayatımda hiç gerçekten bağımlılıklar yer etmedi.Alkol , sigara , uzun süre sosyal medya ve benzeri ucuz dopamin salgılayan şeyler yani . Ama demiyorum ki bu bir “başarı”. Ya da gerçekten “özgür” olduğum anlamına geliyor .Gerçekten kendimi de sorguladığım bir yerden konuştum burada.Bu bölüm, bağımlılıklara tutunmadan yaşamış birinin gözünden bağımlılıklar üzerine.
Sevgili Martin’nin anısına ..Bir paralel evrende şuan hayatta olmayan kendi ölümüm anısına ..Sizin ölümlülüğünüz anısına …Bu sahnede herkes rolünü oynuyor.Ama kimse sonsuza kadar kalmıyor.Ve belki de en büyük yanılsama şu:Zamanın var sanmak.Bugün yapmadığın her şeyaslında vazgeçtiğin bir hayat.Herşey bittiğinde kutlamaya değer bir hayat yarat !
Uzun zamandır bir yere varmaya çalıştım ve kesin bir cevap bulmaya odaklandım .Tutkuyu , hayat amacımı , kendimi …Ama fark ettiğim bir şey var:Vardığın yer, sandığın gibi bir yer değil.Bir şey bitmiyor.Sadece şekil değiştiriyor.Ve belki de mesele…hiçbir zaman “varmak” değil.Şuan var olduğun şekilde ‘iyi ki buradayım ‘dediğin küçük anları , detayları çoğaltmak .Belki de…
Tutku…Peşinden gitmemiz gereken bir şey mi, yoksa yolda oluşan bir şey mi?Bu bölümde bu sorunun etrafında biraz dolaşıyorum.
Bence az çok konuşulan ama oldukça yorucu olduğu için çok irdelenmeyen, maceralı, keşif dolu ve aynı zamanda inanılmaz yenileyici bir yolculuk.Bu bölümde, benim bu kavramla ilk tanıştığım yerlerden ve zamanla neden bu konuya daha derin bakmam gerektiğini fark ettiğim anlardan bahsediyorum.Sanırım bu konu üzerine yapacağım ilk bölüm bu.Ama hissediyorum ki daha konuşacağımız çok şey var.
Yavaşlamak tembellik değil.
Kaçmak hiç değil.
Anlamak için durmak,
duymak için susmak,
hissetmek için aceleyi bırakmak.
Bu bölümde “yetişememe” hissini konuşuyorum.
Çok yapmanın değil, temas etmenin değerini.
Belki de mesele daha fazla şey yapmak değil,
yaptığın şeyin içinde gerçekten olmak
Devam etmek üzerine.
Motivasyon yokken, netlik yokken, hatta bazen anlam bile bulanıkken… yine de küçük bir adım atmak.
Düşünmeye devam etmek.
Üretmeye devam etmek.
Kendine rağmen değil, kendinle birlikte devam etmek.
Eğer şu an hayatında büyük bir şey olmuyorsa ama yine de bırakmıyorsan…
belki de zaten en önemli şeyi yapıyorsundur.
Devam etmek.
Doğduğumuz yer hayatımızın sınırlarını mı çizer, yoksa sadece sıfır noktası mıdır?
Bu bölümde farklı ülkelerden , coğrafyalardan tanıştığım gerçek hikâyeler ve kendi yolculuğum üzerinden şunu sorguluyoruz:
Gerçekten coğrafya kader olabilir mi ?
Sıfır noktası bir son mu, yoksa en saf başlangıç mı?
Zihin sustuğunda, beklentiler düştüğünde ve “olmam gereken kişi” çöktüğünde ne kalır?
Cevaplardan çok soruların kıymetli olduğu bir alan burası.
Eğer sen de hayatında “boşlukta” hissettiğin bir eşikten geçiyorsan, bu bölüm seninle konuşabilir.
En temel ihtiyaçlarımızdan ikisine yakından bakıyorum: Anlaşılmak ve Ait hissetmek.
Neden bazen kalabalıkların içinde bile yalnız hissediyoruz?
Gerçekten anlaşılmak ne demek, ve bu duygu neden bu kadar iyileştirici?
Kendimiz olabildiğimiz, yargılanmadığımız ve buradayım diyebildiğimiz alanların peşine düşüyoruz. Bu bölüm, kendini eksik, yabancı ya da görünmez hisseden herkese küçük bir perde arkası.
Kaybolmak bazen yönsüzlük değil,
ilk kez kendine doğru yürümektir.
Bildik haritalar işe yaramadığında,
insan kendi pusulasını duymaya başlar.
Bu bölümde kaybolmayı bir hata gibi değil,
bir eşik gibi ele alıyorum.
Geçmek isteyenler için.
Her hikâye tamamlanmak zorunda değil.
Yarım bırakılanlar bizi ne eksik kılar ne de daha az değerli.
Bazı hikâyeler sadece olduğu yerde kalır; biz yolumuza devam ederiz.
Bu bölüm, bitmeyenlere değil, devam edebilenlere dair.
Bu bölümde “iyi hissetmeye zorlanmak”tan değil, hangi duygu durumunda kalmayı seçtiğimizi fark etmekten bahsediyorum.
Kaçtığımız duygularla, yapıştıklarımızla ve “ben buyum” diye sahiplendiklerimizle.
Belki de mesele duyguları bastırmak değil;
onlara kapılmadan, onlarla özdeşleşmeden orada kalabilmeyi öğrenmek.
Başlamak çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, içimizde büyüttüğümüz yüklerden zor.
Mükemmel zamanı beklemekten, hazır hissetmemekten.
Korkuyla, ertelemeyle, kararsızlıkla birlikte başlamanın mümkün olup olmadığını sorguluyoruz.
Belki bu bölüm sana “hadi yap” demez.
Ama belki, zaten içinden geçen o küçük adımı biraz daha görünür kılar.
Bazı şeyleri sevmekle, onlara tutunmak arasındaki çizgi çok ince.
Çoğu zaman buna bağlılık diyoruz ama aslında bu bir kontrol ihtiyacı.
Bu bölümde şunu sorguluyorum:
Sahiplenmeyi bırakmak vazgeçmek değil.
Sevgiye alan açmak.
Bu bir çözüm anlatısı değil.
Bir fark ediş, bir durak, bir iç konuşma.
Dinlerken kendinle kalmana izin ver.
Hepimize sorulan ama çoğu zaman kaçtığımız bir soru var:
Kimsin sen?
Bu bölümde etiketleri, rolleri ve “olman gereken” versiyonları bir kenara bırakıyoruz.
Belki bu bölüm sana cevap vermeyecek.
Ama doğru soruyu sorman için bir kapı aralayacak.
Kulaklığını tak ve sahneye bir adım daha yaklaş.
Hoşgeldin sevgili dinleyici .
ilk bölümüm olan bu bölümde ;
Hayatin bize sundugu her an aslinda küçük bir sahne. Peki biz o sahneye gerçekten gikiyor muyuz?
Bu bölümde hepimizin bir sahnesi oldugunu ve onu sahiplenmenin ne anlama geldigini anlatmaya çalistigim bir bölüm oldu .
Umarim keyif alirsin,
Sevgili Dinleyici :)
















