DiscoverTeknofilia
Teknofilia
Claim Ownership

Teknofilia

Author: Ahval

Subscribed: 6Played: 31
Share

Description

Ahval editörleri ile dijital zamanlar...
23 Episodes
Reverse
Dünyanın en zengin insanları arasında yer alan Tesla-SpaceX'in CEO'su Elon Musk ve Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg, birbirinden hoşlanmadıklarını her defasında açıkça dile getiriyor.Milyarder teknoloji devleri, SpaceX’e ait bir roketin patlayarak Facebook uydusunu yok ettiği 2016'dan bu yana deyim yerindeyse bir kan davası içindeler. Yapay zekadan Facebook'un kullanıcı verilerini toplamasına kadar her konu hakkında tartışan ikilinin arasındaki kavga, son olarak WhatsApp’ın yeni gizlilik sözleşmesi sonrasında ortaya çıktı.Kullanıcıların büyük tepkisine neden olan sözleşme sonrası Elon Musk, Twitter hesabından gizliliğe önem veren ve verileri üçüncü part şirketlerle paylaşmayan Signal’i tavsiye etti.Son olarak ABD Kongresi'nin Trump'ı destekleyenler tarafından işgal etmesi de, ikili arasındaki kavganın gün yüzüne çıkan başka bir tarafı oldu.Musk, Facebook'un Harvard Üniversitesi'ndeki başlangıcına atıfta bulunarak, "Kampüsteki kadınları derecelendirmek için kurulan bir web sitesi. Buna domino etkisi denir" diyerek, olayın sorumlusunun Facebook olduğunu ileri sürdü.Teknofilia’da bu hafta Ahval editörleri Ali Abaday, Evren Dede ve Ali Aslangül, Elon Musk ve Zuckerberg arasındaki ‘kan davası’nı detayları ile konuştu. Öte yandan fişleme raporları ile gündeme gelen uygulamaları da masaya yatıran editörler, kredi kartı şirketlerinin yetişkin filmleri ile ünlü internet sitesine uyguladıkları yasağı ve teknoloji dünyasındaki son gelişmeleri ele aldı.
Dünyanın en popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, kullanıcılarının hoşuna gitmeyecek bir karar için harekete geçti.Kullanım koşullarında değişikliğe gitmeye hazırlanan mesajlaşma platformu, verilerini Facebook ile paylaşmayan kullanıcılara 8 Şubat'tan itibaren kullanım yasağı getireceğini ilan etti.Avrupa Birliği ve İngiltere'nin katı gizlilik kuralları nedeniyle muaf tutulduğu yeni güncellemeye ilişkin WhatsApp kullanıcıları hizmetin yeni şartları ve gizlilik politikasıyla ilgili uygulama içi bildirim almaya başladı.Bu durum Türkiye ve dünya genelinde kullanıcıların paniğe kapılmasına yol açtı. Sosyal medyada kullanıcılar, “#WhatsApp’iSiliyoruz” hastagiyle kampanya başlattı.WhatsApp’e alternatif olarak ise Signal ve Telegram gibi uygulamalar öne çıkıyor.Ancak Türkiye özelinde ciddi anlamda dezanformasyon ve bilgi kirliliği var ve bu giderek yayılıyor…Teknofilia’da Ahval editörleri Ali Aslangül ve Evren Dede, WhatsApp’ın yeni gizlilik sözleşmesine ilişkin yanlış bilgileri ve gerçekleri masaya yatırdı.WhatsApp'ın yeni gizlilik sözleşmesine göre kullanıcıların hangi bilgileri Facebook ile paylaşılacak?WhatsApp, arkadaşlarınızla yazışmalarınızı, fotoğraf, video vb. Paylaşımlarınızı yedekliyor mu, Facebook üzerinden üçüncü part şirketlere mi satacak?Yeni gizlilik kuralı sadece Türkiye’ye özel mi?WhatsApp’e alternatif olarak gösterilen Telegram ve Signal, gizlilik konusunda hangi sözleri veriyor?WhatsApp’i sildiğinizde, Instagram ve Messenger’ı kullanmaya devam ederseniz ne olur?Akıllı telefonlardaki bütün uygulamalar hangi bilgiler olmadan çalışmıyor?Günümüzde bir başka yazılıma sızmak yerine telefona sızma yöntemi kullanılıyor. Peki, bu nasıl yapılıyor?Bütün bu soruların cevaplarını buradan izleyebilirsiniz:
Sosyal medya devi Facebook'un bünyesinde olan WhatsApp, kullanıcılarının hoşuna gitmeyecek bir karar için harekete geçti.Kullanım koşullarında değişikliğe gitmeye hazırlanan mesajlaşma platformu, verilerini Facebook ile paylaşmayan kullanıcılara 8 Şubat'tan itibaren kullanım yasağı getirmeye hazırlanıyor.Avrupa Birliği ve İngiltere'nin katı gizlilik kuralları nedeniyle muaf tutulduğu yeni güncellemeye ilişkin WhatsApp kullanıcıları hizmetin yeni şartları ve gizlilik politikasıyla ilgili uygulama içi bildirim almaya başladı.Facebook ile WhatsApp kullanıcılarının verilerini paylaşacağını açıklayan platform kullanıcılara bir ay süre verirken, daha sonrasında seçim hakkı tanımayacak.Söz konusu değişikliği kabul etmeme şansı olmayan kullanıcılar ya bu şekilde WhatsApp'ı kullanacak ya da platformu kullanmayı bırakacak.Başka bir deyişle WhatsApp yeni kuralları kabul etmeyen kullanıcılara yasak getirecek. Teknofilia'da Ahval editörleri Ali Aslangül, Ali Abaday ve Evren Dede, WhatsApp'in tartışma yaratan bu güncel kararını konuştular.Editörler ayrıca Amazon'un pandemi sürecinde gelirini katladığının göstergesi olan 11 uçak siparişi vermesi üzerinden Jeff Bezos'un planlarını irdeledi.Son olarak, gelecekte fosil yakıtlı araç dönemini sona erdirmesi beklenen elektrikli araç konusuna da yer ayıran editörler, Norveç örneği üzerinde durdular.İskandinav ülkesinde elektrikli araçlar, geçen yıl satılan yeni otomobillerin yüzde 54.3'ünü oluşturarak rekor kırdı.
Bitcoin, 2020 yılında da en çok yükseliş gösteren yatırım araçlarından biri olarak öne çıktı.Salgından önce 4 bin dolar civarında bir değere sahip olan bir Bitcoin, aralık ayı içinde 24 bin dolara dayanarak rekor kırdı.Digital kriptolu para birimi sınıfına giren ve piyasanın ilklerinden olmasından dolayı sektöre adını ezberleten Bitcoin, çok sayıda kişi ile kurum tarafından kabul edilmediği ve kullanılmadığı için günlük hayatta fazla tercih edilen bir para birimi olmasa da, geleceğin kaçınılmazlarından olacağı öngörülüyor.Bitcoin özellikle son yıllarda büyük şirketlerin dijital para birimleri üzerine yoğunlaşmaya başlamasına yol açtı.Bu yıl Facebook ve Google gibi büyük şirketlerin yanı sıra merkez bankalarının da kendi dijital para birimlerini oluşturma planları da basına yansıdı.Teknofilia'da bu hafta Ahval editörleri Ali Adabay, Evren Dede ve Ali Aslangül, Bitcoin'in çıkış hikâyesini, bu piyasaya nasıl dahil olunup para kazanmanın yollarının ne olduğunu etraflıca ele aldı.Konu üzerine daha önce "Nasıl Bitcoin Zengini Olunur?" adlı bir kitap da kaleme alan Ali Abaday, meraklıları için püf noktalarını, artılarını, risklerini ve kriptolu paranın geleceğini anlattı.Programda ayrıca Huawei üzerinden Çinli şirketlerin 5G altyapı hizmeti sunmasına engel getirecek anlaşmalar da konuşuldu. Türkiye'de durumun nereye doğru evrildiği ve ABD-Çin arasındaki savaşta kimlerin, nasıl etkileneceği masaya yatırıldı.Yine 5G ile hayatımıza nelerin gireceği, bu yeni teknolojinin neden devletlerarası bir meseleye dönüştüğü de analiz edildi.
Facebook, dünyanın en büyük sosyal medya şirketi ve milyonlarca kullancıya ulaşıyor. Instagram ve WhatsApp ile beraber hızla büyüyen şirket, masaüstü platformların yanı sıra iOS ve Android üzerinden de kullanıcılar ile buluşuyor.Akıllı telefonların yaygınlaşması ile beraber mobil uygulamalar daha fazla önem kazanmaya başladı.iOS ekosisteminin geliştiricisi Apple, yıllardır rakibi Android’e göre daha katı kurallar uygulamasıyla biliniyor. ABD’li teknoloji devi, geçtiğimiz aylarda iOS 14’ü tanıttı ve gizliliğe yönelik daha katı kurallar getirdi.Buna göre, özelleştirilmiş reklamlar için kullanıcı verilerinin toplanması kişinin onayına bağlandı.Apple bu özellik ile uygulamaların kullanacakları veriler için kullanıcılardan izin almasını sağlıyor. Böylece kullanıcılar, bir uygulamanın niçin, hangi verilerine erişebileceğine karar verebiliyor.Ancak bu özellik Facebook'u rahatsız etmiş durumda. Zira Facebook, böyle bir özelliğin küçük işletmelere zarar vereceğini iddia ediyor. Hatta sosyal medya platformu, bunun için ABD'deki gazetelere tam sayfa bir ilan dahi verdi. Facebook'un bu adımına Apple CEO'su Tim Cook’tan yanıt geldi.Cook, kişisel Twitter hesabından ''Kullanıcıların, kendileri hakkında toplanan veriler ve bunların nasıl kullanılacağı konusunda seçim yapmaları gerektiğine inanıyoruz. Facebook iOS 14'teki App Tracking Transparency ile kullanıcılar tarafından verilerinin toplanmasına izin verildiği takdirde, daha önce olduğu gibi uygulama ve web sitelerinde kullanıcıları izlemeye devam edebilir'' savunması yaptı.Teknofilia’da Ahval editörleri Ali Abaday, Ali Aslangül ve Evren Dede, Apple-Facebook kavgasını masaya yatırdı.Evren Dede, kavganın temelinin, AB’nin kısa bir zaman önce devreye giren yasaya dayandığına dikkat çekiyor.“AB içerisindeki internet sahipleri, kişisel veri izinlerine onay vermek zorunda kaldı” diyen Dede, sözlerini şöyle sürdürüyor:“Son dönemde Skype dahi kullanmak istiyorsanız, sizden veri toplama için izin istiyor. Apple da bu doğrultuda bir adım atarak, artık App Store dahil Facebook ve benzeri uygulamaların kişisel veri toplamasına set koydu. Ancak burada Facebook’un da itiraz ettiği üzere küçük işletmelerin mağdur olma durumu var. Zira küçük bütçeli ve yerelde  reklam vermek isteyen bu tarz işletmelerin de reklamlarına üstü kapalı engel konma durumu meydana geliyor. Bütün bunların ötesinde iş dönüp dolaşıp teknoloji kullanmanın karşılığı, hemen bütün kişisel verilerini internete açmak oluyor. O yüzden bir paranoya ile duruma yaklaşmanın çok bir getirisi olmayacak.”Ali Abaday ise, ilk etapta bakıldığında Apple’ın haklı göründüğü görüşünü dile getiriyor. Zira kişisel verilerin kullanım iznini kullanıcıya bırakmasını gerekçe olarak gösteriyor ve şöyle devam ediyor:“Burada kullanıcının rızası gözetiliyor ama Apple bir taraftan da o verileri kendi serverında tutuyor. Öte yandan Facebook da küçük şirketlerin reklam ağının daralacağı eleştirisiyle haklı bir pozisyona geliyor. Ben açıkçası bu savaşta Apple’ın Facebook’a oranla önde olduğunu düşünüyorum.”
Dünya bir yandan koronavirüs salgınıyla boğuşurken, diğer yandan bilim insanlarının çalışmaları ve teknolojinin baş döndürücü yenilikleri hız kesmeden sürüyor.Hafta içinde eski İsrail uzay güvenlik şefi Prof. Haim Eshed’in, uzaylıların var olduğu yolundaki iddiası gündem oldu.Eshed, insanlığın buna henüz hazır olmadığını ileri sürerek, bu bilgiyi yıllardır sakladıklarını iddia etti. Öyle ki, ABD Başkanı Trump’ın uzaylılarla bir pazarlığa giriştiğini öne sürdü. İsrailli istihbaratçının iddiası sonrası yakın zamanda Mars’a yolculuk projeleri tekrar gündemde. Elon Musk’ın sahibi olduğu Space X, sürekli olarak Mars’a füzeler yolluyor. Son olarak "Starship SN8" adlı roket prototipi Teksas'ta yapılan testin inişi sırasında patlasa da başarıya ulaştı.Yakın bir gelecekte Mars’a insanların da kafileler şeklinde belirli testlerden geçerek yollanması planlanıyor. Ancak Mars yolculuğunun geri dönüşü olmayan tek yönlü bir yolculuk olacağı üzerinde duruluyor.Teknofilia’da bu hafta Ahval editörleri Ali Aslangül, Ali Abaday ve Evren Dede, “Mars’a tek yönlü bilet alır mısınız?” sorusuna cevap arıyor.Programda ayrıca Huawei üzerinden Çin’in Uygur Türkleri’ni fişleme planları da ele alınıyor. Huawei’nin, Uygur Türklerini anında hükümete ihbar eden yüz tanıma sistemini test ettiği ortaya çıkmasının ardından Fransız süper star Griezmann, bu şirketle sponsorluk anlaşmasını iptal etti.Ahval editörleri, Huawei skandalı üzerinden etik konusunu da masaya yatırıyorlar.Son olarak programda, Japonya’nın doğum oranını artırmak için devreye sokmayı planladığı yapay zekâ projesi de konuşuldu.Ülkede azalan doğum oranına karşı, 2021'den itibaren yapay zekâ yardımıyla eş bulma projelerine destek verilecek.
Türkiye’de resmi bir temsilci bulundurma şartını yerine getirmedikleri gerekçesiyle Facebook, Twitter, YouTube, TikTok ve Instagram’a ikinci yaptırım olan 30’ar milyon TL’lik cezalar kesildi.Geçen ay söz konusu şirketlere, ilk yaptırım olan 10’ar milyon TL ceza kesilmişti.Cumhurbaşkanı Erdoğan da, yasaklama dahil sonraki adımlardan kaçınmayacağı mesajını verdi.Nisan ayına kadar bu platformların temsilci atamaması durumunda yasaklama olarak da yorumlanabilecek yüzde 50 ila yüzde 90 arasında bant daraltma işlemi uygulanacak.Ahval editörleri Ali Abaday, Ali Aslangül ve Evren Dede, Teknofilia’da bu hafta sosyal medya platformlarına olası yasakların getireceği sonuçları ve yine bir Elon Musk projesi olan Neurolink’i; yani insan beynine çip yerleştirilmesi planını konuştu.Çipin pek çok hastalığın tedavisinde faydalı olacağı öne sürülüyor.İnsan vücudundaki sinir hücreleri ile akıllı telefon arasında veri akışı sağladığı belirtilen çipin 23 milimetreye 8 milimetre büyüklüğünde olduğu biliniyor.Bir anlamda insan beyninden veri akışının da sağlanacağı bu proje, akıllara bilim kurgu filmlerinin efsanelerinden Matrix’i getiriyor.1999 yapımı olan bu filmdeki sahnelerden birisinde, ana karakterin beynine kablolar dikilerek çip yerleştiriliyordu. Musk’ın projesindeki söz konusu çipin ağrı tedavisinde faydalı olmasının yanında, görme bozukluğu, işitme kaybı, uykusuzluk, beyindeki hasarlar ve zedelenmiş omuriliğin tedavisinde çok önemli rol üstleneceği belirtiliyor.Bu teknoloji ile gelecekte, örneğin insanların yürüyebilmesini engelleyen hasarlı sinir dokularının tedavi edilebileceği de öngörülüyor.Teknofilia’da editörler, bu bağlamda hem çip planına hem de güncel koronavirüs aşısına değinerek şu sorulara cevap arıyor:Aşı pasaportu olmadan uçak yolculuğu yasaklanacak mı?Yapay zeka ile insan beyni arasında çiftleşme mümkün mü?Beyne takılan çipler sadece sağlık alanında mı işleyecek?Beyne takılan çiple hangi hastalıklara derman bulunacak?Matrix gerçek oluyor… Peki, siz beyninize çip taktırır mısınız?
Elon Musk’ın kurucusu olduğu Space X, dünyayı değiştirme hedefli projeleri ile gündem olmaya devam ediyor.Temelleri 2015’te atılan ve 2018’de uzaya ilk uyduların gönderimi ile fiili olarak startı verilen Starlink projesi ile tüm dünyaya yüksek hızda internet, düşük maliyetle sunulmak üzere planlandı.2024’e kadar dünyanın her yerinde hizmete sunulması hedeflenen uydu ağı interneti ile bir devrim yaşanılması öngörülüyor.Özellikle koronavirüs pandemisi sonrası uygulanan karantinalarla internetin önemi çok daha öne çıktı.Birçok şirket, online çalışma modeline geçti ve pandemi dönemi sonrası için bu çalışma modelinin geliştirilmesi gündemde.Yine okullarda da zaman zaman eğitimler, online ders şeklinde verilmeye devam ediliyor. İşin komplo teorilerine varan tarafları da yok değil…Bazı komplo teorisyenleri ise, "Elon Musk, Covid-19'dan faydalandı ve hava trafiğinin azalmasıyla daha çok uydu gönderebildi" iddiasını ortaya attı.ABD tarafından izin alan ve şu ana kadar 12 binden fazla uydu gönderen Musk’ın girişimi, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne (ITU) resmi başvuru yaparak 30 bin Starlink uydusunda kullanılmak üzere radyo frekansı için izin istemişti. 40 binden fazla uydunun yörüngeye gitmesi beklenirken Musk, daha önce kendi girişiminin 5G’ye rakip olabileceğini söylemişti.Teknofilia’da Ahval editörleri Ali Aslangül, Ali Abaday ve Yunanistan’dan gazeteci Evren Dede, Starlink projesini konuştu.
Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü Başkanı Doç. Dr. Erkan Saka ile Gazeteci Ali Abaday, RTÜK'ün Spotify'a yönelik lisans hamlesinin perde arkasında yatanları ve 1 Ekim'de yasalaşan sosyal medya yasası sonrası yaşanabilecekleri analiz ediyor.
Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü Başkanı Doç. Dr. Erkan Saka, Teknofilia'da anlatıyor.
Sosyal medya, medyanın büyük çoğunluğunun iktidarın yönetimine geçtiği Türkiye’de halkın haber alma hakkı konusunda en işlevsel mecralardan biri.Son yıllarda ana akım medyanın da “yandaş” çizgide yayınlarını sürdürmesi ile sosyal medyaya olan rağbet katlanarak devam ediyor. Önümüzdeki seçimde önemli bir yere sahip olacağı söylenen “Z kuşağı” üzerinden devam eden tartışmaların ekseninde sosyal medya yasaklamaları tekrar gündeme geldi.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, sosyal medya mecralarının kontrolüne yönelik yeni düzenleme konusunda parti grubuna talimat vermesinin ardından, daha önce başlatılan ancak bir süredir beklemede olan sosyal medya düzenlemesi için sona gelindi.Erdoğan, kızı Esra Albayrak ve torununu hedef alan Twitter paylaşımları sonrasında yaptığı konuşmada "Bu millete, bu ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Onun için de bir an önce biz bunları parlamentomuza getirip bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını istiyoruz" demişti.Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü Başkanı Doç. Dr. Erkan Saka ile Teknofilia’da yakın zamanda Meclis’e gelmesi beklenen yeni düzenlemeyi konuştuk. Erkan Saka, aslında uzunca bir süredir sosyal medya ağlarının denetleme altında olduğuna dikkat çekiyor. Ancak, bu yeni düzenlemenin yasalaşması ile daha yaptırıma varan boyutlarda bir yasaklamalar ve bant daraltmalarının gelebileceğini söylüyor. Saka, Danıştay’dan çıkacak Ayasofya kararına göre iktidarın Twitter’a erişim engellemesi getirmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ediyor. Bundan sonraki sürece dair olası senaryoları ele aldığımız yayında şu sorulara cevaplar aradık:Sosyal medya yasaklaması gelirse neler değişecek?AKP’nin masasında hangi plan var? Gerçekten bu platformları kapatma niyetindeler mi?Twitter ve YouTube kapanırsa haber siteleri için alternatifler ne olabilir?Diğer ülkelerde hangi denetlemeler uygulanıyor?Yasağa giden yolda gündem olan Z kuşağını kimler oluşturuyor?Basına yansıyan bilgilere göre AKP’nin düzenlediği taslak yasada, sosyal ağ sağlayıcıları, Türkiye'de temsilci bulunduracak. Yükümlülüğü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği bant genişliği önce yüzde 50, daha sonra yüzde 95'e kadar daraltılacak. Sosyal ağ sağlayıcılarına, Türkiye'deki kullanıcıların verilerini Türkiye'de barındırma zorundalığı getiriliyor. Erişim engelleme veya içerik çıkarılması kararlarının uygulanmasına ilişkin rapor bildirimi yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 1 milyon liradan 5 milyon liraya kadar para cezası verilebilecek.Hukuka aykırı olduğu mahkeme kararıyla saptanan içerik, sosyal ağ sağlayıcıya bildirilecek, bildirime rağmen 14 saat içinde gereğini yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcı, doğan zararların karşılanmasından sorumlu olacak.Bütün bunlar ne anlama geliyor?Aslında önceki yıllarda sosyal medyaya belirli aralıklarla yasaklamalar getirilmişti. Bu kez ne farklı olacak?
Sosyal medyanın gündelik hayatın olmazsa olmazları arasına girmesi ile birlikte halkın haber takibi alışkanlıkları da değişkenlik gösteriyor.Reuters Enstitüsü başta olmak üzere çok sayıda araştırma, son yıllarda internetin, en çok kullanılan haber kaynağı olduğunu ortaya koyuyor.Her ne kadar televizyon hâlâ zirvedeki yerini korusa da YouTube gibi online video içerikleri üreten mecralara ilgi yükselmeye devam ediyor.Türkiye'de internet kullanıcısı olan her 10 kişiden dokuzu haftalık düzenli video haber takibi yapması bunun en önemli işareti.Teknofilia'da bu hafta Bilgi Üniversitesi'nden Doç. Dr. Erkan Saka ve Gazeteci Evren Dede ile halkın haber için hangi platformları takip ettiğini ve YouTube'un geleceğini konuştuk.
Sosyal medya devi Twitter, devlet bağlantılı enformasyon operasyonları kapsamında faaliyet gösteren 32 bin 242 “trol” hesabını ifşa ederek askıya alırken, Türkiye’den de AKP ile bağlantılı 7 bin 340 hesabın fişini çekti.Twitter’ın açıklamasına göre, Türkiye’de sahte ve kullanılmak üzere ele geçirilen hesaplar, AKP lehine siyasi söylemi kuvvetlendirmek amacıyla kullanılıyordu.Twitter'ın ortak proje yürüttüğü Stanford Internet Gözlemevi (SIO) de verileri raporlaştırarak AK trollerin propaganda faaliyetlerini detayları ile anlattı.AKP ve Saray ise bu karara adete ateş püskürdü.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twittter'ın trol operasyonuna tepki gösterirken Wikipedia’yı işaret ederek sosyal medya devini kapatmakla tehdit etti.Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Doç. Erkan Saka ile Twitter'ın operasyonunun ne anlama geldiğini ve Türkiye’nin ileride atacağı olası hamleleri konuştuk.
Erkan Saka değerlendirdi: Teknolojide öne çıkan gelişmeler ve 2019'un 'en'leri…Teknoloji dünyasında önemli gelişmelerin yaşandığı bir yılı daha geride bırakıyoruz.Wikipedia yasağı, Türkiye-Google kavgası ve Netflix gibi online platformlara gelen sansür uygulamalarından; Apple, Facebook, Samsung ve Huawei cephesinden gelen yeni ürün ve haberlere kadar 2019’da pek çok teknolojik gelişme yaşandı.AhvalPod Teknofilia’da Erkan Saka ile 2019’un panoraması üzerine konuştuk.Saka ile 2019’un en iyi dizileri/filmlerini, en iyi akıllı telefonunu ve yıla damga vuran teknoloji şirketini seçtik.Saka’ya göre her ne kadar Çin’in baskıcı yönetiminin altında faaliyet gösterse de TikTok 2019’a damga vuran sosyal medya platformu oldu.Facebook’a yönelik eleştirilere de değinen Saka, teknoloji devlerinin perde arkasındaki uygulamalarını masaya yatırdı. Saka, Türkiye adına yine baskı ve sansürün hâkim olduğu bir yıl olsa da gelecek yıl adına bazı ışık emarelerinin görüldüğü gelişmeler olduğundan bahsediyor.Erkan Saka ile enine boyuna bir 2019 değerlendirmesi için buyurun...
Google ile Türkiye'de Rekabet Kurumu'nun arasındaki aylar süren anlaşmazlık krizle sonuçlandı. Google, aldığı karar uyarınca iş ortaklarına Türkiye'de yeni çıkacak Android cihaz modellerini onaylamayı durduklarını bildirdiklerini açıkladı. Şirket, bunun da yeni cihaz modellerinin Google servisleri ile pazara sunulamayacağı anlamına geldiğini duyurdu.Rekabet Kurulu, Aralık 2019'da Google'a "rekabete aykırı davrandığı" gerekçesiyle 93 milyon TL ceza kesilmesine karar vermişti.Google ise Rekabet Kurumu ile üç yılı aşkın bir süredir konuyla ilgili birlikte çalışmalar yürüttüğünü ancak kasım ayında Kurum'un yapılan değişiklikleri uygun bulmadığını açıkladı.Eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanamazsa Türkiye'de yeni Android cihaz modelleri Google servisleri ile pazara sunulamayacak.Google'ın açıklamasına göre, farklı bir düzenlemeye gidilmemesi halinde bundan böyle Türkiye'de satılacak olan Android işletim sistemine ait olan telefonlarda Google Search, Google Play, YouTube ve Gmail gibi Google'a ait servislerin uygulamaları önceden yüklü bir şekilde yer alamayacak.Teknoloji devinin Türkiye'de yaşadığı anlaşmazlığı Erkan Saka ile AhvalPod Teknofilia'da konuştuk.Saka ile ayrıca 34 yaşında Finlandiya Başbakanı seçilerek dünyanın en genç başbakanı unvanını elde eden Sanna Marin üzerinden benzer yönde bir konuyu ele alan Borgen dizisini masaya yatırdık.Erkan Saka, bir açık kaynak hizmeti sunan Android'in Google tarafından tekelleştirilmesine yıllardır karşı çıktığını belirtirken Türkiye'de yaşanan krizin ardından siyasi bazı nedenler de olabileceğine dikkat çekiyor. Anlaşma olmaması durumunda Android kullanıcıları için bundan sonraki sürecin biraz daha zahmetli olacağını kaydeden Saka, APK aracılığı ile uygulamaların indirilebileceğini ancak burada da "bilinmeyen kaynak" sorunu nedeni ile güncelleme gibi bazı problemlerin öne çıkabileceğine işaret ediyor.Saka'ya Android kullanıcıları için felaket senaryosu ise, zayıf bir ihtimal de olsa Google'ın servis desteğini tümüyle Türkiye'den çekmesi...
Erkan Saka ile Teknofilia'da 'vatandaş gazeteciliği'ni ve son dönemde habercilikte ciddi bir mesele hâline gelen fact-check (veri doğrulama) konusunu konuştuk.Saka, bu habercilik tarzının Türkiye’deki gazeteciler arasında neden böyle büyük bir öfkeye neden olduğu sorusunu cevaplarken örneklerle analiz ediyor."Geçtiğimiz haftalar içinde profesyonel gazetecilerin bulunduğu iki ayrı ortamda vatandaş gazeteciliği (citizen journalism) konusu, gazeteciler tarafından durup dururken dile getirildi" diyen Saka, "Kelimenin tam anlamıyla bir öfke kusması yaşandı. Türkiye’de gazeteciliğin hâli üzerine sunulan birçok haklı argümandan sonra konu bir şekilde vatandaş gazeteciliğine geliyor ve zaten haklı olarak öfkeli olan gazeteci arkadaşlarımız büsbütün bir öfke nöbetine giriyor. Nedense aklıma straw man fallacy geldi ama tam olarak da bunu kullanmak doğru olabilir mi, emin değilim. “Korkuluk safsatası” olarak çevrilebilecek (eminim daha iyi çevirisi de vardır) bu kavramla kastedilen şey, aslında varolmayan ya da pek de etkisi olmayan bir unsur hedefe alınarak karşı tarafın argümanlarını zayıflatmaktır. Aktroller neredeyse hiç etkisi olmayan bazı Twitter hesaplarının içeriğini kullanarak muhaliflerin ne kadar kötü olduğunu ispat etmeye çalışırken bu yönteme sık sık başvuruyorlar. Tabii ki tersi de oluyor ama muhaliflerin genelde buna başvurmasına gerek kalmıyor. Zaten eleştirilecek yeterince malzeme olduğu için…" ifadesini kullanıyor.Erkan Saka ile fact-check meselesini konuşurken Suriye'deki son askeri harekât sırasında Türkiye medyası ve Batı medyasının nasıl sınav verdiğini ele aldık.
RTÜK'ün internet üzerinden yapılan yayınları denetlemesine imkân tanıyan yönetmelik, artık devrede.Bir anlamda “sansür yasası” olarak da yorumlanan yönetmelik, ikisi geçici toplam 26 maddeden oluşurken merkezi yurt dışında olup Türkiye’ye yönelik yayın yapanlar da denetime tabi tutulacak.Başta Netflix, BluTV, PuhuTV gibi internetten yayın yapan platformların da yönetmelik kapsamına girdiği düzenleme sonrası internet yayıncılarını neler beklediği merak konusu.Erkan Saka ile Teknofilia’da bu hafta RTÜK’le gelen sansür yönetmeliğini konuştuk.“Her ülke bir tür regilasyon getirmeye çalışıyor. O yüzden Türkiye’nin bu yaptığı despotik gelmiyor” diyen Saka “Buradaki sorun, RTÜK’ün sicili pek temiz değil ve hükümetin yaklaşımı da ortada. Vergilendirmeden ziyade burada asıl amacın sansüre gidecek yolun açılması olduğunu söyleyebiliriz” görüşünü dile getiriyor.Artık televizyonlar için geçerli olan uyarıcı sembolleri internette de göreceğiz. Buna göre, alkol ve sigara sahneleri yayın ihlaline girebilecek.Erkan Saka, “Bir sigara fetişi var. Sigarayı engelledikleri kadar şiddeti engellemiyorlar. Türk dizilerindeki şiddet sahnelerine herhangi bir düzenleme yokken başka bir sürü şeyi sansüre uğratıyorlar. Aynı şey internet yayınlarına da gelecek gibi gözüküyor” ifadesini kullanıyor.Yönetmelik sonrası çokça tartışılan bir konu da “ahlaki” ölçütlerin ihlali kapsamına girecek yayınlara getirilecek sansür…Netflix’in, bu alanlarda nasıl bir yayın yapacağı ya da ne kadar sansür ortaya koyacağı soru işareti. Saka’ya göre, belki de bu dizileri Türkiye piyasasına hiç sokmayacak…Böyle bir durumda çok sayıda izleyicinin aboneliği bırakabileceğine dikkat çeken Saka, konuyu internet haber sitelerine getiriyor:“Benim anladığım izlenme trafik oranı gibi şeyler ortaya girecek. Demoklasin kılıcı gibi olacak. Bir YouTube kanalınızdaki içerikle gündem olduğunuzda bu sansür devreye girecek ve bir tehdit aracı olarak duracak.”Saka, hafta içinde Netflix’in Türkiye kamuoyunu meşgul eden Türkiye’den çekilip çekilmeyeceği konusunda farklı bir yaklaşım getiriyor.“Zaten Türkiye’den çekileceği iddiasına inanmamıştım” diyen Saka, “Büyük ticari platformların derdi özgürlük değil çoğu zaman. Bunlar milyonla ifade edilen abonelerini kaybetmek istemiyorlar. Tüm bu mecralar, bulundukları ülkelerle işbirliğine gitmeye çalışıyorlar. İnternet aktivizmi ya da düşünce özgürlüğü bağlamında bakanları çıldırtacak uygulamalar yapıyorlar” yorumunu yapıyor.Yönetmeliğe göre, içerik ve yer sağlayıcısı yurt dışında bulunan internet yayınları da, yeni yönetmeliğe aykırı yayın yapmaları durumunda denetlemeye girecek. Bu kuruluşlar da lisans almak zorunda. Bu yola gitmemeleri durumunda erişim engeli getirilecek.Yönetmeliğe göre, lisans almayan kuruluşlar önce uyarılacak ve üç aylık süre tanınacak. Bu süre bitiminde bir lisans alınmaması durumunda erişim engellemesi getirilecek.Lisans ücretleri ise radyo yayınları için 10 bin, diğer yayınlar için 100 bin TL. Alışveriş siteleri için ise beş katı bir rakam söz konusu.RTÜK eliyle getirilen sansür yasasında dikkat çeken bir diğer madde de şikayet üzerine işlem yapılacak olması.Burada da bir şikâyet üzerine ‘terör’ suçlaması ile yayına yasak da getirilebilecek ya da LGBTİ temalı bazı YouTube içeriklerinin de erişim engeli söz konusu olabilecek.
Gazetecilik, basılı yayından internet yayıncılığına kayarken demokrasinin az geliştiği ya da askıya alındığı ülkelerde iktidarın sansürü ve erişim engeli girişimleri en büyük sorun olarak öne çıkıyor.Türkiye’de de özellikle muhalif yayın yapan internet haber siteleri, hükümetin ağır baskılarının yanı sıra üretilen içeriklere; kimi zaman da tamamen siteye erişim engeli ile mücadele etmek zorunda kalıyor.Peki, bu sansür ve engellemelerden kurtulmanın bir yolu var mı?Gelişen teknoloji ile medyayı, iktidara karşı güçlü hâle getirecek ve belki de elini koluna bağlayacak “Blockcain Gazeteciliği” (Blokzincir) mevcut.Türkiye’de henüz çok yaygın olmasa da dünyada bu teknolojiyi kullanan yayınlar ve kuruluşlar var. Teknofilia’da bu hafta Erkan Saka ile “Blokzincir Gazeteciliği” üzerine son gelişmeleri konuştuk.Blokzincir dendiğinde akla ilk olarak Bitcoin gibi kripto para birimleri gelse de bağımsız internet gazetelerine bakan yönü oldukça ümit verici gelişmeler sunuyor.Blokzincir, 2009 yılında Satoshi Nakamato ismini kullanan, 35 yaşında ve Japon olduğunu söyleyen bir yazılımcının Bitcoin ismini verdiği kripto parayı üretmesiyle doğdu. 2008’de Amerika Birleşik Devletleri’nde patlak veren ekonomik krize bir tepki olarak politikacılar ya da bankacıların müdahalelerinden bağımsız sanal bir para yaratmayı seçtiğini belirten Nakamato, 2011 yılında ortadan kaybolurken ve gerçek kimliği hâlâ bilinmiyor.Konuya ilişkin P24’te de bir yazı kaleme alan Erkan Saka, “Teorik olarak blokzinciri işlemeye başladığınız zaman ona müdahale edilmesi epey zor. Aslında ilk etapta tüm dünyaya açık, altı milyon kullanıcının da teorik olarak kullanabileceği bir sistemdi. Bir içeri silemiyorsun ama üzerinde oynama yapabiliyorsun. Bu hâliyle kötü niyetlerin manipülasyonuna açık. Ancak gazeteciler için önerilen şey, “Private Blokchain”. Yani kapalı bir anlamda. Yalnızca izin verilenler girebiliyor. Bu bağlamda bir gazetecilik ağının parçası oluyorsa Türkiye’den biri. O ağda sizin içeriğiniz var olmaya devam edecek. Burada erişim engeli neredeyse imkânsız hâle geliyor” ifadesini kullanıyor.Öte yandan blokzincirin fake news olayına karşı da önemli bir teknoloji olduğunu kaydeden Saka, “Üretilen içeriğin ilk kim tarafından yapıldığını, an be an nasıl yayıldığını ve kimlerin değişiklik yaptığını da tamamıyla görebiliyorsunuz. “Public Blokzincir” yerine “Private Blokzincir” tercih edildiğinde sahte haberlere karşı çözüm olabilir” diyor.Blokzincirin sansürü yenmek için nasıl etkili olabileceğine dair örnek bir olay Nisan 2018’de Çin’de yaşandı. Cinsel istismar mağdurlarını savunan #Metoo hareketi, Çin’de internetin devlet baskısına blokzincir teknolojisini kullanarak meydan okudu. Yue Xin isimli #Me too hareketine mensup bir Pekin Üniversitesi öğrencisi, 1998 yılında aynı üniversitede bir profesörün istismarına maruz kaldıktan sonra intihar eden bir öğrenciyle ilgili araştırma yapmaya başlamış, bulgularını çeşitli internet sitelerinde paylaşmış, fakat Pekin Üniversitesi bu paylaşımları o platformlardan sildirerek ortadan kaldırmıştı. Bunun üzerine öğrenci tüm olanları paylaştığı bir mektup yazarak Etherium blokzincirinde paylaştı ve Çin devletinin saklamaya çalıştığı yazı, bir daha silinmemek üzere blokzincirinde kayıt altına alındı.Bernat Ivancsics imzalı “Gazetecilikte Blokzincir” raporunu özetleyen Erkan Saka, şunları söylüyor:“Son olarak, devlet tarafından yaratılan blokzincirler ile vatandaşların kamusal verisi dağıtık dosya sistemleri ve akıllı sözleşmeler sayesinde kamuyla paylaşılabilir. Bu da araştırmacı gazeteciler için yepyeni bir bilgi kaynağı haline gelir. Böylece, gazeteciler bilgi talebi başvurusunu blokzincir üzerinden yapar ve tüm süreç değiştirilemez şekilde kayıt altına alınır. Bu son anlatılan ancak gelecekte olabilir ama olasılığı yüksek bir gelecek....”Saka, blokzincirin üç ana amacının olduğunu ifade ediyor ve şunları sıralıyor: “Blok” denen konteynerler içinde küçük miktarlarda verinin depolanması. Saklanan veriyle ilgili her türlü değişikliğin takip edilebilmesi - her değişiklik yeni bir veri olarak bloklara kaydedilip, bloklar birbirine “zincir” şeklinde değiştirilemez şekilde eklemleniyor. Verinin ve uğradığı tüm değişikliklerin tüm kullanıcıların üzerinde anlaşabileceği şekilde güvenli şekilde kaydedilmesi. Bu kayıt sürecine verinin nasıl depolandığı, korunduğu ve süreçte değişiklik yapılamaması dahildir.“Blokzincir yeni bir teknoloji olarak potansiyeller taşıyor. Kendi içinde de birçok alt teknolojiden bahsedilebilir” diyen Saka, “Örneğin ‘akıllı sözleşmeler’ gazeteciler için özellikle kullanışlı olabilir. İlk olarak tamamen herkese açık bir şekilde ortaya çıkan blokzincir fikrinde şimdi özel ağlar da tahayyül edilebiliyor ki editoryal süreçler dikkate alındığında bunun medya şirketleri için daha faydalı olduğu düşünülebilir. Bernat Ivancsics’in raporu hem bu teknoloji hem de medyacılar için kullanım biçimlerinin geniş bir özetini içerse de nihaî olarak somut bir öneride bulunmuyor. Blokzincir ile ilgili teknolojilerin ve bunlara dair medya kullanımlarının nasıl evrildiğini hep birlikte göreceğiz” görüşünü dile getiriyor.İşin gazeteciliğe bakan yönünün dışında Türkiye'de AKP iktidarı ile birlikte hemen her seçimde şaibe tartışmalarına konu olan oy verme işlemine ilişkin de bazı iyimser tarafı var bu teknolojinin.Erkan Saka, "Bu yönde büyük bir çaba var. Geçen yıl Lisbon'da seçim fuarı yapılmış ve orada da blokzincirciler şov yapmışlar" diyor.ABD'de bazı eyaletlerde bu sistemle oy verme işlemi yapıldığını söyleyen Saka, "Ancak bu da şimdilk muamma. Ortada insanların kullanımı olduğu için ileri aşamalarda güvenlik sorunu yaşanabilir. Örneğin, oy verme işlemi cep telefonundan yapılıyorsa burada kullandığınız cihaz baştan ele geçirilmişse yanlış kimlikle yanlış oylama mümkün olabilir" ifadesini kullanıyor."Seçim konusunda teorik olarak mümkün" diyen Saka, "Muhtemel daha güvenli hâle getirildiğinde gelecekte oy verme işleminin blokzincir üzerinden yapıldığını göreceğiz" görüşünü dile getiriyor.
Teknofilia’da Erkan Saka ile bu hafta Twitter'a getirilen telif hakları güncellemesi üzerinden içerik kullanımındaki telif meselesi ve sosyal medyanın Türkiye'de "adaleti sağlama" konusunu konuştuk.Daha önce "telif hakkı" gerekçesiyle haber içeriği de üreten bazı hesaplar askıya alınıyordu. Ancak Twitter artık direkt askıya alma yerine önden uyarı gönderiyor. Erkan Saka, "Telif hakkı en başından beri internet aktivistlerinin de tam çözemediği bir mesele. Burada adil kullanım hakkı gözetilmezse bu, ileride daha da kötüye kullanılacak gibi gözüküyor. Adil kullanım hakkı olmazsa internet üretimi duracak neredeyse. Hiç beklemediğiniz yerden sansürcüler sizi vurabilir" diyor.Saka'ya göre kaynak belirtildiğinde adil kullanıma giriyor... YouTube'un bu yönde güzel bir kural geliştirdiğini söyleyen Saka, "İçerik üreticilere önden bildirim göndererek herhangi bir içerik kaldırmanın önü alınmış oluyor. Twitter'daki düzenleme de güzel bir gelişme" ifadesini kullanıyor.Erkan Saka, sosyal medya üzerinden adalet sağlanması konusunda ise "Baya adalet kurumunu belirleyici konuma gelmeye başladı" görüşünü dile getiriyor.Salda Gölü olayını örnek gösteren Saka, "Sosyal medyada kamuoyu oluşturulmasa bir iptal olmayacaktı belkide. Bir yönüyle de acıklı bir durum. Keşke bunlara kalmasa ve adalet sağlayıcı kurumlar bu işlevi yerine getirse" yorumunu yapıyor.
Baş döndüren bir hızda gelişen teknoloji, her geçen gün kitleleri peşinden sürükleyen yeni uygulamaları da karşımıza çıkarıyor. İlk etapta eğlenceli gözüken bu uygulamaların birçoğunda kişisel verilerin güvenliği en önemli sorun olarak önümüze çıkıyor. Teknofilia’da Erkan Saka ile FaceApp konuşmamızın ardından bu kez “Who is Town” adındaki yeni uygulamayı konuştuk. Instagram’a ilişkilendirdiğinizde gittiğiniz yerlerin haritasını çıkaran ve takip ettiğiniz kişilerin de dünden bugüne nerelere gittiğini gösteren uygulamanın güvenlik sorunlarının yanı sıra Erkan Saka’nın P24’te kaleme aldığı “Kolektif haber projelerinin başarılı olması için öneriler” başlıklı yazısını ele aldık.Erkan Saka, Who is Town konusunda, uygulamanın sinsice bir veri toplama yerine kullanıcıların kendi rızasıyla verisini paylaştığına dikkat çekiyor. “Yeni dönemlerin aslında ilk göstergesi bu uygulama da” diyen Saka, veri ile iligili sorunlar olduğuna dikkat çekerek, Senin verdiğin veri üzerinden başkalarının da verilerine ulaşılıyor olmasının sorunlu olduğuna vurgu yapıyor ve ekliyor:“Bir kullanıcının onayı üzerinden takipçilerinin onayı olmadan onların da içeriğine ulaşılması olayı var. Hesabın korumalı olsa bile takibine izin verdiğin kişinin lokasyonunu da çekebiliyor ve bir kere çektikten sonra da o veri depolanıyor artık. Bu da doğrudan doğruya ihlal gibi.”Çok felaket tellalcılığının da sakıncalı olduğunun altını çizen Saka, “Bu tarz yeni uygulamalar için lokasyon vermekten kaçınmakta fayda var” uyarısı yapıyor.Wired’de uygulamaya ilişkin yayımlanan makaleden atıf yapan Saka, şunları söylüyor:“Mesela sigorta şirketleri ileride bir kişinin ne kadar bara gittiğine ya da ne kadar işine gittiğine bakarak Sen çok içiyorsun, işe düzenli gitmiyorsun gibi frekasyonlara gidilebilir. Gelecekte bu ihtimal var.”Saka, bu endişelerin haklı olduğunu ama işin paranoya seviyesine getirilmeden daha nesnel yaklaşılması gerektiği notunu düşüyor. Teknofilia'nın ikinci bölümünde, aslında internet gazeteciliği yapanları da yakından ilgilendiren bir sorun ve bu sorundan çıkış yolu üzerine önemli bir konu olan kollektif haber projelerine değindik.Zira artık internet haber sitelerinde ürettiğiniz bir içeriğe aldığınız reyting sizi belki kaliteye değil, tıklanma hastalığına itebiliyor. Bu tuzağa düşen gazeteciler için uzun vadede nitelikli içerik üretmek zorlaşabilir.Erkan Saka, Google Analitik gibi veri akışı sağlayan platformlara gönderme yaparak, “Aylık ortalama sayfa trafiği, sitede geçirilen ortalama zaman gibi veriler size en sadık okuyucular hakkında bilgi vermeyecek” diyor.Correctiv’in Alman gayrımenkul piyasasına yönelik kitle kaynak kullanarak yaptığı araştırmaya değinen Emily Goligoski bu örnek üzerinden kolaboratif haber projelerinin nasıl başarılı olabileceğine dair 14 madde sıralamış. Saka da yazısında bu örneklerden yola çıkarak bir özet yapıyor.Okuyucu kitlenizi doğru saptamak adına odak gruplar ya da anketler yapılmasının faydalı olabileceğini söyleyen Saka, “Aboneliğini bitirenlerle vb kesimlerden de alınacak geribildirim ile daha bilgi temelli stratejiler geliştirilebilir” tavsiyesinde bulunuyor.Araştırmadaki önerilerden biri de, hem aylık okuyucu trafiğini baz alarak hem de geri kalan yüzde 90 ya da daha fazla ziyaretçinin arzularına göre site ve uygulamaları tasarlamak yolunda…Aslında daha çok okuyucu geliri ile bir haber üretim merkezi oluşturmaya yönelik tavsiyelerin sıralandığı araştırmada, “Çoğu zaman çok küçük bir sadık okuyucu size en hayatî finansal desteği sağlayacak. Öte yandan da gelirinizi artırmak için henüz ödeme yapmayan, ya da sitede fazla vakit geçirmeyen büyük çoğunluğa nasıl ulaşacağınızı planlayacaksınız. Bu bağlamda ortalama rakamlar işinize yaramayacak” ifadesi yer alıyor.
loading
Comments 
Download from Google Play
Download from App Store