DiscoverSözler Mecmuası(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir
(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir

(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir

Update: 2025-10-22
Share

Description

Üçüncü Mes’ele: Ölecek âlemin dirilmesi mümkündür. Çünkü İkinci Esas’ta isbat edildiği gibi kudrette noksân yoktur. Muktezî ise gayet kuvvetlidir. Mes’ele ise mümkinâttandır. Mümkün bir mes’elenin gayet kuvvetli bir muktezîsi var ise, fâilin kudretinde noksâniyet yok ise, ona mümkün değil, belki vâki‘ sûretiyle bakılabilir. Remizli Bir Nükte: Şu kâinâta dikkat edilse görünüyor ki, içinde iki unsur var ki, her tarafa uzanmış, kök atmış. Hayır-şer, güzel-çirkin, nef‘-zarar, kemâl-noksân, ziyâ-zulmet, hidâyet-dalâlet, nûr-nâr, îmân-küfür, tâat-isyan, havf-muhabbet gibi âsârlarıyla, meyveleriyle şu kâinâtta ezdâd birbiriyle çarpışıyor. Dâimâ tagayyür ve tebeddülâta mazhar oluyor. Başka bir âlemin mahsûlâtının tezgâhı hükmünde çarkları dönüyor. Elbette o iki unsurun birbirine zıd olan dalları ve neticeleri ebede gidecek. Temerküz edip birbirinden ayrılacak. O vakit, cennet cehennem sûretinde tezâhür edecektir. Madem âlem-i bekā, şu âlem-i fenâdan yapılacaktır. Elbette anâsır-ı esâsiyesi bekāya ve ebede gidecektir. Evet, cennet-cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir. Ve şu silsile-i kâinâtın iki neticesidir. Ve şu seyl-i şuûnâtın iki mahzenidir. Ve ebede karşı cereyân eden ve dalgalanan mevcûdâtın iki havzıdır. Ve lütuf ve kahrın iki tecellîgâhıdır ki, dest-i kudret bir hareket-i şedîde ile kâinâtı çalkaladığı vakit, o iki havuz münâsib maddelerle dolacaktır. Şu Remizli Nükte’nin sırrı şudur ki, Hakîm-i Ezelî, inâyet-i sermediye ve hikmet-i ezeliyenin iktizâsıyla, şu dünyayı tecrübeye mahal ve imtihâna meydan ve esmâ-yı hüsnâsına ayna ve kalem-i kader ve kudretine sahîfe olmak için yaratmış. Ve tecrübe ve imtihân ise neşv ü nemâyâ sebebdir. O neşv ü nemâ ise, isti‘dâdların inkişâfına sebebdir. O inkişâf ise kābiliyetlerin tezâhürüne sebebdir. O kābiliyetlerin tezâhürü ise, hakāik-i nisbiyenin zuhûruna sebebdir. Hakāik-i nisbiyenin zuhûru ise, Sâni‘-i Zülcelâl’in esmâ-yı hüsnâsının nukūş-u tecelliyâtını göstermesine ve kâinâtı mektûbât-ı Samedâniye sûretine çevirmesine sebebdir. İşte şu sırr-ı imtihân ve sırr-ı teklîf iledir ki, ervâh-ı âliyenin elmas gibi cevherleri ervâh-ı sâfilenin kömür gibi maddelerinden tasaffî eder, ayrılır. İşte bu mezkûr sırlar gibi daha bilmediğimiz çok ince, âlî hikmetlerSayfa 212Elifler Adedi(14)için, âlemi bu sûrette irâde ettiğinden, şu âlemin tagayyür ve tahavvülünü dahi o hikmetler için irâde etti. Tahavvül ve tagayyür için zıdları birbirine hikmetle karıştırdı ve karşı karşıya getirdi. Zararları menfaatlere mezcederek, şerleri hayırlara idhâl ederek, çirkinlikleri güzelliklerle cem‘ ederek, hamur gibi yoğurarak, şu kâinâtı tebeddül ve tagayyür kanununa ve tahavvül ve tekâmül düstûruna tâbi‘ kıldı. Vaktâki meclis-i imtihân kapandı. Tecrübe vakti bitti. Esmâ-yı hüsnâ hükmünü icrâ etti. Kalem-i kader, mektubâtını tamamıyla yazdı. Kudret, nukūş-u san‘atını tekmîl etti. Mevcûdât, vezâifini îfâ etti. Mahlûkāt, hizmetlerini bitirdi. Her şey, ma‘nâsını ifade etti. Dünya, âhiret fidanlarını yetiştirdi. Zemin, Sâni‘-i Kadîr’in bütün mu‘cizât-ı kudretini, umum havârik-ı san‘atını teşhîr edip gösterdi. Şu âlem-i fenâ, sermedî manzaraları teşkîl eden levhaları zaman şeridine taktı. O Sâni‘-i Zülcelâl’in hikmet-i sermediyesi ve inâyet-i ezeliyesi o imtihân neticelerini, o tecrübenin neticelerini, o esmâ-yı hüsnânın tecellîlerinin hakîkatlerini, o kalem-i kader, mektubâtının hakāikini o numûne-misâl nukūş-u san‘atının asıllarını, o vezâif-i mevcûdâtın fâidelerini, gayelerini, o hıdemât-ı mahlûkātın ücretlerini ve o kelimât-ı kitâb-ı kâinâtın ifade ettikleri ma‘nâların hakîkatlerini ve isti‘dâd çekirdeklerinin sünbüllenmesini ve bir mahkeme-i kübrâ açmasını ve dünyadan alınmış misâlî manzaraların göstermesini ve esbâb-ı zâhiriye perdesinin yırtmasını ve her şey doğrudan doğruya Hâlik-ı Zülcelâl’ine teslîm etmesi gibi hakîkatleri iktizâ etti. Ve o mezkûr hakîkatleri iktizâ ettiği için, kâinâtı dağdağa-i tagayyür ve fenâdan, tahavvül ve zevâlden kurtarmak ve ...

Comments 
In Channel
loading
00:00
00:00
x

0.5x

0.8x

1.0x

1.25x

1.5x

2.0x

3.0x

Sleep Timer

Off

End of Episode

5 Minutes

10 Minutes

15 Minutes

30 Minutes

45 Minutes

60 Minutes

120 Minutes

(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir

(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir

Av. Ali Kurt